Çocuk Eleştiri Ergen Kategorisiz

Bir tokat, iki tokat

Risk almak başka herhangi bir yaşamsal alanda pozitif olabilir ama günümüzde en azından kaba kuvvetle risk almanın neslimiz, türümüz ve hatta tüm evren için iyi olmadığını algılayacak kadar yıllar geçirmedik mi yeryüzünde?

zhestokost

Anthony Bourdain izliyorum. Glasgow’da. İskoçya’da hani şu Cesur Yüreklerin ünlü memleketi. Yerel halktan insanlarla yemek yeyip, röportaj yapıyor. Bir kadın anlatıyor: “Dünya’nın herhangi bir yerinde babanız ölse, karşınızdaki acınızı paylaşır. Burada ise babanın ayakkabı numarasını sorarlar!!” devam ediyor, “bir dönem uluslararası bir organizasyon esnasında toplumca birlik olmak iyi gelmişti mesela çalıntı eşyalar bir hafta boyunca göz önünde satılmamıştı!!!?!”.  Ben hiç İskoçya’ya gitmedim, bildiklerim sizin bildiklerinizden azdır muhtemelen, bu yazıda anlattıklarım ise izlediğim programla sınırlı. Ancak zaten söyleyeceklerim için bir bahane bu izlediklerim.

Şiddet algımız hayatımızın ilk 3 yılında şekilleniyor!

Neyse Bourdain röportajlara devam ediyor. Sıradaki eski bir polis müdürü ki kendisi ünlü doğu yakasında çalışmış olanlarından. Kulağıma çalınan cümle hiç de bir polis memurundan duymayı beklemediğim türden; “Şiddet bir halk sağlığı sorunudur. Şiddeti polisle engelleyemezsiniz! Şiddet algımız hayatımızın ilk 3 yılında şekilleniyor!”. Devamında onların oralarda eğer 9-10 yaşlarında bir çocuk okulda akranlarından ya da kendinden büyük birinden dayak yerse annesinin nasıl davranacağını anlatıyor. Anne önce çocuğuna şefkat gösterir, ama sonra alır karşısına der ki: “Civarda vurabileceğin bir sopa, atabileceğin bir kiremit yok muydu?” Nasıl!? efendim yanlış mı duyuyorum. Yooo hiç değil, bizim buralarda da böyle değil mi? Sana vurana sen iki tane vuracaksın; biri vurduğu için, diğeri bir daha vurmaması için… Evet biz çocuğumuzu dövmüyor olabiliriz, şiddet uygulamıyor olabiliriz ve hatta çok süper modern anneler olarak “misin?” siz konuşmuyor olabiliriz ama yukarıdaki tavsiyeyi tanıdığım 10 anneden 9’u verir, babalara gelince orada oran 100% ve hatta büyükanne/büyükbabalara gelince onlar destek kuvvet olarak beraber dövmeye bile gidebilirler!!!

Programa geri dönüyorum, polis müdürü diyor ki, her insan şiddeti içinde barındırır, türümüz böyle ama risk algımızı doğru yapılandırmışsak, şiddet göstereceğimiz ortamlar yaratmayız. İki kritik kelime Risk ve Şiddet. Risk almak başka herhangi bir yaşamsal alanda pozitif olabilir ama günümüzde en azından kaba kuvvetle risk almanın neslimiz, türümüz ve hatta tüm evren için iyi olmadığını algılayacak kadar yıllar geçirmedik mi yeryüzünde? Eğer hala bir yetişkin sen iki tane vuracaktın diyorsa geçirmemişiz ne yazık ki.

Oysa o çocuğa bunu diyerek kaba kuvveti meşrulaştırıyoruz ve riski algıladığında yaşamda kalmak için aynı türden yanlışı artırarak yapmasını tavsiye ediyoruz. Mesela ilk vuran çocuğun neden vurduğunu sorgulamıyoruz ve eğer istediğini elde etmek için vurmuşsa bunun bir yöntem olmayacağını ona açıklanması gerektiğini sorgulamıyoruz. İlk vuran çocuğun ki belki de kimseden öğrenmeden içgüdüleriyle yaptığı bu davranışın yetişkin bir otorite ile çözülmesini çözüm görmüyoruz. Eğer ilk tokadı yiyen çocuk öğretmenine -ki ortamdaki legal yetişkin otorite figürüdür bence-, annesine ya da herhangi bir yetişkine bu durumu söylerse anne kuzusu/hanım evladı oluyor, şikayet etmenin ne kadar ayıp olduğuna dair bir tomar laf işitiyor. Oysa asıl yapması gerekeni yapmışken, ve aslında yetişkin otoritenin arabuluculuk yaparak, müzakere becerisini geliştirmesi gerekirken, hadi iyisinden en fazla yaptığı “hııı, bir daha olmasın evladım” oluyor –ki dedim bu iyisi, asıl olacak olan “bana şikayetle gelmeyin çocuuum”-.

Peki bir çocuk düzenli olarak şiddete meyilli ise çocuğumu neden onunla arkadaş olması için görüştüreyim ki? Gerekirse sınıf değiştirir ya da aile/komşu/ahbap çevresindeyse görüşmeleri kısıtlayamaz mıyım? Bu şekilde çocuğuma arkadaş seçimi için bir baz oluşturmuş olmaz mıyım? Hangimiz herkesle her zaman en iyi zamanı geçirmek zorundayız ki? Anlaşamıyorsak ve uzlaşamıyorsak, uzaklaşmak neden bir çözüm olmasın ki? Bu demek değildir ki her tür riskten kaçınmalısın, bu sadece fiziksel kaba kuvvet içeren şiddetten uzak durmalısın demektir. Bu ileride çocuğumun bu tür şiddete aşina olmasını, yakın yaşamasını önleyebilir ki bu da yaşam süresini uzatır;) Evet bu yazının sonunda bir çoğunuz bir hanım evladı yetiştirileceğini düşünebilirsiniz, bu seçimi yapacak olan ebeveyndir, ama unutmayın şiddete şiddetle karşılık vermenin sonu gelmez. Bir tokatla başlayan iş silahla bitebilir ve bu sonuç kimse için hayırlı olmayacaktır.

Sağlıcakla kalın.

Gözde Erserçe Özateşler

1977 yılında doğdum. 1999 yılında Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden mezun oldum. 13 yıl bankacılık sektöründe eğitim ve insan kaynaklarında çalıştım. Nisan 2007’de evlendim. Temmuz 2010’da çok beklediğim oğlum Ömer doğdu, Haziran 2012’de ise hiç beklemediğim kızım Rana doğdu. Kızımın doğumundan sonra yeniden işe dönsem de 60 yaşıma geldiğimde kapımı çalacak oğlumla kızımla kuracağım muhabbettin bağı ağır bastı ve işimden ayrıldım. İki yıldır tam zamanlı anneliğimin yanı sıra zaman zaman evden işe alım projeleri yapıyorum. Bunların yanı sıra 2004 yılında İstanbul Psikodrama Enstitüsü’nün Yardımcı Psikodramadist programını bitirdim, umarım bir gün ileri düzey programını da tamamlarım. Anneliğimin en takıntılı yanı yemek (tatil köyünde yoğurt mayalamışlığım var;), bu nedenle mutfakta vakit geçirirken çok eğleniyorum.

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız