Değerlendirme Editörün Seçtikleri Eleştiri

Bir psikopat anne masalı

"Bir yerde mutlaka bu yaklaşımın yanlış olduğu mesajı veriliyordur diye umdum, ama bulamadım..."

Bir süre önce Alternatif Anne yazar ve uzmanları arasında tartışmaya açılan bir kitap, istisnasız hepimizde şok etkisi yaratmıştı. Şaşkınlığımızı atlattıktan sonra bir eleştiri yazısı hazırlamaya karar verdik. Buradan sonrasını uzman ve yazarlarımızın fikirlerini de dâhil ederek yazacağım. “Acaba atladığım, göremediğim, yanlış anladığım bir yer oldu mu?” diye düşünerek kitabı defalarca okudum ama her defasında aynı sonuca çıktım.

Söz konusu kitap, nitelikli bir yazar olan Tülin Kozikoğlu’na ait ve çok sevdiğimiz Mavi Bulut Yayıncılık tarafından yayınlanmış “Bir tanecik oğlum”. Bir anne ile oğlu arasındaki patolojik ilişkinin hikâyesi.

Öykü, masalsı bir üslupla bir annenin uzun saçlarını kullanarak oğlunu kendine bağlama sürecini, çocuk büyüdükçe bu bağlanmanın hiç ama hiç azalmadığını, o koca adam olup evlendiğinde dahi devam ettiğini, annenin saçların her koşulda, her yere uzatabildiğini anlatıyor. Çizimler nasıl güzel, nasıl romantik! Ancak bu bağımlılığı destansı bir büyüye sahip bir vaka olarak göstermek, annenin çocuğunun tüm hayatını yönlendirişini eleştirmeksizin romantikleştirmek, “senin mutluluğun için her şeyi yaparım” nakaratını her sayfada yinelemek kaydıyla yazılmış bu öykü, kitabı gösterdiğimiz istisnasız tüm uzmanları da bizler gibi şoke etti.

Anne-çocuk bağının bağımlılığa dönüşme masalı, olsa olsa yetişkinlere yönelik ibretlik bir kara mizah kitabı olmalıydı. Ancak bu kitap, kitapevlerinde “çocuk kitapları” bölümünde yerini almış!

Şaşkınlık içinde tekrar, tekrar inceliyoruz kitabı. Oh, şu sayfada çocuğun ilkokul çağındayken bağımlılıktan rahatsız olduğu belirtilmiş. Yine de anne, etrafa görünmeden uygulamasını devam ettiriyor. Çocuğun âşık olduğu kızın “kısa saçlı” olduğunun özellikle belirtilmesi de net bir ayrımcılığa işaret etmekte. Ancak karısının bu bağımlılığı rahatsız olmadan kabullenmesi bir başka ciddi sorun değil midir? Bu arada, hikâyede çocuğun babasının varlığını gösteren en ufak bir işaret yok! Kitabın sonunda annenin, aynı bağımlılığı yeni doğmuş torunları üzerinde denemesi, çocukların bunu kabul etmemesi, çocukların babasının babaanne yerine geçerek aynı bağımlılığı şekil değiştirerek bir sonraki nesle aktarması konuyu iyice patolojik hale getirmiş…

Baktım, baktım, “Bir yerde mutlaka bu yaklaşımın yanlış olduğu mesajı veriliyordur” diye umdum, ama bulamadım.

Uzmanlarımıza soruyoruz ve şu görüşü alıyoruz:

“Öykü, onu okuyan çocuğa yapılanın doğruluğunu anlatır nitelikte kaleme alınmış. Onların hayal dünyalarında ciddi bir resim oluşabilecek “Annemden hiç kopmamalıyım”, “onu bir gün kaybedersem ben ne yaparım?” düşünceleri çocukta ciddi bir travmaya dahi sebep olabilir.”

Seçici olan-olmayan, okuduğunu sorgulayan-sorgulamayan pek çok okur var. İlgisini çektiği her kitabı hediye edebilenler var. Ve en önemlisi, okuma yazmayı bilen her çocuk bu kitaba ulaşabilir. Bilinç eksikleri olan bireyler, bu kitapta okudukları ilişkiyi doğru kabul etme riski içindeler. Ne de olsa yazarın kendisi sevilen bir psikolog, yayınevi de sayısız güzel kitabı bizlere ulaştırmış köklü bir kurum.

Aklımızda oluşan soruların cevaplarını bulmak adına yazımızı yayınlamadan önce yayınevine de söz hakkı vermek gerektiğini düşündük. Yayınevi sahibi Fatih bey ile yaptığım telefon görüşmesinde, kitabın kendilerinin yayınevinden çıkmasını özellikle istediklerini, kitabın içerdiği olumsuz örneğin farkında olduklarını, gittikleri okullarda çocukların dinledikten sonra yanlışlığı fark ettiklerini, okuyacak her velinin de bunun ayrımına varabileceklerini belirtti. Peki, o halde, bizler bunca anne baba olarak, konuyu tartışan bunca uzman olarak, bunu nasıl beceremedik?

Yayınevine bir soru daha sordum: Baskı öncesinde acaba yazar dışında başka uzmanlardan da fikir almışlar mıydı? Yayınevi buna gerek duymadığını, edebi eserlerde bu tür uzman görüşlerinin edebi içeriğe olumsuz etkisi olabildiğini belirti. Hikaye kitaplarında çok sık tartışma konusu olan, birkaç sorunlu kitap üzerinden Alternatif Anne’nin de özel bir TV programı çerçevesinde irdelemiş olduğu, şu meşhur yaratıcılık meselesi…

Ortak çıkardığımız sonuç: Eğer bu kitap, içeriğindeki yaklaşımın yanlış olduğunu anlatan bir yazar notu ile çocuk kitapları bölümünde değil de pedagoji/psikoloji, yetişkinlere yönelik eğitim kitapları bölümlerinde yer alsaydı, daha kabul edilebilir ve amacına uygun olabilirdi.

Günümüz bilinci ışığında bir çocuk kitabı yazmak, edebi yaklaşımların ötesinde bir sorumluluk taşımalı, salt doğruyu barındırma şartı olmasa da en azından yanlış anlaşılabilecek öğe ve içeriklerden uzak yapılandırılmalıdır.

Bu bakış açısından yola çıkarak “Bir tanecik oğlum”, bu içerik ile çocuklardan ve hatta yetişkinlerden uzak tutulması gereken çok çarpıcı bir örnek.

Halil Uzel

Hayalim, gri şehir ortasında hayatın yavaş gittiği bir vaha kurmaktı. Kurdum da. Her yaştan kişilerin keyifli, mutlu ve kendisini rahat hissedeceği Toprak Baba Yaşam Merkezi’nin sahibiyim.

3 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • konu oldukça ilginç… merak ettiğim nokta yazarla irtibat kurma talebiniz/şansınız oldu mu? yazarla kitap üzerine yapılmış bir röportajı , böyle bir hikaye yazmaktaki motivasyonunu okumak isterdim…

    • Sayın Tanla;
      Yazar yerine yayın evi ile görüşmeyi daha doğru bulduk.Evet yapılabilirdi fakat eleştiri yazarken böyle bir yöntemin doğru olmayacağını düşündük.Yayın evi oldukça köklü ve tecrübeli bir firma ve bu kitabın bu şekilde basılmasının ve özellikle çocuk kitapları bölümünde sunulmasının bir sakıncası olmadığını savundular.Başka bir yaklaşım olsaydı bir ihtimal yazar ile de görüşülmesi düşünülebilirdi.Yazarın psikolog olması ve bu eserin doğrudan son kullanıcıya (ebeveyn ve çocuklar) ulaşmasını uygun görmesi bakış açısını net göstermekte kanımca.

  • Merhaba dostlar,
    Öteden beri “Yetişkinlerin Çocuk Kitaplarını Okuma Biçimleri” başlıklı bir yazı yazmayı düşünüyordum zaten. Hızlandırmama vesile olacaksınız ama şimdilik acil bir iki düzeltme ile yetineyim:

    1. Benimle yaptığınız telefon görüşmesinde ben “kitabın içerdiği olumsuz örneğin farkında” olduğumu söylemedim. Ortada FARK EDİLMESİ GEREKEN bir yanlışlık olduğunu DÜŞÜNMÜYORUM çünkü.

    2. “Çocukların dinledikten sonra yanlışlığı fark ettiklerini” hiç söylemedim. Tersine, çocukların -yetişkinlerden farklı olarak- kitabı DOĞRU anladıklarını söyledim.

    3. “Uzman görüşlerinin edebi içeriğe olumsuz etkisi olabildiğini” SÖYLEMEDİM. “Uzman (kimse bu uzman?) görüşlerinin edebi içerikle bir alakası olamayacağını, olmaması gerektiğini” söyledim.

    4. Konuşmamızdan aktarmadığınız bir sözümü de ben aktarayım: “Bu öyküyü yazarımız Tülin Kozikoğlu benim ‘Çocuklar İçin Yazmak’ adlı bir seminerimde ödev olarak yazıp getirmişti ve ben okur okumaz “Tüh!” demiştim. “Ne harika! Niye daha önce benim aklıma gelmedi ki?” Hâlâ öyle düşünüyorum.

    Niyetinizin halisane olduğundan zerrece şüphem yok ama işte ÇOCUK EDEBİYATI diye bir alan var ve bu alan psikolojinin veya pedagojinin altbaşlıklarından biri değil; çok daha devasa bir alanın, EDEBİYATIN alt başlıklarından biri. Ve eğer “uzmanlık” gerekiyorsa bu alanda gerekiyor.

    Çocuklarımızın kitapları üstüne bolca konuşmaya devam…
    Saygı ve sevgiyle

    Fatih Erdoğan