Tiyatro

Bi hizmetçi gelse de hayatlarımızı temizlese…

Bi Parça Plastik ile ortaya çıkan, çöpleşmiş hayatlarımız belki de. Bekliyoruz, biri gelse de temizliğe başlasa diye...

“Anne-baba-çocuktan kurulu mükemmel aile, bir gün evlerine bir yardımcı almaya karar verir. Ve olaylar beklenmedik veya beklendik miydi, işte bir şekilde değişir”. Oyunun tanıtım metni buydu. Bize çok tanıdık gelen bu hikayede bu “mükemmel” aile neler yaşadı merak ettik, görmeye gittik. Yer DasDas Sahnesi, sahneye koyan Hemzemin Tiyatro. Mekana ilk defa gittim, yeni açıldı zaten. Modern bir ortam, sahne aşağıda, seyirciler yukarıda. O yüzden adını Hemzemin koymuşlar herhalde.

Gelelim oyuna. Doktor bir baba ile sanatçı asistanı bir anne, 12 yaşında oğulları ile  modern zamanın Almanya’sında yaşamaktadırlar. Anne-baba çok yoğun, neredeyse nefes alacak zamanları yok, okula gidip gelen oğlana evde sahip çıkacak, ev işlerini ve yemek işlerinde yardımcı olacak birini işe alıyorlar. Böylece ailenin hayatlarını sorgulatan, insanın varoluşunu sorgulatan, doğayla, her şeyle ilişkisini sorgulatan, annenin asistanlığını yaptığı protest sanatçının da sürecin içine müdahil olduğu bir dönem başlar.

Hikaye bu 5 kişinin etrafında dönüyor. Yardımcı kız kendi işine gücüne bakarken, içine girdiği bu ‘mükemmel’ aile fertlerinin hayatlarından aslında ne kadar da memnuniyetsiz olduğunu, sahip oldukları her şeyden ne kadar uzaklaşmak, farklılaşmak istediklerinin farkına varmalarına sebep oluyor. Küçücük konulardan hacimli tartışmalar çıkaran karı-koca, aslında ilişkilerinin hiçbir boyutunda birbirlerinden memnun değiller. Sürekli bir sorumluluk almama tartışması yapılmakta (ne kadar tanıdık!). Bu anlaşamayan ebeveynlerin arasında kalmış 12 yaşındaki çocuk kendi kimliğini ararken, kendisiyle ilgilenen yardımcıya da öykünmeye başlıyor.

Bu tabloyu  sanata çevirmeye çalışan postest, patron sanatçı ise evdeki  yardımcıdan ilham alarak tabloyu görsel bir sanata çevirirken, ailenin karışan durumunu daha da gözlerine sokuyor. Olaylar hem komik, hem de trajik bir hal alıyor.

Almanya’nın bir şehrinde geçen bu hikaye aslında bu modern çağda herhangi  bir büyükşehirde rahatlıkla karşılaşabileceğiniz bir aile tablosu. Hepimizin yaşadığı, çıkmaya çalışıp içinden çıkamadığı, tezatlarla yaşadığımız, modern olmak adına tüketime dayandığımız, dolaplarımızı giymediğimiz kıyafetlerle, buzdolaplarını tüketemediğimiz yiyeceklerle doldurup, bilinçli ve organilk beslenme çabaları içinde bir insanlık hali…

Bu oyun ile ortaya çıkan, bi parça plastik içine doldurduğumuz hayatlar. Çöpleşmiş hayatlar belki de. Yardımcı kadın evin temizliğini yaparken aile bireylerinin bilincinde ve biliçaltında kalkan tozlar ile karışan hayatlar. Bekliyoruz, biri gelse de temizliğe başlasa diye!

Bu oyuna tekrar gitmek isterdim. Hem eğlenceli, hem mesajlı başarılı bir oyun.
11 Haziran’da son oyunmuş,  sezon bitmeden izleyin derim.

Özlem Keskin

1974 Ankara doğumlu. 1996 yılında Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu, ardından Marmara Üniversitesi’nde Pedagojik Formasyon Eğitimini tamamladı. Üniversite bitimiyle iş hayatına Dış Ticaret alanında başladı. Bir süre özel okullarda İngilizce Öğretmenliği de yaptı. Sonrasında İsviçre Cenevre’de yaşadı. Kızının doğumuyla Türkiyeye döndü. Doğumdan sonraki aylarda Çocuk Doktorunun sultani tembel olarak nitelendirdiği bebeğinin aslında gelişiminde özel durum olduğunu öğrendi. Erken yaşta terapilere başlandı. Bu esnada İstanbul -Hong Kong ekseninde ve seyahatlerle dolu işini devam ettirdi. Kızının ilkokula başlamasıyla işinden ayrılarak , onun eğitimine odaklandı. Eğitim, özel eğitim, beyin, nörobilim , spiritüel alanlar ve çocuklarla ilgili her konuyla ilgilenmektedir.

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız