Kategorisiz Lohusalık Yetişkin Psikolojisi

Bir anne bir anneye gel beraber mahalle baskısı yapalım demiş

Anneliği daha da zorlaştırmamalı!

competitorAnneyim. Anne olmadan önce, küçük bir bebeği kucağıma almışlığım vardı. Ama taptaze bir canın, yepyeni bir hayatın sorumluluğunu ilk defa alıyorum. Bunun için de aklımın erdiği ve gücümün yettiği ölçüde kendi sınırlarımı zorlamaya çalışıyorum. Ama sınırlarımı zorlayan yalnızca ben değilim.

Anne olmak bir taraftan mucizevi bir şey. Daha önce olmayan bir kalp, önce içinizde, sonra kucağınızda atmaya başlıyor. Diğer taraftan da ürkütücü bir şey bu… Epey bir süre tamamıyla size bağımlı bir varlık; kollarını çırptığında o kolların kendisine ait olduğunun bile farkında olmadan panikliyor, o kadar muhtaç ve o kadar çaresiz. Üstelik açma kapama düğmesi de yok, hani bir yarım saat kapatayım da, bir duş alayım diyemezsiniz. Bambaşka bir hayat…

İnsanoğlu günlük hayatında bir durum değişikliği olduğunda strese girermiş. Örneğin tatile gitmek bile bir durum değişikliğiymiş ve tatile gitmeye hazırlanmak (az da olsa) stresli bir işmiş. Anneliğin daha ciddi bir durum değişikliği olduğunu ve anneliğe hazırlanmanın biraz daha stresli olduğunu tahmin etmek güç değil. Doğa bunu bizim yerimize çok büyük oranda yapıyor. Ama insanoğlu sosyal de bir varlık. Anne adayı kendi tecrübesizliğinin yarattığı kaygı yetmiyormuş gibi, bir de mahalle baskısını göğüslemek durumunda.

Annelik, kadın kimliğinin bir parçası olduğundan mıdır bilinmez, mahalle baskısına en çok maruz kalan kurumlardan biri. Bunu da çoğunlukla diğer anneler yapıyor, yine kadın kimliğinden olsa gerek! Bir kere üst nesil, sizi genç görür, güvenmez. Büyük ihtimalle kendisi 5-10 yaş erken anne olmuştur, yine de güvenmez ve yoldaki teyze bile “hasta edeceksin” demekten geri durmaz.

Bir de aynı neslin anneleri vardır, çocuğu ay farkıyla bile büyük olsa, her türlü kıdemlidir. Buradan faydalı pratik bilgi çok çıkar. Çünkü benzer sistemlerde eğitim görmüş, benzer hayatı olan annelerdir. Benzer kitaplar okunmuştur. Benzer hassasiyetler vardır. İhtiyaç ve çözümler benzerdir.

Ancak bu işin can sıkıcı tarafı da vardır. Bizim nesil kendi mutluluğu ve huzurunu göreli tanımlamaya ve yaşamaya alışkındır. Kendini iyi hissetmek için karşılaştırmaya, beğenilmeye ve beğenmediğini ötekileştirmeye ihtiyaç duyar, doğruya doğru. Biraz da bu yüzden, kocası çiçek gönderdiğinde fotoğrafını Facebook’a koyar. Düğün fotoğrafları aylarca döner durur. İçtiği tüm kahveler keyif kahvesidir ve fotoğraflarıyla birlikte Twitter’da mevcuttur.

Bizim nesil annelik egosunu da benzer formatta yaşar. Kendi tarzı ideal ve doğrudur, o diğerlerinden her türlü iyi annedir, bunu da vurgulamak gerekir. Geçen gün, grubun birinde bir anne kaşık mamalarla ilgili bir soru sordu. Sormaz olaydı, 10-15 anne, “Bu grup kaşık mamaya karşıdır!” diye kadıncağızın üstüne çullandı. Sonuçta kadıncağız vicdan azabı içinde susmak zorunda kaldı. Üstelik grubun adı da “Kahrolsun Kaşık Mamalar!” değildi!

Uzun lafın kısası, annelik zaten zor zanaat. Zaten doğası gereği yeterince kaygı, stres ve telaş barındırıyor. Bunu daha da zorlaştırmaya bence gerek yok. Sağlıcakla!

 

Zeynep Domaniç

Anne. Eş. Evlat. Kardeş. Hem de en şanslılarından.

1983 doğumlu. Mülkiye ve ODTÜ’de iktisat okudu. Bir kamu kurumundaki iş hayatına şimdilik ara verdi, evde oğluna bakıyor.

Okul zamanlarındaki not paylaşma hesabı, okuduğu kitaplardan derlediği notları www.folikasitannesi.com sitesinde paylaşıyor. Kendince folik asit jenerasyonunun folik asit annesi.

Keyfi genel olarak yerinde.

www.folikasitannesi.com

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız