Eğitim Kategorisiz Pedagog Röportaj

Eğitim ve okul anlayışına pedagog yorumu

Okul öncesi eğitimde özel ve devlet okullarının izlediği yolların arasındaki farklar nelerdir? Uzman pedagog Belgin Temur değerlendiriyor:

pedagojiUzman Pedagog Belgin Temur’da, daha önce Alternatif Anne olarak enine boyuna irdelediğimiz eğitim sistemimizi, okul öncesi eğitimde özel ve devlet okullarının izlediği yolları değerlendirmesini istedik…

Okul öncesi eğitim alternatiflere daha açık

Temur, devlet ve özel anaokullarında eğitimin içeriğini, üniteleri, konuları tamamıyla MEB’nın belirlediğini, o nedenle her anaokulunda müfredatın aynı olduğunu söyledi. Sadece özel okullar ve devlet anaokulları arasında değil, tüm kurumlar arasında farklılıklar olabildiğini belirten Temur, özellikle okul öncesi eğitimde ilköğretime nazaran esneklikler verildiği, bu esneklikle değişik metodlar uygulanabildiğini söyledi.

“Aynı konuyu değişik yollarla öğretebilirsiniz. Esneklik sayesinde daha serbestiz, yaratıcılığa izin veren bir sistem var. Özel okullar ellerindeki imkanlarla çocuklar için daha keyifli ve kolay öğrenmeye yönelik daha modern metodlar kullanmaya gayret ediyorlar” dedi.

Standardizasyon iyi, denetim eksikliği kötü

Milli Eğitim Bakanlığı yönlendirmelerinin, programlarının gidişatını olumsuz etkilemediğini belirten Temur, “ Bütün okullarda okul aile birliği, satın alma komisyonu gibi ortak yapılar var. Daha küçük okullarda görevli personel ve öğretmenlerin sayısı az olduğu için kurulacak komisyonda da ayni isimler yer alıyor. Bu nedenle daha küçük okullara özel yönetmelikler çıkarılması gerektiğini düşünüyorum” dedi. Belgin Temur, bu konudaki geçmişten gelen deneyimlerini ise şu şekilde özetledi:

“MEB okul öncesi eğitimi iyileştirmeye gayret ediyor, süreçleri yaygınlaştırmak ve bir standarda oturtmak istiyor. İlköğretimde bölgesel farklılıklara rağmen bir standardizasyon var. Anaokularında da standartların oturtulmaya çalışılmasını, denetleme sistemlerinin geliştirilmesini olumlu buluyorum. Anaokullarında bilgi, deneyim ve profesyonel anlamda yetersiz kişilerin yönettiği okullar da var ve buraların denetlenmesi önemli. MEB’e bağlı okullarda biraz daha bu kontrol var.”

Ezberlenmiş bilgi, unutulacak bilgidir

Uzmanımız, eğitim sistemimizdeki ezberciliği şu şekilde değerlendirdi:

“Ezber dediğimiz şey aslında bizim kısa süreli hafıza dediğimize denk düşüyor. Biz bilginin uzun süreli hafızaya aktarılmasını istiyoruz. Bilgi dediğimiz şey, herhangi bir şeyin uzun bir süreli bellekte depolanmasıdır. Bazen bildiğimiz şeyi de unutabiliriz ama ufak çağrıştırıcılarla hatırlayabiliriz. Ezberlediğimiz şeyin anlamını bilmemiz, bilgiyi içselleştirmemiz, kendimize bir ana fikir çıkarmamız gerekmez. Biz pedagojik olarak çocuğun öğrendiği bilgiyi kalıcı hale getirmesi ve gerektiği zamanlarda başka bilgilerle eşleştirmesini ve bunun yeni bilgiler için bir basamak oluşturmasını istiyoruz. Okul öncesi kurumlara geldiğimiz zaman, okul öncesi dönem çocuğu zaten ezber yoluyla birşey öğrenemez; öğrenmiş gibi görünse de unutur. Bilginin mutlaka kalıcı olması lazım. Renkleri,şekilleri, matematiksel kavramları öğrendiği zaman bunu günlük hayatında da kullanabilir hale gelmesi lazım. Bazı okullarda çok yoğun uygulamalar var; bu yoğun uygulamalar aslında çocuklara gerçek anlamda birşey öğretmekten çok uzak. Okul öncesinde öğrenilen bilgi, deneyimle kazanılır. Okul öncesi çocuğa bilgilerin, oyunla eğlenceli hale getirerek, çocuğu öğrenmeye istekli hale getirerek öğretilmesi gerekir. Çocukların yapıları, yaşlarının özelliği gereği zaten öğrenmeye çok açık olmaları, okul öncesi dönemdeki avantajımızdır. Sadece bu öğrenme isteklerinin önünü kapatmayacak modelleri uygulamamız gerekiyor. “

Beş yaşında kadar yarım gün okul en iyi çözüm

“Pedagojik olarak çok iyi biliyoruz ki, 3-5 yaş arasındaki çocuk çok uzun saatler evinin dışındaki herhangi bir yerde kalmamalıdır. Çünkü anaokulunda mutlaka öğreniyor, oyun oynuyor, paylaşıyor, gelişiyor, besleniyor, uyuyor; bunların hepsini yapıyor; ama diğer yandan bu yaş çocuğu hala zamanının belli bir kısmında tek kişinin ilgisine muhtaç.”

Kimi anaokulları özellikle çalışan annelerin çocuklarını kabul ediyor ve çalışmayan anneler okul arayışlarında bu konuda sıkıntı yaşayabiliyorlar. Çalışan anneler ise yoğun çalışma tempoları, uzun çalışma süreleri nedeniyle çocuklarını okuldan alacak vakti bile bulamayabiliyorlar. Pedagog olarak Belgin Hanım konuyu şu şekilde değerlendirdi:

“Bizim için önemli olan çocuğa burada nasıl bir eğitim vereceğimiz ve bu eğitimi ne kadar süre sürdürebileceğimiz. Öyle eğitim kurumları olduğunu bilmiyordum ama; çalışan anne deyince uzun çalışma saatleri akla geliyor; dolayısıyla çocukların uzun sürelerle okul öncesi eğitim kurumlarına bırakılmaları geliyor. Oysa biz pedagojik olarak çok iyi biliyoruz ki 3-4-5 yaşındaki çocuk çok uzun saatler evinin dışındaki herhangi bir yerde kalmamalıdırlar. Çünkü anaokulunda mutlaka öğreniyor, oyun oynuyor, paylaşıyor, gelişiyor, besleniyor, uyuyor; bunların hepsini yapıyor; ama diğer yandan bu yaş çocuğu hala zamanının belli bir kısmında tek kişinin ilgisine muhtaçtır. Tabii ki özellikle annenin ilgisine ihtiyaç duyar ama çalışan anneler toplumdaki yeri gereği çok da iş hayatından uzak kalamıyor; bu durumda anne yapamıyorsa mutlaka okul çıkış saatlerinde çocukla ilgilenecek tek birisinin bulunması, anne eve gelene kadar şefkat ve ilgiyi tek kişiden alması gerekiyor. Bazı annelerin çocuğu sabah yediden akşam yediye kadar okulda bırakmak istediklerine tanık oluyoruz, birçok çocuğun da koşullar gereği buna uyum göstermek zorunda kaldığını görüyoruz. Oysa biz istiyoruz ki, çocuk (3-4 yaş grubu için hiç önermiyorum bile ama 5 yaş grubu için) maksimum beş-beş buçuk saatte okulundan ayrılıp evine gitmeli ve evinde kendi odasında kendi oyuncaklarıyla gününü nasıl geçirdiğini paylaşabileceği bir yetişkinle tek ilgiyi alabilmeli. Okulun fonksiyonu belli bir saatten sonra bitiyor.”

Çocukların anaokuluna başlama döneminde alışma sürecini aceleye getirmemek gerektiğini vurgulayan Belgin Hanım, sahibi ve yöneticisi olduğu anaokulunda özellikle 3 yaş grubu çocuklarda genellikle başlangıçta daha kısa süreli bir eğitime tabi tuttuklarını belirtti. Çocuk iyice uyum sağlayana kadar, kendini iyice rahat hissedene kadar yarım günden daha uzun programa dahil etmek istemediklerini, bu anlamda da çalışan annelerin; 3 yaş dönemi çocuklarının yarım gün okula devam etmelerini, günün diğer yarısını da evde geçirmesini sağlamalarınının doğru olacağını söyledi. Temur, “Çocuğa anneanne ya da babaanne bakamıyorsa, hem okulun, hem bakıcının masrafını karşılamak mümkün olmayabiliyor; ekonomik koşullarla da ilgili ama çocuk için en doğru olan budur. Çünkü psikolojik olarak hazır olmayan çocuklar, uzun saatler okulda bırakıldıklarında yaşam boyu okuldan bıkma, nefret etme, sıkılma ihtimali yaşıyorlar; bu çok daha büyük bir risk içeriyor” dedi.

Bir sonraki yazımızda alternatif eğitim sistemlerinden Montessori eğitim sisteminin amacı, temel mantığı, öğretme yöntemi, diğer alternatif sistemlerden farkı konularını bulacaksınız.

Devamı için tıklayın.

belgintemurUzman Pedagog Belgin Temur, mesleğe özel eğitimci olarak başlamış, zihinsel özürlü ve otistik çocuklarla özel eğitim çalışmaları yapmıştır. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ve özel öğrenme bozukluğu konularında araştırmalar yaparak bu konuda deneyim kazanmıştır. Çocuklardaki ruhsal-davranışsal sorunlarla ilgili bireysel çalışmalarının yanı sıra anne-baba danışmanlığı ve anne-baba eğitim grupları yapmaktadır. Öğretmenlerle ve anne-babalarla “Çocuklarla Etkili İletişim” ve “Aile İçi Etkili İletişim” konusunda grup çalışmalarının liderliğini yapmaktadır. Psikolojik Rehabilitasyon ve Eğitim Programları Derneği’nin kurucu üyesidir. Mavi Pedagojik ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nin kurucusu ve yöneticisidir. 35 çocuğun eğitim aldığı butik bir Montessori anaokulu olan Özel İzci Anaokulu’nun da sahibidir. Değişik basın yayın organlarında çocuk ve ailelerin sorunlarına yönelik yazılar yazmakta ve programlar hazırlamaktadır. Bebeğim ve Biz dergisinin danışmanıdır.

Bu yazı Alternatif Anne’de ilk 12 Ekim 2011 tarihinde yayınlanmıştır.

Tülay Sarı

Tülay Sarı

ALTERNATİF ANNE YAZARI | Mayıs 2012-Şubat 2014 tarihleri arasında Alternatif Anne'nin içerik yöneciliği ve editörlüğünü yürüttü. Evli ve Kartal isminde bir oğlan annesi. Bebeğinin dünyaya gelmesiyle ara verdiği çalışma hayatının yerini bebeği, kişisel gelişimi ve hobileriyle doldurdu, ardından önceliklerini ve farklı ilgi alanlarını keşfederek kendine bambaşka iş dalları yarattı. Bebeğinin hayatına kattığı ışıltıyla değişen hayata bakış açısı, dünyasını zenginleştirdi. Hayat koşturmasında göremediği kendini, bebeğinin doğumuyla keşfettiğini ve anne olmanın, kişilik gelişimi, hayatı anlama, doğayı fark etme ve yaratıcılık konusunda paha biçilmez bir öğreti olduğunu düşünüyor. Altın çağda çocuklarla olmak istiyor! Çocuk nefes koçu. Halkla ilişkiler yapıyor, eğitim ve etkinlikler organize ediyor, yazı yazıyor.

4 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

*

  • Ben de bu Pedagog hanimin actigi Anaokuluna kizimi gonderdim, fakat maalesef cok pisman olduk ailecek. Kizimiz da madur oldu. Beslenme, bakim yanlislari var ve asla fikirlerinizi,elestirilerinizi iletemiyorsunuz Pedagog Belgin temur hanima, olumsuz ve saygisiz bir Tavirla karsilasiyorsunuz kendisinden ve esinden. Cocuk psikolojisini, mutlulugunu, sagligin hice sayan bir Pedagog ile karsi karsiya kaldik ve son derece Hayal kirikligina ugradik ailecek.

  • 🙁 Doğru bilgiler tabi..ama mecbur olan biri olarak kendimi kötü hissediyorum.. yarım gün gidiyor tatlı oğlum 2 haftadır.. daha 20 aylık.. şükür sosyal neşeli bi çocuk.. 1-2 ay sonra tam güne çevireceğiz mecburen.. anneanne zorlanıyor bakamıycak.. umarım oğlum çok zorlanmaz 🙁

    • Sevgili love and smile, bir okul öncesi eğitimcisi olarak içinizi ferah tutun derim. Önemli olan ve size düşen en önemli sorumluluk ve görev çocuğunuzu bırakabileceğiniz güvenilir ve kaliteli bir kurum bulmak. Yüksek kaliteli eğitim ortamlarında çocukların fiziksel olduğu kadar sosyal ve duygusal ihtiyaçlarının da karşılanması esastır. Dolayısıyla, Belgin hanım’ın verdiği önerilerde doğruluk payı olmakla birlikte tam zamanlı çalışan anneler kurumsal eğitimi tercih ettikleri için kendilerini kötü hissetmemelidirler. Farkı yaratacak olan şey çocuğunuzun nasıl bir ortamda ne niteliklerde insanlarla o süreyi geçirdiğidir. Sevgiler,

En Popüler İçerikler

Alternatif Yazarlar

Gülüş Türkmen
Gülüş Türkmen
Aslı Demirörs Ağtaş
Aslı Demirörs Ağtaş
Gözde Erserçe Özateşler
Gözde Erserçe Özateşler
Deniz Sütlü Özgül
Deniz Sütlü Özgül
Ayşegül Uysal
Ayşegül Uysal
Özdemir Hiçdurmaz
Özdemir Hiçdurmaz
Özge Çakıcı Songür
Özge Çakıcı Songür
Meftun Kocakaya
Meftun Kocakaya
Tuba Tayfun Kayalarlı
Tuba Tayfun Kayalarlı
Zeynep Domaniç
Zeynep Domaniç
Tümünü Gör

Güvenilir Uzmanlar

Uzm. Dyt. Orçun Kürüm
Uzm. Dyt. Orçun Kürüm
Uzm Dr. Defne Eraslan
Uzm Dr. Defne Eraslan
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ
Eğt. Uzm. Dr. Elif Kalkan
Eğt. Uzm. Dr. Elif Kalkan
Psk. R. Berin Tuncel
Psk. R. Berin Tuncel
Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk
Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk
Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal
Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal
Uzm.Ped. Belgin Temur
Uzm.Ped. Belgin Temur
Funda Kale Yıldırım
Funda Kale Yıldırım
Tümünü Gör