Bloglar Editörün Seçtikleri Eleştiri

Blogger annelik ve çocuk istismarı

Çocuklu yaşantıyı kâh blog formatında günlük olarak, kâh sosyal medyada anlık olarak paylaşmak, yediğini, içtiğini, gezdiğini takipçilere duyurmak sorgulanmadan yapılan eylemler oldu artık. İşin ucunda popülerlik ve maddi kazanç da olunca, self-paparazziliğe soyunan ebeveyn sayısında patlama yaşanıyor. Yoğun tempoda ve yalnızlaştırıcı bir ortamda çocuk büyüten, destek almaya ve anlaşılmaya muhtaç genç anneler için blogger anne camiası cankurtaran oluyor. Tabii her gülün bir dikeni olduğu gibi, bu işin de ortaya çıkardığı sorunlar var…

“Alternatif Anne” isminin bazı sorunlara kucak açtığını fark ettiğimizde portal henüz birinci yılını bile doldurmamıştı. “Alternatif düşünce”lerin “dogma”lardan farkını anlatmak için bir Manifesto oluşturmamız gerekti.

Son bir yıldır psikolojik danışmanlık ve sağlık merkezlerinde bir sunum yapıyorum. Adı; “Blogger Annelik: Avantajları ve Tuzakları“. Sanal ortamda yaratılan baskıları, mezhepleşen anne trendlerini ve korkutan çarpıtılmış bilgileri konu uzmanlarına aktarıyor. Uzmanlar karşılarına çıkan “Ben o şekilde doğum yapmam”, Ben o ilacı çocuğuma vermem”, “Doğru teşhis koymuyorsunuz, çocuğumu benden iyi mi tanıyacaksınız?” diyen ebeveynlerin (çoğunlukla anneler) savunmacı ve düşmanca tavırlarını daha iyi anlamaya başlıyorlar. Merak edenler için bu bilgilerin önemli bir kısmı “Annelik Haritası” kitabımın ikinci bölümünde mevcut.

Tam olarak ne kadar özgürüz?

Diyebilirsiniz ki ne istersek yapar ve yazarız, istemeyen takip etmesin. Sorunların belki de en büyüğü, kendi özgürlüğümüzün bir başkasınınkinin –çocuğumuzun- özgürlüğünün başladığı yerde bitiyor olduğunu görmek istemeyişimiz. Geçtiğimiz haftalarda gazetelere yansıyan bir haber, şapkayı önümüze koyup daha iyi düşünmemize vesile olmalı: Bir baba, kişisel sebeplerinin yanı sıra “çocuğunu reklam malzemesi yaparak para kazandığı, istismara davetiye çıkardığı” gerekçesiyle blogger eşini dava etti. Alternatif Anne yazarlarına dönüp, bu konuda ne düşündüklerini sordum. Bakalım siz, kime hak vereceksiniz:

Mutlu değil, tanınan anneler

Funda Kale Yıldırım, çocuk gelişimci ve aile danışmanı: Bazı blogger anneler şöhret ve takipçi sayısı uğruna amaçlarından çıkabiliyorlar. Benim gözlemime göre aşırı gezmeli-tozmalı, eğlenmeli bir hayata doğru sürüklenirken başlıyor aile içi problemler. Bir etkinlikten diğerine koştururken “ne yapayım, boş boş evde mi oturayım?” dediklerine şahit oldum. Çok sayıda okulöncesi çocuğunun restoranlardaki küçük, havasız oyun alanlarında aynı anda oynamaya zorlanması, annelerin sohbet edip tanıtılan ürünleri kapma çabası dikkatimi çekiyor. Annesine doymayan çocuklarda huzursuzluk başlıyor. Sonra anne, çocuğunun neden mızmız ve agresif olduğunu soruyor ve eşiyle ilişkilerinin bozulduğundan bahsediyor. Annenin mutluluğu elbette çok önemli ama ben birçok blogger annenin mutlu değil, sadece tanınan anne olduğunu düşünüyorum.

Kemal Sunal’ın “Yüz Numaralı Adam” filmi gibiler

Ayşegül Uysal, yazar: Bir kısım blogger gerçekten çok donanımlı ve bunu başkalarına aktarma paylaşma derdinde. Ama son zamanlarda deneyimlediğim bir blogger grubuna bakarsak durum çok vahim. Kullandıkları her ürünü, her mekânı olumlu yazmak için para alan, Kemal Sunal’ın “Yüz Numaralı Adam” filmindeki gibi blogger’lar. Ve bunu cocukları üzerinden yapıyorlar!

İçerik üretmeden olmaz

Özdemir Hiçdurmaz, blogger baba: “Blogger” kavramı çok önemli bir yere sahip olduğu kadar, çok da kabul gören bir iş. Bu işi para için yapmak kadar doğal bir şey yok. Çocuklarını dizilerde, filmlerde oynatan, setten sete koşuşturan anne babalar da çok benzer bir şey yapmakta. Kaldı ki, bir çocuk fotoğrafı paylaşarak yüzbinlerce takipçi edinmeniz mümkün değil: İçerik üretmeniz gerekir, rol model olmanız gerekir, insanları ortak bir paydada buluşturmanız gerekir. Bunun için de çalışmak gerekir. Sadece çocuk fotoğrafı paylaşmakla olmaz bu iş!

Özendirmek iyi sonuç getirmez

Gözde Erserçe Özateşler, yazar: Ben, çocuklarımın özelini fazladan bir kaç tanımadık gördüğünde dahi rahatsız oluyorum. Çocukların çocuksuluktan uzak halleri ana-babanın inisiyatifidir. Bence gelişim basamaklarını sıralı çıkmak, sağlamlık açısından önemli. Çok özendirmek, çok müdahalede bulunmak iyi sonuç getirmeyebilir.

Fotoğrafların izninin anne-baba tarafından verildiğini bilmek yeterince sıkıntılı!

Belgin Temur, uzman pedagog: Kendi kapalı grubumda, beni tanıyan insanlara özel hayatımı gösterirken, bunun bile çocuklar açısından sakıncaları olduğunu sorguluyorum. Tanımadığı binlerce takipçiye çocuğunu göstermenin ise tamamen bir ihmal olduğunu düşünüyorum. Blogger’lığın çocuklar açısından nasıl sakıncalara doğurabileceğini birçok uzman yazıyor. Çocukların fotoğraflarının ve yaptıklarının binlerce yabancının önüne serilmesini anlamlı bulmuyorum. Sonuç itibarı ile çocuk zarar görebilir, şimdi ya da daha sonra. Çocuk hakları açısından ele alındığında da bir “hak ihlali” bu. Kendi uzman sayfamda hiç bir paylaşımımın altına çocuk fotoğrafı koymuyorum, çizimler kullanıyorum. Çünkü bu fotoğrafların izninin anne baba tarafından verildiğini bilmek yeterince sıkıntılı! “Çocuğumdan izin aldım” derken, çocukların anne babalar tarafından yönlendirilebildiğini, kendileri için iyi ve doğruyu ayırt edemeyecek durumda olduklarını unutmamak lazım.

Yarar-zarar dengesi

Gülüş Türkmen, iletişim uzmanı: Çocuklarımızı işimize alet ettiğimiz görüşüne katılıyorum. Belgin Temur’un dediği gibi belki de hiç kullanmamalıyız çocuklarımızın fotoğraflarını! Öte yandan bazı kazanımlarımı düşündüğümde, blogger anneliğin zarardan çok yarar getirebildiğini de görebiliyorum. Mesela bunca çocuk uzmanıyla çalışmam sayesinde kendi çocuklarımı olabileceğinden çok daha sağlıklı büyüttüm. Bir de engelli ve hasta çocukların durumu var ki, sosyal medya en çok onların işine yarıyor gibi: Onbinlerce anneyi organ bağışı konusunda hassaslaştırmayı başarmış bir sosyal medya annemiz var. Evet, onun da çocukları fazlasıyla gözler önünde, ama kritik bir ameliyat için gereken parayı takipçilerinden toplamayı başardı ve bu, çocuğunun hayatı kurtulabilir. İşte bunlar beni “blogger anne bencilin tekidir” demekten alıkoyuyor…

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız