Eleştiri Gülüş'ün Köşesi Kitap

Bu kitabın başucu kitabım mı olması gerekiyordu?

Nasihatler, emir kipleri ve duygu sömürüleri kültüre tabi ise, müfredata tabi olması da, pek tabii...

“Klasik” olduğu söylenen bir roman hakkında olumsuz duyguları ifade etmek cesaret istiyor. Küçükken bana sanki insan olmanın önkoşuluymuşçasına sunulmuş olan o eser, bu yıl okul müfredatının parçası olarak kendi çocuğuma sunulduğunda, benim gibi hissedenlere bir hizmetim dokunacağını umarak bu yazıyı kaleme alma kararı aldım. O kitap Belçika’daki okulumda müfredat listesinde değildi. Bu yüzdendir ki Türkiye’ye tatile geldiğim sırada bir büyüğümün “Neeayy? Sen daha Çocuk Kalbi’ni okumadın mıı? ÇOOOK büyük kayıp! HEEERRR çocuk, Çocuk Kalbi’ni okumalıdırrr!” sözlerine maruz kalıp utanmıştım. Ayıbımı bir an önce örtmek için bir adet “Çocuk Kalbi” edindim ve sayfaları çevirmeye başladım.

Özveri, dürüstlük, yardımlaşma, bla bla bla

Bilmeyenler için kısa bir tanıtım (merak etmeyin, bilmediğinizi kimseye söylemeyeceğim):
Çocuk Kalbi, İtalyan yazar ve eğitimci Edmondo de Amicis’in başyapıtı. Tüm dünya dillerine çevrilmiş ve her dilde yüzlerce kez basımı yapılmış. Hikaye Enrico adındaki öğrencinin özveri, yardımlaşma, dürüstlük, iyilik ve vatanseverlik gibi erdemleri öğrenme sürecini ele alıyor. Etrafındaki arkadaşlarına göre maddi bakımdan iyi durumda olan ve ailesi tarafından ilgi gören Enrico’nun bilinçsiz ve kusurlu davranışları üzerinden çocukların erdemli bireyler ve iyi vatandaşlar olarak ailelerine ve topluma kazandırılması amaçlanmış.

Baba bana nasihat verme… derdi Madonna

Amicis büyük bir yazar olabilir ama çocuklara uygun iletişim yöntemleri kullandığını tartışabileceğimi düşünüyorum. Çocuklara erdemli olmayı öğretmek için hikâye anlatmak mükemmel bir seçim olsa da, hikayenin içine nasihatler dizmek yıllar önce çocuk halime olduğu gibi, yıllar sonra yetişkin halime de sıkıntılı gözüküyor. Bu kitapta rastladığım nasihatler, felsefeler, kehanetler ve emir kipinde konuşmalar okur tarafından çokça “dırdır” olarak ya da bende olduğu gibi, suçluluk duygusu kaynağı olarak algılanacaktır.

Afrika’daki aç çocukları düşünerek tabağındaki son lokmaya mecbur kalmak

Netekim 14 yaşımda kitabın sayfalarını çevirdikçe ruh halim değişmeye başlamıştı. “Küçük” hesaplarımla, “çocuksu” dertlerimle, “anlamsız” oyun meraklarımla hayatın “gerçekliğinden” ne kadar uzak olduğumu düşünüp, kötü hissetmiştim. Bu his, “Afrika’daki aç çocukları düşünerek tabağındaki son lokmaya mecbur kalmaya” benziyordu: Yoksulluk, savaş, ölüm gibi temalar dünya üzerinde mevcut iken biz çocuklar nasıl böyle bencil ve umarsız olabiliyorduk? Sayfaları çevirdikçe kendime saygım azalıyordu: Bizler–Çocuk Kalbi’ni okumamış çocuklar– ne duygusuz, ne hayattan bihaber, ne işe yaramaz yaratıklardık! Acaba haddimin bana bildirildiği bu kitabı bitirdiğimde erdemli bir birey ve iyi bir vatandaş olabilecek miydim?
Ne yazık ki bunu hiç öğrenemeyeceğim. Çünkü kitaba devam etmek için yeterli motivasyonu bulamadım. Enrico ve çevresi ile kendimi bir türlü özdeşleştiremedim ve neticede okumayı bıraktım. Çocuk Kalbi’ni bana öneren büyüğüme “okuyup beğendiğimi ve dersimi aldığımı” ima ettim. Kendi küçük sevimli dünyama döndüm, yaşama sevincimi geri kazandım.

Şartlanan, çelişen duygular

Yıllar sonra aynı kitap oğlum Barış’ın eline geçtiğinde, omzunun üzerinden başımı uzatıp sayfalara göz gezdirmeden, gördüğüm cümleler hakkında oğlumun ne düşündüğünü kendisine de sormadan edemedim:

  • Sınıfa yeni gelen arkadaş için “mutluluk duyması gereken”, onu “kardeşi gibi” görüp “sevmesi gereken” çocuk, sınıfa yeni gelen biriyle ilk görüşte aşk yaşayamıyorsa kendini ne kadar suçlu hissetmeliydi, tam olarak?
  • Bir başka sayfada gözüme ilişen “Aferin sana zavallı çocuk!” nasıl bir cümleydi? Aynı kişide başarı ve zavallılık görmek, nasıl bir çelişkiydi?

“Duygu sömürüsü” kavramından haberdar olan oğlum, kitap için “fena değil ama çok istekli okumuyorum” açıklamasını yaptı bana.

Bu ve bu tür örneklerden yaptığım çıkarım şu: Bu kitapta bolca duygusal yönlendirme ve davranış şartlaması bulunuyor ve kitap, çocuğun yaşına uygun bir dille yazılmaktan uzak.

Oğlumun bu favori çizgi romanında öğrenci, babasının öğretmeni dövdüğünü hayal ediyor ve panikliyor. Bu da doğru davranışın bu olmadığını anlamasını sağlıyor. “İstekleri hayali olarak gerçekleştirmek”, çocuklara nasihat vermeden doğruyu öğretmenin yaratıcı bir yolu…

Kültüre tabi ise müfredata tabi olması da pek tabii

Çocuk Kalbi Belçika’da müfredata tabi değil. Türkiye’de müfredata tabi olması ise çok tabii: Bizim kültürümüzde, aynı Amicis’in kitabında olduğu gibi, nasıl hissetmemiz gerektiği bize öğretiliyor. Öğretmenimizi sevmemiz ve saymamız, mesela, öğretmenin bize hissettirdiklerinden bağımsız biçimde dayatılıyor aslında. Benzer şekilde tuttuğunuz futbol takımı için heyecanlanmanız, mümkünse ölümüne sevmeniz gerekiyor. Daha bariz örnekler de verebilirim ama tabulara dokunmuş olurum. Neticede bir takım duyguları hissettiğimizin farkına kendi irademizle varıp, bunu ifade etmenin keyfini zor tadıyoruz gibime geliyor.

Pippi’nin çılgınlıklarının ne sonuçlar doğuracağı her zaman merak konusu…

Ben antikahramanlarımı istiyorum

Çocuk Kalbi gibi bir kitap, neden antikahramanların daha iyi insanlar olmamıza yardımcı olduklarını anlamamı sağlıyor: Tuhaf giyinen, bir dolu çılgınlık yapan, yanında silah taşıyabilen Pippi Uzunçorap, tam da bu tür sorunları olduğu için, bana Erdemli Enrico’dan daha çok yardımcı oluyor. İçimdeki  Pippi’yi sanata dönüştürerek ifade ettiğimde kusurlarımı kabullenebiliyor, onlardan utanmak yerine onların insan doğasına ait olduğunu düşünebiliyor, onlarla mücadelemi zamana yayabiliyor ve daha etkin biçimde verebiliyorum.

Gülüş Türkmen

Gülüş Türkmen

ALTERNATİF ANNE KURUCUSU | Belçika’nın Brüksel şehrinde büyüyüp Edebiyat ve Reklamcılık okuyan Gülüş Türkmen, Türkiye’ye dönmeyi seçti. Bir erkek, bir de kız çocuk annesi olduktan sonra her annenin çok emek harcadığını ama her emeğin olumlu sonuç vermediğini fark etti ve Alternatif Anne platformunu kurdu (2010). Adele Faber ve Elaine Mazlish’in destekleriyle Türkiye’deki “Çocuğumla Nasıl Konuşursam beni Dinler?” atölyelerinin ilk lisanslı koordinatörü oldu (2011). Annelik trendlerini irdeleyen “Anneliğin Ötesinde” (Kaknüs, 2012) araştırma kitabını yazdı. Kanal34’te #AlternatifAnneTV programını, TRT’de #AlternatifAnneRadyo’yu sundu (2014-2015). Annenin çocuğuna yönelik yaklaşım ve uygulamalarını değerlendirebildiği Annelik Haritası© uygulamasını geliştirdi, “Sürdürülebilir İyi Ebeveynlik” kavramını kurguladı. 2017 yılında Eğitim Reformu'nun "Eğitimde İyi Örnekler" konferansçılarından biri oldu. Halen eğitim merkezlerinde, panel ve sempozyumlarda araştırmalarını paylaşmaya, Alternatif Anne’nin yanı sıra çeşitli dergi ve gazetelerde de yazmaya devam ediyor.

2 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

*

  • Bence bu durum yasla da alakalı. 3 yaşındaki bir cocuk için meli-mali eki kullanarak oluşturulan cümleleri çok art niyetli görmüyorum. Çünkü çocuğun bahsettigin anlamda bir algılama biçimi oluşmuyor . Bu cümleler normal olabilir. Fakat cocuk, aslında okuduklarını da anne-babasıyla temellendirerek biçimlendirdiği için, kitapla ebeveyn davranışı ve aile yaşantısına uymayan bir durumda bunu soruyor. Neden böyle diye . Yaptığımız açıklamalarla kafasına tam oturuyor. 8-10 yaş öncesi için bahsettigin anlatım tarzı biraz daha zor ama sonrası için kesinlikle haklısın.

    • Yorumun için teşekkürler. Güzel bir bakış açısı bu. Kim için geçerli, kim için değil, bir felsefe dersine sohbet konusu çıkar bundan. 🙂

Alternatif Yazarlar

Gülüş Türkmen
Gülüş Türkmen
Aslı Demirörs Ağtaş
Aslı Demirörs Ağtaş
Gözde Erserçe Özateşler
Gözde Erserçe Özateşler
Deniz Sütlü Özgül
Deniz Sütlü Özgül
Ayşegül Uysal
Ayşegül Uysal
Özdemir Hiçdurmaz
Özdemir Hiçdurmaz
Özge Çakıcı Songür
Özge Çakıcı Songür
Tuba Tayfun Kayalarlı
Tuba Tayfun Kayalarlı
Meftun Kocakaya
Meftun Kocakaya
Zeynep Domaniç
Zeynep Domaniç
Tümünü Gör

Güvenilir Uzmanlar

Uzm. Dyt. Orçun Kürüm
Uzm. Dyt. Orçun Kürüm
Uzm Dr. Defne Eraslan
Uzm Dr. Defne Eraslan
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ
Eğt. Uzm. Dr. Elif Kalkan
Eğt. Uzm. Dr. Elif Kalkan
Psk. R. Berin Tuncel
Psk. R. Berin Tuncel
Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk
Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk
Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal
Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal
Uzm.Ped. Belgin Temur
Uzm.Ped. Belgin Temur
Funda Kale Yıldırım
Funda Kale Yıldırım
Tümünü Gör