Psikolog Röportaj

Betül Çakır Şen: Bağımlılıkla mücadele, anneyle başlıyor

Madde bağımlılığın temellerinin anne bağımlılığına ve emme bağımlılığına dayandığını söylesek?

Ben dahil çoğumuz “bağımlılık” deyince “madde bağımlılığı” anlıyoruz. Bağımlılığın çok farklı türevleri olduğunu ben ilk kez “Requiem For A Dream” filminde öğrenmiştim. Kişiliğimizde küçüklükten yer eden bağımlılık yatkınlığının ileri dönemde çok farklı şekillerde tezahür edebileceğini görmek, bağımlılık konusuna farklı yaklaşmama sebep oldu. Filmi izlerseniz ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaksınız. Psikolojik Danışman Betül Çakır Şen ile bu konuyu konuşmak, kulağınıza kar suyu kaçırmak istedim. Hakeza çocuklarımızın eylemlerini anlamlandırırken bir kez daha düşünerek ve bilerek davranmamız gerektiğinin önemini oldukça önemsiyorum.

3-6 yaş arası tabir ettiğimiz okul öncesi çocuklarda genellikle hangi tür bağımlılıklar yüzünü gösteriyor?

En yaygın olarak anne bağımlılığı ve emme bağımlılığı. Bunların yanı sıra biberon kullanmayı bırakamama, emzik kullanmayı bırakamama, parmak emme…

Bağımlı çocukların en belirgin özellikleri neler?

Özgüvensiz olma, civarlarında sürekli bir yetişkin bulunması isteği, karar mekanizmalarının çalışmaması yani tek başlarına karar verememe, bir şeyleri başaracağına dair inançlarının zayıf olması, evde kalma eğilimi, sosyalleşme sorunu.

Bağımlılıklar geçici mi, yoksa değil mi?

Bağımlılıklar geçici olmakla birlikte bazılarını değiştirmek çok da kolay değildir. Anne bağımlılığı geliştiren çocuk özgüven gelişimini zor sağlar. Emme bağımlılığı geliştiren çocuk ileride sigara alkol bağımlılığı geliştirmeye daha yatkındır. Dikkat edilmelidir. Ama 0-1 yaş döneminde yeterince emmediği için emzik, parmak emme davranışı geliştiren çocuk bu davranışı uygun bir müdahale ile bırakabilir.

Çocuğunda herhangi bir bağımlılık fark eden anne-baba ne yapmalı?

Bağımlılık türünü belirlemeli. Anne bağımlılığı ise kademeli yaklaşım ile yavaş yavaş anneden uzaklaştırılmalı. Çocuğun kendine güvenmesi sağlanmalı. Çocuğa özgüven aşılanmalı. Gecikmeden profesyonel bir destek almalı.

Bağımlı çocuğa nasıl davranmamız gerek?

Olumlu özellikleri vurgulanmalı. Çocuğun kendine güvenmesi sağlanmalı, tek başına bir şeyler yapması teşvik edilmeli. Bağımlılık alanı ile ilgili onu incitici ifadelerde bulunulmamalı. “Sen bebek misin emzik emiyorsun?”, “Sen bebek misin annenin kucağındasın?” gibi. Bağımlılık alanı ile ilgili müdahale gecikmeden yapılmalı.

Bağımlı çocuklar yetiştirmemek için ebeveynlerin nelere dikkat etmesi gerek ?

Çocuklarda karakter gelişimi doğum itibari ile çevresel etmenlerden etkilendiği için anne babaların doğum itibari ile olan sürece dikkat etmeleri gerekir. Psiko-sosyal gelişim aşamalarına bakacak olursak:

1 yaş dönemi: temel güvene karşı güvensizlik
1-3 yaş dönemi: bağımsızlığa karşı utanç ve şüphe
3-5 yaş dönemi: girişimciliğe karşı korkaklık ve suçluluk

Çocuk 1 yaş bitimi itibari ile yavaş yavaş bağımsızlaşmaya başlar. 3 yaş bitimi itibari ile bağımsızlığını tamamen hissetmektedir. Anne 0-1 yaş döneminde bebeği ile yakın temasta bulunmalı. Bebek her ağladığında onunla ilgilenmeli. Ağlatarak bir şeylere alıştırmaya çalışmamalı. Birinci yaşın bitimi itibari ile hareketlenmesine destek vermeli. Çocuk her gördüğü nesneyi keşfetmek isteyecektir. Ona zarar vermeyeceği sürece onu keşfetmesini sağlamalı. 2 yaş bitimi itibari ile görülen egosantrik dönem (trouble two) bu dönemde görülmektedir. Çocuk anne baba ile inatlaşarak kendini göstermeye çalışır. Hayırlarına evet, evetlerine hayır diyerek kendi varlığını onlara kabul ettirmeye çalışmaktadır. Anne babanın bu noktada yapması gereken, mümkün mertebe 2 alternatiften birini çocuğa seçtirterek, çocuğa “kendi seçimimi kendim yaptım” algısını hissettirerek inatlaşmadan sorunları çözmektir. Kritik dönemleri bu şekilde olumlu geçiren çocuk anne baba bağımlılığı geliştirmeyecek, kendine güvenli bir birey olacaktır.

Ayşegül Uysal

1982 Giresun doğumlu. İşetme mezunu, tipik bir Karadeniz kadını. Çocuklarının olacağını öğrendikten sonra tam bir ar-ge elemanına dönüşüp, araştırma-uygulama-sonuçlandırma üçgeniyle boğuşmaya başlayan, çocuklar için “daha iyisi ne olabilir” e takık, üretmeyi, yazmayı, okumayı, yeni yerler ve yeni insanlar görmeyi seven, deli-dolu , çalışan bir anne. En hassas konu çocuklar… STK faaliyetleri içerisinde… 3 çocuklu bir hayatın dezavantajlarını avantaja dönüştürmeye çalışmakla meşgul.
Çocuklarına bırakabileceği her ne varsa onun peşinden koşturmaya hazır. Hayatımı çocuklardan önce ve sonra diye ayırsam, onların var olduğu kısımda yeniden doğduğum aşikar..

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız