Kategorisiz Pedagog Yetişkin Psikolojisi

Bir pedagogdan nasıl bir anne olur?

Pedagog olan anne daha iyi anne olur mu? Her anne gibi o da sadece iyi bir anne olmak istiyor!

Anne olduğumda çevremdeki herkes kızımın çok şanslı bir bebek olduğunu söylüyordu. Çünkü benim pedagog olmamın ve 20 yıllık mesleki birikimimin onu büyütürken bir avantaj olacağını düşünüyorlardı. Oysa ben başlangıçta bu kadar da emin değildim bundan. Kaygılarım vardı; danışanlarıma önerilerim genellikle çok işe yarıyordu ve çocuk yetiştirmek, problemlere uygun çözümler üretmek konusunda kendimden çok emindim ama kendi çocuğumda durum epeyce farklıydı. Bilmek ile uygulamak arasında önemli bir fark olduğunun bilincindeydim.

Kendi yazılarımı dönüp dönüp okudum!
İlk günden itibaren başucu kitaplarım vardı; hatta bazen kendi yazılarımı dönüp dönüp okuduğum bile oldu.

Çocuk doktorunun anne psikolojisine etkisi
Çocuk doktorumdan çok önemli bir destek gördüm. Danışanlarıma her zaman çocuk doktorunun öneminden bahsederdim. Ancak bebeğimi büyütürken bir kez daha çocuğun ve anne-babanın psikolojik sağlığında çocuk doktorunun çok önemli bir faktör olduğunu anladım. Çünkü anne-babalar genellikle bebeklerinin fiziksel gelişimi ve sağlığı ile ilgili kaygılarından ötürü, bebeğe alışkanlık kazandırmak, bağımlılıktan kurtulmasını sağlamak ve duygusal olarak büyümesini sağlamak gibi çok önemli ihtiyaçları göz ardı edebiliyorlar.

Her anne gibi ben de “iyi anne” olmak istiyordum
Ben çok şanslıydım; çünkü kızımın doktoru en başından beri büyüme ve sağlık takibi kadar, uyku düzeni, yemek düzeni, temizlik ve sosyal iletişim konularında da beni yönlendirdi ve kaygılarımın çok azalmasını, oldukça rahat bir anne olmamı sağladı. Her anne gibi benim de “iyi anne“ olma kaygım vardı; zaman zaman çok zorlandım; yeterince sabırlı olamadığım, çaresiz hissettiğim zamanlar oldu.

people-220038_640Sabırlı ve kararlı olmanın önemini anladım
Ancak çok kısa bir süre sonra zorlandığım konuda bir gelişme olduğunu gördükçe rahatladım. Sabırlı ve kararlı olmanın önemini anlıyordum. En başından beri benim için en önemli kriter kızımın mutlu, gülen, huzurlu bir bebek olmasıydı. Ve hem kendi bildiklerimle hem de doktorumun desteğiyle kızımın, gerçekten çok gülen, huzurlu, mutlu, sosyal, dışa dönük bir bebek olmasına katkım oldu diye düşünüyorum.

Öneriler, uygulandıkları ölçüde etkililer
Kızım şu anda 2 yaşında ve geriye dönüp baktığımda danışanlarıma önerilerimin uygulanabildiği takdirde çok işe yaradığını görebiliyorum ve bu beni hem kızım adına hem de bugüne kadar yardımcı olmaya çalıştığım çok sayıda çocuk ve aile adına mutlu ediyor.

Bilgi yetmiyor, annenin özellikleri önemli
Ancak bir bebek büyütürken sadece bilginin yeterli olmayacağını rahatlıkla söyleyebilirim. Çünkü bilgiye ulaşmak kolaydır; mutlaka pedagog olmak gerekmez. Bilgiyi uygulamak için ise annenin kendi psikolojik özellikleri önemlidir. Huzuru, mutluluğu, çocuk sahibi olmaya hazır olması ve genel olarak hayattan doyum sağlıyor olması gerekir düşüncesindeyim. Bu açıdan da şanslı bir kadın ve dolayısıyla şanslı bir anne olduğumu söyleyebilirim.

Kaçınmamız gereken iki uç var
Mesleki deneyimimden tanışık olduğum ve beni çok rahatsız eden iki uçta iki anne-baba tutumundan özellikle kaçınma çabasında olduğumu söyleyebilirim. İlki çocuğu çok korumak, çok yakın ve iç içe ilişki içinde olmak, dolayısıyla dış dünya ile olan ilişkisinde ürkek, korkak kalmasına sebep olup kendime bağımlı hale getirmek. Bunun diğer ucunun ise ihmal etmek olduğunu biliyordum; bu da ikinci korkumdu. Bunu dengeleme çabam zaman zaman kendimden emin olamamama ve bocalamama neden oldu. Ama Allahtan kızım bana hep ne yapacağımı ve ne yapmam gerektiğini, davranışlarıyla tutumlarıyla, tepkileriyle belli etti.

Sadece duygularımla değil, mantığımla da hareket ettim
Onunla  ne kadar ve nasıl zaman geçirmem gerektiğini onu izleyerek fark edebildim. Sadece kendi duygularımı referans almadım. Çünkü bazı günler bir dakika bile yanından ayrılmaya tahammül edemiyordum; bazı günler ise onunla aralıksız beraber olmak beni gerginleştiriyordu. Bazen yanından ayrılmak istemesem de onun bakıcımızla ya da aileden biriyle yalnız kalmasını sağlıyordum; uyurken hep yanında olmamaya gayret ediyordum; uyku öncesi sakinleştirip yatağına koyuyordum ve kendi kendine bir süre yatakta oyalanarak, etrafındaki bir iki oyuncağıyla oynayarak uykuya dalmasını sağlıyordum. Çoğu gün yanına gidip onu kucağıma alıp sallamamak için kendimi zor tutuyordum. Ama kızım 3 aylıktan beri kendi odasında tek başına huzurla uyuyabilen bir çocuk oldu. Sabahları hep gülerek uyandı; ona sarılma ihtiyacımı, gün içinde bol bol sarmaş dolaş olarak gideriyordum.

Bol sevgi, bol kişisel alan
Çok öptüm; isteyen herkese de öptürdüm; şimdi herkese öpücükler dağıtan bir kız oldu. Çok ortama soktum, insanlarla iç içe olmasını sağladım; daha birkaç günlük bebekken bile gittiğim yerlerin çoğuna götürdüm. Ona hep alan tanımaya çalıştım, kendi başına da vakit geçirebilsin istedim. Ama hep oyun saatlerimiz vardı; oyunlarında ona eşlik ettim, zaman zaman yönlendirdim ama daha çok onu izledim.

Bugün artık kızımın mesleğimden ötürü şanslı bir bebek olduğunu söyleyenlere, bu meslekte olduğum için benim şanslı olduğumu söylüyorum. Ve asıl katkıyı kızım bana sağladı ve eminim de yaşadığım sürece sağlamaya devam edecek. Çünkü onun sayesinde mesleğimde çok geliştiğimi görüyorum ve daha da gelişeceğimden eminim. Ben şanslı bir kadın ve şanslı bir anneyim.

Bu yazı Alternatif Anne’de ilk 13 Kasım 2012 tarihinden yayımlanmıştır.

Uzm.Ped. Belgin Temur

ALTERNATİF ANNE UZMANI | İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Pedagoji Bölümü Mezunudur (1989). İstanbul Ticaret Üniversitesi Uygulamalı Psikoloji Yüksek Lisans programını tamamlamıştır (2002). Mesleğe özel eğitimci olarak başlamış, zihinsel özürlü ve otistik çocuklarla özel eğitim çalışmaları yapmıştır. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ve özel öğrenme bozukluğu konularında araştırmalar yaparak bu konuda deneyim kazanmıştır. Çocuklardaki ruhsal-davranışsal sorunlarla ilgili bireysel çalışmalarının yanı sıra anne-baba danışmanlığı ve anne-baba eğitim grupları yapmaktadır. Öğretmenlerle ve anne-babalarla “çocuklarla etkili iletişim” ve “aile içi etkili iletişim” konusunda grup çalışmalarının liderliğini yapmaktadır. 1999 Marmara depremi sonrasında yürütülen büyük ölçekli bir sosyal proje olan “çocukların ruhsal-davranışsal sorunlarını sınıf içinde tanıma ve uygun sınıf içi müdahale teknikleri” projesinde eğitimci olarak görev yapmıştır. Proje kapsamında Ocak-Şubat 2005’de Project Hope işbirliği ile Boston Çocuk Hastanesi’nde (Children’s Hospital Boston’s National Institute of Mental Health -NIMH- Fogarty International Mental Health and Developmental Disabilities) araştırma eğitim ve kapasite geliştirme programına katılmıştır. Bu projenin devamı olarak kurulan PREP’in (Psikolojik Rehabilitasyon ve Eğitim Programları Derneği’nin kurucu üyesidir) Özel Mavi Aile Danışma Merkezi’nin kurucusu ve yöneticisidir. Klinik çalışmalarının yanı sıra alanda çalışan meslektaşlara çocukluk çağı ruhsal-davranışsal problemlerinin tanı ve sağaltımına yönelik süpervizörlük yapmakta, stajyer öğrencilerin uygulamalı eğitim programlarını hazırlamakta ve yürütmektedir. Değişik basın yayın organlarında çocuk ve ailelerin sorunlarına yönelik yazılar yazmakta ve programlar hazırlamaktadır.

1 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız