Çocuk Çocuk Psikolojisi Kategorisiz Söz Çocuklarda!

Brüksel-Ankara hattında biyonik bir çocuk-Bölüm 2

zeynep4‘Çok güzel görünüyorsun canım kızım. Eveeet bakalııım. Siyah botlar, sıkı bağlanmış saçlar, temiz tırnaklar, jilet gibi ütülenmiş üniforma ve hırkan. Heyecanlı mısın? Bugün ortaokul öğrencisi oluyorsun. ’

“Anne, bu kılıkla kendimi Bayan Rotenmayer’e sunulan kurban gibi hissediyorum veya Brüksel’deki 90’lık çocuk bakıcısı Madame Matt’a. Çok korkuyorum, çok zor bir okulmuş, ya yapamazsam? ”

Bir çocuğun en açık en savunmasız alanıdır korku. Onu rahat söyleyebiliyorsa, yalnız kalmak istemiyor demektir. Artık ilkokulda değilmişim mişim…mişim. dışın dışın. Korkumun bir yere gittiği yok ama… O ilkokul 5’te, daha mezun falan da olmadı. SESİM GELİYOR MU?

Arabada babama bakarken gözlerinin parladığını gördüm. İçimden “Çok meraklıysan sen oku, ben zaten yıllar süren bir 5. Sınıf travması yaşadım. Bitmedi o bir yıl. Zaten Ergün Öğretmenim bana Teşekkür Belgemi herkesin önünde de vermedi. Koca bir yazdan çıktım hala ruhum kanıyor. Babacığım, ben okuldan emekli olmuş olabilirim ha!” Bu kadar işkenceden sonra beni salarlar inşallah. Yoo hiç salmaya niyetleri yok, gidiyorum.

Hapishane…

Okula, barakaya geldik. Çiçek yok. Ağaç yok. Bunlar beni T.F.L hapishanesine sokacaklar belli. Aynı tip insanlar sıraya geçiyoruz. 1D kurbanıyım, yol verin. İstiklal Marşı okunuyor. Bunu biliyorum. T.F.L Marşı söyleniyor, öğreneceğiz nasılsa. Bütün okul erkanı konuşuyor. Ne anlatıyorlar hiçbir fikrim yok.

Türkçe derslere giriş ve çıkış

Sosyal Bilgiler hocamız A.Ü, kendisini teybe bağlamışlar sanki; konuşuyor da konuşuyor. Not alıyoruzeynep2m. Alamıyorum. Çok hızlı konuşuyor (bana göre). En öndeyim, şaşkın şüpheli bakıyorum o da bana tehditkar bakışlar atıyor. Şah mat olmak üzereyim bana birşey söyleyecek gibi bakıyor. Sıranın altına gir kızım fena bakıyor. Yandakine sorsam mı son olarak ne söyledi diye, yetiştiremiyorum ki?

Sosyal Bilgiler hocamız A.Ü: “Kızım, sen. Tahtaya gel bakayım! Anlat, en son ben ne dedim? ”

“Öğretmenim bende arkadaşıma bunu soruyordum.”

“Konuşmasaydın anlardın, otur, sıfır.”

Sıfır ne yaa?

‘Ama ben yurtdışından geldim, ben biraz zor …”Yetişemiyorum” nasıl deniyordu?

Sosyal Bilgiler hocamız A.Ü: “Asi misin sen? Bu okula girdiğine göre o kadar da saf olamazsın, geç yerine. Numaran neydi senin? Sen böyle gidersen sınıfta kalırsın ben sana diyeyim kızım.”

Güzel söylediniz hocam. Bakın bütün sınıf bana gülüyor.

Türkçe Hocamız G E: “Allah’ın bana gönderdiği en büyük şeytanlardan biri.”

Bir sınav sonrası

Bu arada, Güliz benim göbek adım, hiç alışkanlığım yok duymaya, reaksiyon göstermiyorum doğal olarak. Bu da başıma yıllarca dert olacaktı.

Türkçe Hocamız G.E: “Cık. bu ne? Bu nasıl bir kağıttır? Yazı okunmuyor (el yazısı yazıyorum), imla yok, cümle yok. Rezil gibi bir kağıt. Güliz 1. Kızım, sen tahtaya gel de bir alfabeyi oku, bir duyayım.”

Güliz denen şahıstan kısa bir süre haber alınamıyor zira Zeynep Güliz’i pek hatırlamıyor. Sıranın altından çıkıp kendine dair bir konuşma olmadığını zannederek bir “Oh” çekiyor. Taa kii… O psikopat gülüşmeler başlayıncaya kadar. Doğru ya Güliz bendim. 1 almışım. Sınıfta küçüldüm küçüldüm küçüldüm. Allah’ın cezası ben bir yok olamadım. İsmail Dümbüllü gibiyim maaşallah ama bir dakika, öğretmen tahtaya çıkıp alfabeyi okumamı söyledi. Upss harika !!! Çok basit, hadi bunu yapalım Güliz Zeynep. gecikmeli olsa da tahtaya ulaştım.

Türkçe Hocamız G.E: “Kızım sen aptal mısın? Adını da mı bilmiyorsun? Yoksa benimle dalga mı geçiyorsun? Oku şu alfabeyi.”

O kadar heyecanlandım ki: “abcdefghijklmnopqrstvwxyz”oh tek solukta söyledim. Başardım yani. Taa ki o psikopat gülüşmeler başlayıncaya kadar. Yine bir sorun vardı. Hoca, neffis kızarmış bir yılbaşı hindisine dönmüş, bana bakıyordu ama bir İspanyol boğasının nidaları çıkarıyordu. Sanırım ben yine yanlış bir şey yaptım. Kendimi hep Prometeus gibi görürdüm. Her gün düzenli olarak kalbimi ciğerimi deşen (kartal değil de) leş yiyenlerin karşısındaydım. Ne acı. Daha küçüğüm. Herkes zamanında birçok şeye uyum sağlamışken ben daha yeni yeni şartlara uyum sağlıyorum. Daha doğrusu çabalıyorum.

Türkçe Hocamız G.E: “Sen benimle dalga mı geçiyorsun? Hangi alfabe bu? Daha Türk Alfabesini okuyamıyorsun. Nasıl geldin buraya? Kim soktu seni bu okula? Kızım sen kalırsın sınıfta. Çabuk tahtaya Suzan, şiir ve şehir kelimelerini yaz.”

Sahi ben Fransız alfabesini döktürdüm. Kadın da delirdi. Ah Ergün öğretmenim. Sınıf bana gülünce hepsini sustururdunuz, hatta derdimi anlatıp anlamalarını sağlardınız. Ah Ergün öğretmenim, Hayat Bilgisi dersinde beni sözlüye kaldıracaktınız da hazır olup olmadığımı sormuştunuz. Ben de hazırım deyip yarım saat süren bir sözlü yapmıştınız, sabırla ben cümle kurmaya devam ederken başınızla bana cesaret veriyordunuz. En büyük hayalim sizin gibi hocalarımın olmasıydı burada. Bir tane miydiniz koca dünyamda. Eşsizdiniz yani. Yazık bana.

Hayaller…

Demek ki hayaller çocuklar için bile, ölebiliyor. Hadi bakalım küçük kız. Buna ne diyeceksin? Eğer incindiysen ben de incindim; ağlıyorsan hemen ben de ağlarım, tutmam kendimi. İçimde derin bir sessizlik oldu. İçimdeki kız dimdik duruyordu. AĞLAYAMADIM.

Güliz Zeynep tahtaya Suzan yazdı. Okunduğu gibi yazdı. SUĞZAN. ŞİHİR, ŞEYİR… Hoca bağırınıyordu. Sesi artık tek düze geliyordu. Kahkahalar devam ediyordu.

Türkçe Hocamız G.E: “Sen benimle kesin dalga geçiyorsun. Otur sıfır, yarın velin gelecek. O el yazısını da düzeltip düz yazı yazacaksın. OTUR!”

Yıllar sonra anneme bu konuyu açtığımda bana bir itirafta bulundu. Babam ertesi gün okula gitmiş öğretmeni fena benzetmiş. Ben bunu hiç bilmedim. Öğretmene: “Filanca Hanım, kızım çok gayret ediyor ve çok zor dönemlerden geçiyor. Alfabeyi bile okuyamamış, evet haklısınız bu bizim ayıbımız ama bir öğretmen olarak takdir edersiniz ki en büyük ayıbı siz yapmışsınız. Gerçek bir öğretmen, mazereti olan öğrencisini küçük düşürmektense elinden tutardı. Sanırım benim çocuğumu eğitmek için yeterli vasıflara sahip değilsiniz, maalesef. Bu durumdan dolayı çok üzgünüm…”demiş. Bense hocanın hokus pokus oldu hoca benimle uğraşmayı bıraktı diye saf saf düşünüyordum. Tabii sınıfta kaldım. Babam canım babam beni kim eğitecek?

zeynep3Din Hocası tam bir centilmen, tam bir din adamıydı lakin ben adını hatırlamıyorum!!! Yıllıktan bakmam gerek.

Din Hocamız: “Güliz. gel tahtaya Fatiha Suresini oku evladım.”

YANDIK…

“Hocam ben bilmiyorum onu”

Din Hocamız: “O ne evladım? Sure o sure. Sen Müslüman değil misin? Nasıl bilmezsin? Hadi gel bakayım tahtaya.”

OF YANDIK Kİ NE YANDIK.

“Bilmiyorum, söyleyemem. Öğrenip gelirim.”

Din Görevlisi: “Demek öğrenip gelirsin. Niye bunca zamandır öğrenmedin? Nerden geliyon gızım sen?”

Güliz Zeynep: “Ben Belçika’dan geliyorum, ben orada bir katolik ilkokulunda okudum. Ben İsa’yı ve Meryem’i bilirim. Biz her hafta okulla kiliseye gider ayin…”

Din Görevlisi: “Kes. Haçta çıkarırsın sen. ”

Güliz Zeynep: “Haç yok bizim evde.”

Din Görevlisi: “Sus. bre (bişey bişey)… (biiip). Ellerini aç yavrum sen. Öyle değil. İçini içini.”

Paaat Paaat…

Sınıfın bazı psikopatları yine devredeydi. İğrenç bir uğultu vardı. Bunların hepsini bir ay yuvaya atacaksın bir dayak yiyecekler, merhamet etmeyi öğrenecekler. Alay en büyük kırbaç biz yetim ve öksüzlere. Onlar bilmiyorlar. Ben, Allah tarafından öğrenmek için seçilen biriydim. Ben ne yapmış olabilirim ki? Kötü bir bebek, kötü bir çocuk olmalıydım. Cezamı hala çekiyorum. Bir de suçumu bilsem…

Yetiştirme yurdundan beri bu ilk dayağım. İçimdeki küçük kız kımıldadı biraz çünkü biz fiziksel acıyı çok yakından tanırız, canımız yandı, çook. Daha çok vurmasınlar diye ağlayamazdık. Bu sefer iki damla aktı gözlerimden. Hem de din hocası yüzünden.

Yıllar sonra bir itiraf daha gelecekti annemden:

Babam din hocasını dinsiz olmakla, insan olamamakla suçlamış. Bir dönem din derslerine sokmamıştı beni. Bunlardan öğreneceğime hiç öğrenmeyeyim daha iyiymiş. Aman babacığım ben dayağımı afiyetle yedim. Herkesin gözü önünde yedim. Babam bana hiç kıyamazdı aslında, hep yanımdaymış meğer. Çok donanımlı olmamı istemişti sadece. Tüm anne babalar gibi.

AMA baba al beni bu okuldan, çok ağır geliyor işte, hepsiyle başa çıkamıyorum. Burada canıma okunuyor . Düşündüğün kadar güçlü değilim.zeynep4Yıl 1984, Şubatın 21’i Salı günü

Okuldan eve geldim. Babam Abu Dabi’de iş gezisinde, yarın dönecekmiş, öyle söylemişti telefonda bana. Annem, aşağı yukarı 100 kişiyi salonumuzda ağırlıyordu.

Esin Talu Çelikkan ve Yekta Güngör Özden oturma odasında bana:

“Zeynep’im, canım… maalesef babanı kaybettik…”

Zeynep Silahtaroğlu

Zeynep Silahtaroğlu

1969 Erzurum doğumluyum. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı mezunuyum. Evli ve 2 çocuk annesiyim.

4 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

*

  • Zeynep Hanım,
    Hem üzüntü hem de kızgınlık hissini yoğunlukla yaşadım yazınızı okurken. “Bu nasıl öğretmen?” demeyi geçtim “bu nasıl insan?” demek istiyorum. Yazık. Böyle insanlar tertemiz kusursuz olan çocuk ruhunu kirletiyorlar. Babanızı küçükken kaybetmiş olmanıza üzüldüm. Nur içinde yatsın. Hikayenin devamını bekliyor olacağım.
    Sevgiler

    • Sevgili Elif Berrak Hanım,

      O okuda ilerleyen zamanlarda çok iyi öğretmenlerim de oldu.Lise 1deki edebiyat öğretmenim,o hiç bilemedi ama bana çok ilham kaynağı oldu,sabrıyla sevgisiyle insanlığıyla öğretmenliğiyle.Bir dersinde metin üzerinde çalışıyorduk :’Bu durumda bu parçadan çıkan sonuç,ilk hedefimizin…’ ‘AKDENİZ’ diye heyecanla sözünü tamamlamıştım,konuyla hiç alakası olmadığı halde gülümsedi ve heyecanımı kesmedi.Sınıf gülünce de :’Gençler gülmeyiniz,işte bir dinamik Türk kızı,yurt dışından gelmiş ama Türk ruhunu ve Atatürk sevgisini hep içinde taşıyor.Onun da söyleyecekleri var,sessiz olun ve saygı duyun,en önemlisi dinleyin.’demişti.Onurlandırılmış ve insan yerine konulmuştum.İlk kez doğru anahtarı bulmutu bir hoca.Kimse o anahtara sahip olmak istememişti,zor gelmiş olabilir,insan olmak.Neyse,o sene türkçe kitapları okumaya yazmaya başlamıştım.İlk adımlarımdı.Öyle çıldırmıştım ki haftada 5 kitaba kadar çıkmıştım.Bana herşeyi sevdirdi yapabileceğimi gösterdi.

      O kadar çok yük vardı ki üstümde.En kötüsü üstüne bir de babamın, en büyük aşkımın artık elimi tutamayacak olmasıydı.İlk onun kucağına çıkmışım.İlk onunla tanışmışım.İlk baba nefesini ondan almışım…30 yıldır nefesim eksiktir.O olsaydı hala kucağında otururdum inanın.

      Çok teşekkür ederim.Son bir yazım daha olacak.Kimseyi daha fazla üzmek istemiyorum.Oysa asıl hikaye babamın ölümünden sonra başlıyor.Biyolojik tarafın ortaya çıkması, kaçırılma durumları…Geçmişe bakınca yinede Allah beni hep oyunda tutmak istemiş.Tam bitti derken,bir melek beni uçurumun dibinden çıkarırdı.

      Herşey için teşekkür ederim.

      Saygılarımla,

      Zeynep Silahtaroğlu

  • Hepimizi büyüten acılar var ama küçük yaşta büyümek en acısı… Kalbnizin yaraları umarım artık sarılmıştır. Bilirim sarılsa da ara ara kanarlar. Sevgiler….

    • Sevgili Serpikgül Vural,

      Şarkıda dediği gibi :’Acının insana kattığı değeri bilirim,küsemem…’

      Şimdi büyüdüm sözde ama annelliğimi görseniz.1.5 yaşında bir kızım var ve eğilip pisicilik oynuyoruz,yerlerde sürünüyoruz.Belkide olgunluk budur.Çocuklarımla yerlere uzanıp boğuşmaktır.Çok uzun zamandır büyüğü oynamak zorunda bırakıldım.Şimdi özgürüm.Ruhum,kalbim artık özgürüz.Eşim bir harikadır.Sanırım yıllar sonra onu hakkettim.Hayatımda kolay gelen herşeyden çok çekindim.Bazı insanlar çekerek sonuca varır,bazılarıysa vardıktan sonra çeker.İkisinde hayat diyoruz.

      Muhtemelen 3. yazımla son kez sizlerle olacağım.Bana destek olduğunuz için teşekkür ederim.Çok güzel bir yaşam dilerim size.

      Saygılarımla,

      Zeynep Silahtaroğlu.

En Popüler İçerikler

Alternatif Yazarlar

Gülüş Türkmen
Gülüş Türkmen
Aslı Demirörs Ağtaş
Aslı Demirörs Ağtaş
Gözde Erserçe Özateşler
Gözde Erserçe Özateşler
Deniz Sütlü Özgül
Deniz Sütlü Özgül
Ayşegül Uysal
Ayşegül Uysal
Özdemir Hiçdurmaz
Özdemir Hiçdurmaz
Özge Çakıcı Songür
Özge Çakıcı Songür
Tuba Tayfun Kayalarlı
Tuba Tayfun Kayalarlı
Meftun Kocakaya
Meftun Kocakaya
Zeynep Domaniç
Zeynep Domaniç
Tümünü Gör

Güvenilir Uzmanlar

Uzm. Dyt. Orçun Kürüm
Uzm. Dyt. Orçun Kürüm
Uzm Dr. Defne Eraslan
Uzm Dr. Defne Eraslan
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ
Eğt. Uzm. Dr. Elif Kalkan
Eğt. Uzm. Dr. Elif Kalkan
Psk. R. Berin Tuncel
Psk. R. Berin Tuncel
Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk
Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk
Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal
Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal
Uzm.Ped. Belgin Temur
Uzm.Ped. Belgin Temur
Funda K. Yıldırım
Funda K. Yıldırım
Tümünü Gör