Eleştiri Kategorisiz

Barış ve sınırları

Barışın sınırları: Birikmiş sinirimiz o insanlara özellikle çocuklara patlamıyor mu?

7936362516_8b97eabf78_oBir yazı diğerini tetikler hale geldi anlaşılan. Zeynep Domaniç’in İnsan Olmanın Dayanılmaz Hafifliği yazısı ile başlayarak Regina’nın Çocuklara Barış Nasıl Öğretilir yazısıyla devam eden bir nevi seriye dönen bu yazılara bir yazı da ben eklemek isterim.

Benden önce yazılan her iki yazı da açık, net ve sade bir dille başlığından son noktasına kadar gerekli mesajları bize veriyor. İnsan olmak, insanca yaşamak ve güzel bir gelecek için çocuklarımızı  barışçı yetiştirmek ve barışı onlara öğretmek. Regina’nın belirttiği gibi geçmişimizden gelen tüm etkilere rağmen.

Çocuklarımıza barışı öğreteceğiz tamam, peki nedir bu barış sınırı? Kimleri kapsar nereleri kapsar?
Bizler çocukluğumuz boyunca Cumhuriyetimiz’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün evrenselleşmiş o cümlesiyle büyüdük.

Yurtta Sulh, Cihanda Sulh

Peki ya şimdi? Çok uzak geçmişe gitmemek lazım hemen yakın zamanda güncelliğini kaybetmemiş bir habere gidelim.

“İzmir’de bir lokantada yemek yiyen müşterilere mendil satmaya çalışan Suriyeli çocuk, esnafın saldırısına uğradı.”

Bu ufacık cümlede dahi, hem Zeynep Domaniç’in yazısında belirttiği insanlık, hem de Regina’nın belirttiği barışı defalarca kaybediyoruz. Mendil satmaya çalışan bir çocuğa esnaf saldırdığı için değil, ülkemizde her gün olan çocuğa şiddet, çünkü bu çocuğa şiddet zaten ülkemizin kronik utancı. Bu şekilde beslediğimiz çok hayvan var. Aslında haber değeri dahi yok….

Toplumsal olarak insanlık ve barış öğretimiz bu olayı haber değerine getiren sözcüklerle kaybolup gidiyor “Suriyeli Çocuk”.

Etrafımda bir zamandır gözlemleme imkanı buldum. Toplumda yönetime oluşan birikmiş sinirin ülkemize getirilen Suriye’li insanlarda patlaması. Zaman zaman hınca dönüşmesi. Suriye’den bir şekilde gelip ya da getirilen bu insanlar hayata tutunmaya çalışırken, kendi siyasi ve politik hınçlarımızı o insanlara özellikle çocuklara yansıtmak ne derece doğru acaba.

İşte bu noktada anlamamız gereken şu ki; Barış da insan gibi evrensel bir kelime, milleti, ırkı ve dini yok. Çocuklarımıza bir yandan barış öğretelim derken, kendi siyasi, dini ve etnik görüşlerimize sınır koyabilir miyiz? Herkesi kapsamadığı sürece barış mümkün müdür?

Şimdi bu yazımdan sonra mutlaka bana da tepkiler gelecek, siyasi yakıştırmalar yapan kişiler olacaktır. Kimileri belki “Sen biliyor musun şöyle böyle” diyeceklerdir. Evet ben biliyorum, kontrolsüzce ülkemize giren milyonlarca insan oldu, ülkemizin hastalık florası değişti, seneler önce bitti dediğimiz bazı hastalıklar yeniden başladı ekonomi için büyük yük oldu bu insanlar…

Peki şöyle düşündük mü acaba? Suriye’den gelen çocukların büyük çoğunluğu burada aşılanma imkanı buldu. Aşılanmasalar ölseler daha mı iyi olurdu? Bu insanlar, özellikle çocuklar savaşta ölseler, daha huzurlu yaşar mıydık? Bir yandan çocuklarımıza barış ve paylaşmayı öğretmeye çalışırken diğer yandan haberlerde seyrederken, sokakta gördüğümüzde, dost sohbetlerinde bu insanlara, çocuklara nefret söylemi yaparak nasıl barışçıl nesiller yetiştirebiliriz ki?

Bildiğimiz, gördüğümüz sorunlardan uzak barış içinde yaşamak ne kadar insani olabilir?

Belki bu insanların çocukların gelmesiyle başlayan sorunlarla senelerce uğraşacağız. Belki de gerçek barışçıl nesiller yetiştirip çocuklarımız bu sorunları beraberce çözecek.

Not: image2

image1Bu ufaklıkla bir İzmir seyahatimde tanıştım. Bunun adı da Esad 🙂 Hem sevimli hem de cana yakın. Annesi ve bir ablası kemeraltında sokakta geçiriyorlar hayatlarını. Esnaf kendilerine sahip çıkmış. Biz de biraz yardımcı olmaya çalıştık, üstte başta eksiklerini tamamladık. Destek olan herkese teşekkürler. Bu aileye sahip çıkan İzmir Esnafı’na da teşekkürler…

Özdemir Hiçdurmaz

14 Ekim Ankara doğumlu bir Egeli... Ruhunda efelik var... Soyadı olan Hiçdurmaz'ın tüm gereklerini yerine getirir. Eli dursa ayağı durmaz denenlerden. 2 kızım, ben ve karım, güzel bir çekirdek ailem var... fotoğraf çekerim, yazarım, çizerim, gezerim, kendim pişirir dostlarla yerim... yaptığım herşeyi hayatı yaşamak ve hissetmek için yaparım. Tüm çocuklar bizim çocuklarımızdır, geleceğimizdir fikrini ve insanların en özgür olduğu zamanların çocukluk olması gerektiğini sonuna kadar savunurum. Nacizane bir baba gözünden ebeveynliği paylaşacağım...

http://babalarvekizlari.wordpress.com
Sevgiler

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız