Bebek Kategorisiz

Bitmeyen dert uykusuzluk

Uykusuzluk anneyi yıpratır. Uykuyu sevmeyen çocuk var mı yoksa sadece doğru yöntemini bilmeyen anne mi?

 

“Uyku uyku…biraz deniz biraz uyku..bütün isteğim buydu…”

İşte son iki buçuk yılımın şarkısı…

Anne olalı 2,5 yıl geçti, geçemediğim en büyük problem uykusuzluk…

Sevgili kızım Denizle ilgili hiçbir konuda zorlanmadım uyutmakta zorlandığım kadar… Sizlere böyle cümlelerle başlayıp yazımın sonunda “işte buldum buldum çözümü var bu işin” demeyi çok isterdim… Ama maalesef bu yazıda sadece var olana bir durumu çözemeyeceğini anlamış bir annenin durumu kabullenişi var. Bence bazı huylar doğuştan geliyor ve biz ne yaparsak yapalım bunu değiştiremiyoruz. Uyku gibi mesela, uyumayı sevmeyen bir bebek uykuyu sevmeyen bir çocuğa dönüşüyor. Ve muhtemelen de uykuyu sevmeyen bir yetişkin oluyor. Ama acaba bu arada uykuyu çok seven, sevmekten geçtim çocuğu ile ilgilenebilmek için uyuması dinlenmesi gereken annesinin hali ne olacak? İnanın bu durum çalışan bir anne için öyle zor öyle çözümsüz ki! Nasıl mı? Sabahları işe geç gitme şansım yok. Öyle haber verip bir saat gecikiyorum diyemezsiniz. Sabah 8:30 mesai başlar. Ama siz gece 2-3 sularında yatmışsınızdır. Üstelik sabah 7 kalkacak bile olsanız bu aradaki 5 saatlik uykuda ortalama 2 defa da uyanmışsınızdır.

İşte sizlere uykusuz kızımın uyumama maceraları!

Hani derler ya bebekler ilk 10-15 gün sürekli uyur emer ve gene uyur. Biz o süreci hiç yaşamadık. İlk kontrolde (Deniz 10 günlüktü) doktorumuz bir altı ay sabredin dedi, kendi hareket etmeye başlayınca gaz derdi biter daha rahat uyur…

Günler haftalar aylar geçti, gaz derdi geçti ama uykusuzluk geçmedi. Deniz anne sütü alıyordu. Emmek için uyanıyor dedi büyükler. Ama sütten kesemezdim kızımı öyle çok istiyordum ki onu sonuna dek emzirmeyi. Umutla 2 yıl bekledim, sabırla 2 yıl emzirdim. Geceleri çok kez yarım saatte bir uyandım. Bazen o emerken ben uyuya kaldım. Gözümü bir açtım kızım kucağımda ben oturur durumda uyuyakalmışım. Bundan çok korkardım, bir gün kucağımdan düşüverecek sanırdım.

Hatta o tatlı uykudan kızımı düşürdüğümü gördüğüm kâbuslarla uyanırdım. Bir bakardım kızım kucağımda. Zaten el kadar bebek, insan ağlatmaya da kıyamıyor. Kucağımızda gezdirirdik, battaniyelerde sallardık, ayağımızda sallardık. Ama olmayınca olmazdı. Bu iki sene boyunca çok insanı şaşkınlıklara uğrattık… Gözüyle görmeyen inanmaz abartıyoruz sanırdı. Öyle ki kendi annem bile bizde kaldığı bir gece Deniz in gece 12 den sabah 6 ya dek uyanık kaldığını görünce anlatıyordun da inanmıyordum kızım dedi…

Zaman geçti, biricik prensesim 2 yaşını bitirdi. Ve onun için de benim içinde çok zor olsa da anne sütüne veda ettik…Evet, artık emmiyordu geceleri kalkmayacak dedim. Ama neredeee… 6 aydır gördüğüm kadarıyla bu da boş bir bekleyişmiş.

baby-729365_640Annesini özlediği bu nedenle uyumadığı yazıyordu bazı kitaplarda. İnanın işte eve döner dönmez ki; en geç 6 da buluşmuş oluyorum kızımla; neredeyse yemek yemek dışındaki tüm vaktimi kızıma ayırıyorum. Her ne yaparsak beraberiz mutlaka. Belli rutinler de oluşturduk. Akşam saatlerinde mutlaka papatya çayımızı içiyoruz. Beraberinde kitaplarımızı okuyoruz. Yatmadan önce banyo yapıyoruz. Ama olmuyor. Ne yaparsak yapalım 9 gibi bir hayalim yok ama gece düzenli olarak 11-11:30 sularında bile yatamıyoruz. Bu şekilde uzunca bir süre mücadele ettik kızımla. Onu bana göre sert yöntemlerle üzmedim, öyle yatağına falan koyup ağlaya ağlayan uyumasını beklemedim. Ama tatlı tatlı uyku düzeni oluşturmaya çalıştım. Peki kazanan dediğinizi duyar gibiyim, tabii ki kızım kazandı… Canı ne zaman isterse o zaman uyudu ve bundan da hiç taviz vermedi… Şimdilerde 2,5 yaşındaki kızım artık gündüzleri de uyumak istemiyor. Bazen tamam diyorum gündüz de uyuma. Ama hiçbir şey fark etmiyor. Üstelik de gün içinde çok hareketli bir yaşam sürüyor. Her gün mutlaka parka gidiyor, bahçede arkadaşları ile oynuyor. Zamanımız çocukları açısından düşününce çok şanslı bir ortamda büyüyor. Ama sanırım o kadar çok düşüncesi var ki beyninde uçuşan, uyumak ona gereksiz geliyor. Bazen fark ediyorum uyku ağır basıyor…Ama bir anda aklına bir şey geliyor ve “anne şunu yapalım mı” diye yerinden fırlıyor 🙂 O derece ki geçenlerde gözünde oluşan bir şişlik yüzünden gece acile gittik, kızıma göz tomografisi çekilebilmesi için hareketsiz durması, bunun için de damar yolu açılarak sakinleştirici verilmesi  gerekti. O aldığı ilacın kızımı uyutması gerekiyordu ama benim haydut prensesimi sadece biraz sersemletti. O sersem haliyle benim kucağımdan teyzesine “ceee” yapmaya çalışıyordu. Nasıl dayanıyor bilmiyorum, hatta doktorumuz bile bilmiyor, sadece bazı çocuklar uykuyu sevmiyor, biz doktorların da çaresiz kaldığı bir konu bu diyor. Peki, bunu duyan bir anne baba ne yapar? Bence en mantıklı seçenek bu erken uyutma sevdasından vazgeçmek ve var olan gerçeği kabullenmekti. Biz de böyle yaptık, eşimde ben de kızımızı uyutmaya çalışmaktan vazgeçtik.  Çoğu yetişkinden bile daha az uyuyarak büyüyor benim kuzum.

Kişisel tecrübem şu ki uyumayan bir çocuğu uyutmaya çalışmak her iki taraf içinde çok sinir bozucu oluyor. Anladım ki bazı aşamaları gerçekten de zamana bırakmak gerekiyor. Açıkçası ben üstüne düşmekten vazgeçtikçe bu durum daha kabul edilir bir hale dönüştü. Hatta son zamanlarda iyice bıraktım ipin ucunu, saldım gitti bu uyku düzeni işini. Artık iyice eğlenceye vurdum. Saat  11 e dek kızımlayım…O ne isterse olabilir, oyun oynanabilir, kitap okunabilir…Ama 11 den sonra artık çizgi film saati başlıyor…O saatten sonra ben ister kocamla oturur kahvemi yudumlarım, ister tv izlerim, ister ertesi güne yemek yaparım…Ama oyun bitiyor..Zaten Deniz de bu saate dek oyuna kitaba doymuş olduğundan çizgi filmler onun için daha cazip hale geliyor…Ve keyfi ne zaman isterse anne hadi yatalım diyor. En azından yatakta ağlamıyor, hadi kalkalım diye bağırmıyor, ya da kendi kendine yataktan kaçmıyor…İşte böyle uykusunun zamanını ve yerini tamamen kendisi seçiyor. İyi mi kötü mü yapıyorum bilmiyorum ama en azından uyku aramızda bir savaşa dönüşmüyor. En azından tatlı tatlı sarıla sarıla uykuya geçiyoruz…

Sibel Yılmaz Karagülle

Bu yazı Alternatif Anne’de ilk 8 Kasım 2012 tarihinde yayımlanmıştır.

Deniz gibi “uykuyu sevmeyen” bir bebeğiniz varsa, çözümü bu yazımızda okuyabilirsiniz!

BalDenizim

12.04.1979 da doğdu..Çocukluğundan beri en sevdiği şey okumaktı, sonunda Kütüphaneci oldu. Gezdi tozdu günün birinde aşık oldu evlendi...Asla ama asla çocuk bakamam derken günün birinde büyük konuşmaması gerektiğini öğrendi...Şimdi hayatının en büyük anlamı biricik kızı Deniz.

4 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • Merhaba,
    Yazınızı okuduktan sonra sizi çözümsüzlüğünüzle başbaşa bırakmaya içim el vermedi. Uyku koçu Seride Samurkaş Karaç (http://www.uykumelegi.com/) ile konuştum. Hafta sonu size bir yorum bırakacağını söyledi. Tek bir tuğlayı oynatmayı başarırsak ne mutlu bize. Sevgiler 🙂

    • İşte bu harika olacak, umarım denmediğim ve de başarılı olacak önerilerle hayatımız daha da kolaylaşır 🙂
      Çok teşekkür ederim.

    • Doğrusu bunu beklemiyordum çok teşekkür ederim..Kendisinin önerilerini sabırsızlıkla bekliyorum.

  • ‘Uykusuzluk ne bir kader, ne de annelik sınavıdır.’ Seminerlerime bu sözlerle başlarım çünkü tıbbi bir rahatsızlığı olmayan her bebek kesintisiz gece boyu uyur. Burada belirleyici olan bizim tutarlı olup olamadığımızdır.

    Çocuklara ne kadar esnek davranırsak sanılanın aksine o kadar kendilerini güvensiz hissederler. Özellikle 2 yaşından önce neden sonuç ilişkisi yoktur ve birşeyden sonra birşey gelir kavramı vardır. Bu nedenle okuduğunuz her kitap günlük rutinler öneririr ki çocuklar akşam yemeğini yedikten ve belirli aktiviteleri yaptıktan sonra yatacaklarını bilsinler diye.

    Ayrıca bebeğinizin 21:00’de yatmasını beklemenize karşın, uykusu daha erken bir saatte geliyor olabilir. Siz de uykusunuz gelip, uykuyu kaçırmayı başardığınızda bir daha her zaman uyuduğunuz saatte bile uyuyamazsınız. Bu aşırı yorulmanızdan dolayı olur. Bebeğiniz için de aynı durum geçerlidir.

    Uykuyu seven ya da sevmeyen çocuk yoktur. Uykuya geçmek için yardıma ihtiyacı olan veya olmayan çocuk vardır. Kendi başına uyumak öğrenilen bir davranış biçimidir ve bu ebeveynler olarak bizim sorumluluğumuzdur.

    Bebeğinizin günlük uyku düzeninin kendi yaşına uygun bir düzen olduğundan emin olmanızı öneririm. Ayrıca kendi yaşam felsefenize uygun bir metodu seçerek bebeğinize kendi başına uyumayı öğretmeniz de mutlu son için gereklidir.