Röportaj

Bisikletim Senin Olsun

“Bisiklet her yaşta insanın en sevdiği oyuncaktır” diyen ve tüm çocukların bisikletle büyüdüğü bir dünya hayal eden Bisikletim Senin Olsun ekibinden Zümral ve Utku’yla tanıştırayım sizleri:

Bisikletim Senin Olsun projesi nedir ve neyi amaçlar?

Zümral: Bisikletim Senin Olsun projesi, kısaca bir değişim-dönüşüm projesidir. Biz kullanılmayan bisikletleri tamir edip, temizleyip bisiklet alma imkânı olmayan çocuklara ulaştırmaya çalışan bir grup insanız.

Böyle anlatınca, süreç içinde değişen-dönüşen tek şeyin bisiklet olduğu aklınıza gelebilir. Aslında bu proje; bizim, tüketimle beslenen, almadan vermeyen günümüz kalıplarından biraz uzaklaşıp nefes almamızı sağlıyor, bizi dönüştürüyor diyebiliriz.

Peki, bu fikir nasıl ortaya çıktı?

Zümral: Fikrin ortaya çıkışı oldukça dolaylı oldu. Arabamızı satarken 500 liralık bir miktar için sıkı bir pazarlık yaşadık. Bu durum çok uzayınca Utku dedi ki “Bu parayı harcamayalım, ihtiyacı olan birilerine verelim.” Yüksek bir bedel olmamasına rağmen, bu parayla ne yapabiliriz diye düşünmeye başladım. Bahar ayıydı ve oturduğumuz sitenin otoparkında üst üste atılmış, kir pas içindeki bisikletler canımı sıkıyordu.  Dedim ki “Biz bu bisikletleri tamir edip temizleyelim, bisikleti olmayan çocuklara ulaştıralım.” Bu fikir anlattığımız herkesi heyecanlandırınca önce siteye ilanlar astık. Sonra Facebook ve Instagram’da hesap açıp projeyi daha çok insana duyurmaya çalıştık.

Bisikletim Senin Olsun ismi nereden geliyor? 

Utku: İsmimiz, bisiklet sahiplerinin kullanmadıkları bir bisikleti bir başka çocuğa hediye etmesi fikrinden geliyor.

Modern zamanlar bize daha çok eşya almak için daha çok çalışmayı öğütlerken, kullanmadığımız eşyalarla ne yapabileceğimizi unutturdu bence. Eşyalarla kuşatıldık bir anlamda. Bir türlü paylaşamıyoruz elimizdekileri. Biriktirdikçe biriktiriyoruz. Böyle olunca, bir yanda çürüyen bisikletler ve diğer yanda bisiklete hasret büyüyen çocuklar yaratıyoruz. Çocuklar bisikletsiz büyürken, bisikletler de bir köşede çocuksuz çürüyorlar. Bu sadece bizim değil herkesin dur demesi gereken bir durum bize göre.

İşte tam da bu yüzden biz, insanlardan sevdikleri ama kullanmadıkları bir şeyi bir başkasına hediye etmesini istiyoruz. Böylece sevdikleri bir şey ile birlikte sevgiyi de paylaşmış olacaklarına inanıyoruz.

Biz de iki yıldır hep bir ara bineriz dediğimiz ama neredeyse hiç kullanmadığımız bisikletlerimizi yeni sahiplerine ulaştırdık. Kaldı ki ben çocukluğumu bisikletsiz geçirdiğim için bisikletim benim için oldukça özeldi.

Yani yeni bisiklet kabul etmiyorsunuz, öyle mi?

Zümral: Tam olarak öyle. Çünkü etrafımızda çok fazla kullanılmayan ve iyi durumda bisiklet var. Özellikle çocuk bisikletleri çok az kullanıldığı için eskimiyor, sonra bir köşede unutulup çöp oluyor yıllar içinde.

Ayrıca kullanılmış bisikletleri yenilemek hem daha ekonomik, hem de daha ekolojik.  

Proje ne kadar süredir ve hangi şehirlerde devam ediyor?

Utku: Nisan ayında fikir ortaya çıktı. Mayıs başında sosyal medya hesaplarımızdan insanlara ulaşmaya başladık.

İstanbul ve İzmir’de yürütüyoruz şu an projeyi. Her şehirde bisiklet hayali kuran çocuklar var tabiki, gönüllülerimiz arttıkça projeyi daha da yaygınlaştırmak istiyoruz.

Bisikletlere nasıl ulaşıyorsunuz?

Utku: Sosyal medya hesaplarımızdan bisiklet bağışlamak isteyenlerle iletişime geçiyoruz. İmkânı olanlar bize getiriyor, imkânı olmayanlardan biz gidip alıyoruz bisikletleri.

Bu aşama, projenin oluşturduğu güven zincirinin ilk halkası diyebilirim. Bisikletlerini veren insanlar bize güveniyorlar. Biz de bizden bisiklet isteyen insanlara. El değiştiren bir bisiklet olsa da insana dair bir şey yapıyoruz ve güven olmadan bunu yapamayız.

Aldığınız destekler var mı?

Zümral: Aldığımız maddi herhangi bir destek yok. Şu an için her şeyi kendi bütçemizle karşılıyoruz.

İhtiyacı olanlarla destekleri buluşturan bir proje olan İhtiyaç Haritasına üye olduk bu ay. Artık bisiklete ihtiyacı olan insanlara ulaşmak için onlardan yardım alıyoruz.  

Süreçte en çok hangi konuda zorlanıyorsunuz? 

Zümral: Bisiklet, taşıması zor bir eşya; bu yüzden en çok zorlandığımız konu bisikletlerin yeni sahiplerine ulaştırılması oluyor. Bağışlanan bisikletleri aynı şehirde sahiplendirmeye çalışıyoruz. Örneğin, İhtiyaç Haritasından, Batman’dan öğrencilerin en büyük hayalinin bisiklet olduğunu okumuştum. Ulaşım desteğimiz olsa şehir dışına da bisiklet göndermek isteriz.

Bisikletle çocuğun buluştuğu anı biraz anlatır mısınız?

Zümral: O an herkes biraz şaşkın oluyor ama net olarak söyleyebilirim ki bu aslında çok özel bir an. Eminiz ki bisikleti verdiğimiz çocuk o anı hiçbir zaman unutmayacak ve ilerleyen yıllar boyunca tekrar tekrar hatırlayacak. Biz bisiklet götürdüğümüz çocukları tanımıyoruz, sonrasında ulaşmak için iletişim bilgilerini de almıyoruz. Aslında bir görünüp bir kayboluyoruz çocuk gözünden. 

Kim daha çok heyecanlanıyor o an derseniz emin değiliz. Biz, bisikletin bir çocuğun hayatını nasıl değiştireceğini hayal ettiğimiz için bizim için daha heyecanlı oluyor sanırım.

Projeyle ilgili hayaliniz nedir? 

Utku: Projenin temel fikri karşılıksız paylaşım. Hiç bir karşılık beklemeden bisiklet paylaştığımız bir çocuğun ileride paylaşımın değerini daha çok hissetmesi, bizim proje ile ilgili hayalimiz ve içimizde taşıdığımız umudumuz. 

Bizce bisikletin özgürlükle bir ilişkisi var. Yaşam koşullarının getirdiği kısıtlamalar onların özgürlükle olan bağlarını koparmasın istiyoruz. Tam da bu yaşlarda bisiklet sürmenin, kendilerine ait bir ulaşım aracının sağlayacağı o özgürlüğü sonuna kadar hissedecek olmaları bizi gerçekten heyecanlandırıyor.

Hem bu güzel proje hem de röportaj için çok teşekkür ederiz.

Zümral & Utku : Biz teşekkür ederiz.

 

Gülce Erhan

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız