Söz Çocuklarda!

Başarı hırsının arkadaşlıklara etkisi

İki – üç hafta önce Türkçe sınavımızı olduk. Perşembe günü benim maçım vardı. Neyse ki erken bitti de eve de olabildiğince erken döndüm. Yoldayken düşündüm, yarına hem matematik projem vardı hem de Türkçe sınavım. Matematik projemi yapmak zorundaydım, daha sonra götürürsem gösterdiğim emeğe yazık olurdu. Ayrıca matematiğimi yükseltmem gerekiyordu, bunu da ancak projelerle yapabilirdim.

 

Başladım projemi yapmaya. Normalde 21:30 dendiğinde ben yatakta olurum, uykum gelir ve annem de daha fazlasına izin vermez zaten. Matematik projem saat 23.30’da bitti ve bitirdiğim an direkt yatmıştım. Uyumak için bir şeyleri düşünmeye ihtiyacım vardır benim, yoksa uykuya dalamam. Bu nedenle ertesi gün yapılacak Türkçe sınavımı düşündüm ve “sabah kalkınca çalışırım” dedim kendimce.

 

Sabah oldu, kalktım. Kahvaltımı ederken çalıştım, ama tabii bu yeterli değildi. Okula gidince de çalışacaktım, hatta anlamadığım birkaç konu vardı; onlar için de arkadaşlarımdan yardım alacaktım.

 

Okula gittim, şöyle bir silkelendim, kendime geldim. O sırada müdür yardımcımız ‘Doruk, matematik dersliğine geç. Türkçe sınavı olacaksınız.’ dedi. Bir anda afallamış gibi oldum, bozuntuya vermemeye çalıştım. Yapabildiğimi yapacaktım artık sınavda! Kâğıtlar dağıtıldı, sınav başladı. Neredeyse bütün soruları yapmıştım, sadece bir sorum boştu, o da 20 puanlıktı. Ben sorularımla uğraşırken arkadaşım Meryem küçük bir kâğıda bütün soruların cevaplarını yazmış, bu kağıt bütün sınıfın elinde dolaşmaya başlamıştı. Bir an bana da geldi o kağıt ve ben de bakmadan duramadım, elime böyle bir fırsat geçmişti ve o boş olan sorumu yapabilecektim. Ben de yazdım o soruyu ve bütün kağıdım dolmuş oldu.

 

4 – 5 gün sonra sınavlar açıklandı ve ben 100 almıştım. Bütün arkadaşlarım şaşırdı. Ben de şaşırmıştım. Tam bir gün sonra arkadaşlarımın adımı vererek beni şikâyet ettiklerini öğrendim. Belki kopya çekerek 100 almıştım, ama daha çok onları geçtiğim için böyle bir şey yapmışlardı. Gerçi Türkçe hocamız onlara inanmadı, beni savundu, ama onların böyle bir şey yapmasına çok şaşırmıştım. Aile baskısı, öğretmen baskısı, SBS’de iyi yapma isteği, hırs ve daha sayabileceğim birçok şey onların gözlerini döndürmüştü.

 

Aile baskı yapmalı bence! Yoksa çocuk disiplinsiz bir biçimde çalışır SBS’ye, belki de hiç çalışmaz. Öğretmenler de baskı yapmalı! Aile kadar öğretmenler de bu işte büyük rol oynuyor. SBS’de iyi yapma isteği her çocuk için gerekli, çünkü bir yerde çocuk kendini bununla motive ediyor. Fakat hırs… Hepsi gibi hırs da gerekli, ama fazlaya kaçmadan. Her şeyin fazlası zarardır…

Alternatif Anne

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız