Alternatif Anne Ödülleri Çocuk Çocuk Psikolojisi Ebeveynlik Psikolog

“Beni çok üzüyorsun!” diyerek yanlış mı yapıyoruz?

Çocuklarımızla kullandığımız dil çok önemli ve tahmin edemeyeceğimiz başka davranış örüntülerine kapı açabiliyor...

“Beni çok üzüyorsun!” cümlesi bir çok annenin (ben dahil) çok kullandığı bir cümle olabiliyor. Stresli anlarda, çocuklar zırıl zırıl ağlarken, diyecek başka bir şey bulamadığımızda sığındığımız bir cümle. Zira, eğer bilinçli olduğunuzu düşünen bir anneyseniz, kriz anlarında kullandığımız kelimelerin ne kadar önemli olduğunu biliyorsunuzdur. Şart koşmak (“Ağlamaya devam edersen zıpzıpa gitmeyiz!” gibi), davranışa değil kişiliğe atıfta bulunmak ve yapılan davranışı genelleştirmek (“Ne kadar mızmız bir çocuksun, her şeye ağlar oldun!”), rencide etmek ve suçlayıcı olmak (“Ağladığın için herkes bize bakıyor, yaptığından utanmalısın, her seferinde böyle yapıyorsun!”) ne kadar kaçmamız gereken cümleler ise “Böyle yaparsan çok üzülürüm, öyle yapmazsan çok üzülürüm”ler de o kadar dikkatli ve yerinde kullanmamız gereken cümleler.

Peki, neden?

anne1Hepimizin hayata dair farklı motivasyonları var. Bir kere iyi ve güzele yönelme, olumsuz ortamdan kaçma temel motivasyonlarımız.
Bir de içsel motivasyon ve dışsal motivasyon düzlemi var ki temelleri çok erken yaşlarda atılıyor ve alışkanlık haline geliyor. Örneğin, çocuğunuz ödevine bir türlü başlayamıyor ise “Oğlum, beni çok üzüyorsun, hadi biraz otur da başla!” dediğinizde çocuk yanlış mesaj alıyor. “Annemi üzmemek için ders çalışmalıyım” mesajı! Bu da ders çalışmak için dışsal motivasyona yönlendiriyor bilişi: “İnsanları üzmemek için ders çalışılır”.

Yeme sorunu için de benzer bir örnek verebiliriz. En çok rastladıklarımdan:
“Hadi yavrum üzme beni, bir lokma daha ye, çorbanı bitir, kerevizi ye sütünü iç!”.
Yine aynı mekanizma devrede:
“Annemi üzmemek için yemeliyim” ve akabinde genelleştirme:
“İnsanları üzmemek için yemek yemeli”.

Tabi ki her an her durumda felsefi açıklamalara giremezsiniz ya da fizyolojik açıklamalara başlayamazsınız. Yemeğini yemeyen bir çocuğa, kaşıkla zorla yedirmeye uğraşmanın hemen akabinde ıspanağın ne kadar da vücudumuza faydalı olduğu üzerine tirat atmak pek faydalı olmayacaktır. Ama üzmek/ üzmemek, kızmak/kızmamak gibi anne-babanın veya başkalarının duygu durumunu kullanarak bir davranışı yerleştirmeye çalışmak ya da dediğini yaptırmak, zor. Diyelim ki yaptırdınız, bu durum da dışsal motivasyon sağladığından en ufak bir açıkta davranıştan vazgeçmeyle sonuçlanıyor.

iştahsız-çocuk-588x330Peki duygu ifadesi yapmayalım mı?
Anneler üzgün olamaz mı?
Olabilirler, yapadabilirler, yapmalıyız da ve duygularımızı ifade etmeyi de tabi ki öğretmeliyiz. Üstelik sağlıklı ruhsal gelişim için çok önemli! Ama duygularımızın sorumluluğunu kimseye (çocuklarımıza da) yüklememeliyiz. Bunun yerine içsel motivasyonlarını geliştirmeliyiz.

Yapılması zor olumlu davranışları destekleyerek (hepsini bitirmediği için içiniz parçalansa bile “yemeğinin yarısını da olsa bitirdin, çok güzel!”- ya da “bugün ödevine daha erken başladın, böylece oynamaya çok vaktin kalacak!” şeklinde) yerleştirmek istediğimiz davranışların hem kalıcı olmasını sağlarız hem de yetişkinlikte hayatını dışsal etkenlere göre yönlendiren biri olmasını engelleyebiliriz. Yani geleceğe yatırım yapmış oluruz.

Kriz anlarında şartlı konuşmak yok, rencide ve utandırma yok, kişiliğe atfedip genelleştirmek yok, etiketlemek yok, üzüyorsun demek yok! Peki ne var? Tabi ki yapılmaması gereken davranışlarla ilgili konuşacağız, ama kriz anı bittikten ve sakinleştikten sonra konuşmalıyız. Peki kriz anında ne diyebiliriz? Mümkün olduğunca ses tonumuzu düzenleyerek (epey zor oluyor biliyorum ama işte ebeveynlik becerilerini böyle anlarda konuşturmak en önemlisi) ve sakince “Bu davranış hiç güzel değil, bu yaptığın doğru değil!” demek en güvenlisi! (mümkünse “bu çok kötü bir davranış” vurgusunda da kaçmalıyız, zihinde “kötü” kelimesi yerine “güzel olmayan” kalır böylece). Sakinleşince de mutlaka davranış üzerine konuşulmalıyız. Elbette tüm bunlar bir çocuğa bağırmaktan (veya ceza içeren davranışlarda bulunmaktan) daha kötü değil. Ama çocuklarımızla kullandığımız dil çok önemli ve tahmin edemeyeceğimiz başka davranış örüntülerine kapı açabiliyor.
Sağlıcakla!

Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk

Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk

1984 doğumluyum. Anneyim, psikoloji mezunuyum, araştırma görevlisiyim, ve hala okuyorum. Kızım-okul-işim-eşim arasında kendime de alanlar yaratmaya çalışıyorum. Yoga yapmak en sevdiğim kendi zamanım. Hem işim hem de ebeveynlik mesaisi ile beraber çocuk yetiştirme meseleleri en önemli ilgi alanım. Sağlıklı, duyarlı, umutlu, sevgi dolu ama bir yandan da hayatın gerçeklerine hazır bireyler yetiştirmek için neler yapmalı diye kafa yoruyorum.
bilgicanne@blogspot.com.tr

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız

Alternatif Yazarlar

Gülüş Türkmen
Gülüş Türkmen
Aslı Demirörs Ağtaş
Aslı Demirörs Ağtaş
Gözde Erserçe Özateşler
Gözde Erserçe Özateşler
Deniz Sütlü Özgül
Deniz Sütlü Özgül
Ayşegül Uysal
Ayşegül Uysal
Özdemir Hiçdurmaz
Özdemir Hiçdurmaz
Özge Çakıcı Songür
Özge Çakıcı Songür
Tuba Tayfun Kayalarlı
Tuba Tayfun Kayalarlı
Meftun Kocakaya
Meftun Kocakaya
Zeynep Domaniç
Zeynep Domaniç
Tümünü Gör

Güvenilir Uzmanlar

Uzm. Dyt. Orçun Kürüm
Uzm. Dyt. Orçun Kürüm
Uzm Dr. Defne Eraslan
Uzm Dr. Defne Eraslan
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ
Eğt. Uzm. Dr. Elif Kalkan
Eğt. Uzm. Dr. Elif Kalkan
Psk. R. Berin Tuncel
Psk. R. Berin Tuncel
Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk
Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk
Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal
Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal
Uzm.Ped. Belgin Temur
Uzm.Ped. Belgin Temur
Tümünü Gör