Eleştiri Gündem Kategorisiz

Bir anne ne ister?

Türkiye dün eve kapandı. Çünkü bu günlerde çocuğumuzun can sağlığı tek derdimiz.

1934537_10156668328950597_3048703667041879600_nBir bebek sahibi olacağınızı öğrendiğinizde ne hissetmiştiniz? Mutluluk, endişe, sevinç, bir parça korku belki. Ama çokça kıpır kıpır bir umuttu muhakkak, istenen, beklenen, özlenen bir gebelikse yaşanan. Her ay aksatmadan doktorunuza göründünüz, ağzından çıkan kelimeleri havada yakaladınız kulaklarınızı dört açıp. Folik asitler içildi, tüm testler tamamlandı. Çok şükür her şey yolundaydı. Cinsiyetini merak ettiniz ama en önemlisi tabii ki sağlığıydı, sağlıkla doğmasıydı yavrunuzun.

Ufaktan hazırlıklara başladınız eşinizle dostunuzla. Her şey doğal olmalıydı, odasının boyası, mobilyaları. Kılık kıyafeti organiklerden seçtiniz. Onlarca çeşit bebek bezi kafanızı karıştırdı. Ana kucağı almalı mıydı, hangi marka bebek arabası daha iyiydi; dost sohbetlerinin tartışma konuları bunlardı.

Sonra Canınız/Cananınız aranıza katıldı. Uykusuz geçen tüm o gecelerde, uykusuz kaldığınıza değil; uykusuz kalan yavrunuza üzüldünüz, öyle ya büyüme hormonu geceleri salgılanıyordu; sizin yavrunuz ya yeterince büyüyemezse? Hiç kilo almadığı aylar kendinizi suçladınız; sütünüz yetmiyor muydu yoksa? İlerleyen aylarda yeme içmesine kafa yorar oldunuz. Sebze yemiyor muydu yeterince, aman meyvesi eksik kalmasın, protein hangi gıdada daha çokmuş, kitapları, internetteki yazıları yalayıp yuttunuz. Güvenilir gıdanın peşinde koşmaktan helak oldunuz.

Ateşi çıktı, nöbet tuttunuz. Parmağındaki minicik kesik, yüreğinizi dağladı. Kim bilir belki bir bademcik ameliyatı geçirdi; kapıda beklediğiniz yarım saat, size bir ömür gibi geldi, geçmek bilmedi.

Çocuğunuzun zihinsel ve sosyal gelişimi de önemliydi sizin için. Okumaya, öğrenmeye çalıştınız. Deneyimli arkadaşlardan akıl aldınız. Nasıl davranmalı da ayakları üstünde duran, kendisiyle barışık, farkındalığı yüksek, duyarlı bir çocuk yetiştiririm diye kılı kırk yardınız.

Okul zamanı çocuğunuz için elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştınız. Güvendiğiniz bir okul bulmaya çabaladınız. Kurslar ayarladınız, baleydi, resimdi vs. Hafta sonu etkinlikleri, müze gezileri, çocuğunuzun ufkunu açacak ne varsa geri kalmasın dediniz.

Biliyorum hepimizin güzel hayalleri var (vardı); büyüyünce şöyle olsun böyle olsun. Şöyle güzel bir lisede okusun, sonra iyi bir üniversite bitirsin, doktor olsun, ressam olsun, mühendis olsun, ama ne olursa olsun bir de çok mutlu olsun (olsundu).

Sonra…

Sonra o çok uzaklarda yaşandığını sandığımız savaşların gölgesi bize de uzandı. Televizyonda izleyip ah, vah ettiğimiz saldırılar, patlamalar artık yanı başımızda. Okullar tatil ediliyor, kalabalıktan kaçılıyor, endişe, korku her yanımızı sarıyor.

Sonra evde televizyon açmamışken, olabildiğince korkutmadan dikkatli olmamız gerektiğini öğütlediğimi sandığım kızım bir akşam, teröristlerden kaçan iki kızla ilgili bir hikâye anlatmaya başladı. Boğazımda bir yumru, gözlerim dolu kalakaldım.

Bugünlerde tepesinde yaşıyor olduğumuzu zannettiğimiz Maslow’un ihtiyaç piramidinden tepe taklak yerlere yuvarlanmış durumdayız. Üzerimizdeki bu ağırlık, neydik ne olduk şaşkınlığı ondan olsa gerek. Bir kısım sabah akşam Türkiye ve dünya politikaları üzerine yazıp çizerken, bir kısım büyük bir nefretle kavga dövüşe tutuşmuşken, ufukta huzur ve barışa dair en ufak bir ümit kalmamışken, sadece hayatta kalma güdüsü ile hareket eden ilkel insandan bir farkımız kaldı mı sahi?

Bir anne ne ister? Çocuğunun huzur ve barış içinde mutlu yaşamasını değil mi? Bugün ise çocuğumuzun can sağlığı tek derdimiz. Bilmem memleket yönetiminde küçük/büyük görevi olan iktidarda olsun muhalefette olsun birileri bu büyük derdimizin farkında mı?

Çiğdem Sirkeci

1978 İstanbul doğumluyum. 1994’de Vefa Lisesi’ni, 1999’da İTÜ Makine Fakültesi Tekstil Mühendisliği bölümünü bitirdim. Uluslararası bir firmanın üretim ofisinde çalışıyorum.
Kendimi bildim bileli okumayı, yazmayı sevdim. 2000 yılından beri çeşitli edebiyat dergileri için çeviri yapıyorum. Görsel Moda Tasarımı Sözlüğü ve Moda Tasarımının Temelleri isimli iki çeviri kitabım var. Kızım Deniz İpek’in doğumundan sonra, yaklaşık 4 yıl, Dünya Kitap’ta ‘Bebek Kokulu Kitaplar’ köşesinde, Çocuk Gelişimi/Eğitimi hakkındaki kitapları tanıttım. Halen Dünya Kitap’ta Popüler Psikoloji isimli köşemde kişisel gelişim ve psikoloji kitapları üzerine eleştiri yazıyorum.
Ebeveyn-çocuk ilişkilerinin hepsi için geçerli tek bir doğru olmadığına inanıyorum. Anne baba olarak çocuğumuzla sağlıklı bir ilişki kurabilmek için sürekli okumak, sürekli araştırmak, kendimizi sürekli geliştirmek ve kendi ‘eşsiz, benzersiz’ doğrumuzu bulmak yükümlülüğünü taşıdığımızı düşünüyorum.

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız