Kategorisiz Öğrenci Koçu

Çocuklar öksüz, eşler sevgisiz…

Bu yazıya uygun resmi olmadığı gibi ön sözü de yoktur.

Akşam saat 10:00, Eren’i ve Selin’i yataklarına yatırdım, üzerlerini örttüm. Uyudular. Arada bir gidip baktım. Mışıl mışıl uyuduklarını görünce her zamanki huzuru hissettim içimde. Sonra Ela’yı emzirdim, koynumda uyuttum. Gece şimşek çaktı, hemen çocukların odasına gidip baktım. Korkarak uyanırlarsa yanlarında olayım diye. Üzerlerini örttüm. Yatağıma döndüm, Ela’yı sarıp sarmaladım. Nefes alışını dinledim. Hepsinin, hep sağlıklı ve güvenli nefeslerini hissetmeyi dileyerek uykuya daldım.

Sabah uyandım, keyfimiz yerinde, renkli tabaklarla kahvaltı masamızı hazırladık. Babamız işe gitti. Bizler güle oynaya kahvaltımızı yaptık. Sonra haberlere göz atmak için internete girdim. Yine, bir kez daha, senelerdir olduğu gibi içim karardı, yüreğim sızladı, ağladım.

Onlar da bebekti, anneleri babaları onların da üzerlerini örterdi geceleri. Onlar da korktuklarında annelerine sarılırlardı. Onlar da gök gürültüsünden korkarlardı belki. Şimdi cephaneliğin patlamasından ya da terörist ateşinden korkmuyorlar mıdır acaba? Onlar da nefes alıyordu…

Bir ömürlük hikâye. Kaç nesildir hep aynı şeyler konuşuluyor. Değişen bir şey yok. Yanlış iç politikalar, dış güçlerin etkisi, vs vs. Değişmeyen şey, hep anaların babaların yüreği yanıyor. Evlatlar öksüz kalıyor. Eşler sevgisiz, aşksız kalıyor.

Meselenin teknik ve politik detaylarına giremem, çünkü o kadar hakim değilim. Sade vatandaş olarak bilmediğimiz çok şey olduğuna eminim. Öğrenci koçu olarak, az çok kuantum düşünce tekniğini okumuş biri olarak şu yorumu yapabilirim: Askerlik sistemimiz yanlış! Askerliğini yapmamışsan iş bulamazsın, evlenemezsin. Peki o zaman askerliği aradan çıkaralım, yolumuza devam edelim. Eğer şehit olmazsak…

İşte sorunun sebebi burada yatıyor. Askerlik yaşı gelmiş genç “aradan çıkarmak için” birliğine teslim olur. Odak noktası “asker olmak” değildir, “askerliği yapmak”tır. İnsan beyni odaklanmadığı şeyde başarılı olamaz. Bizim gencimiz, gençlerimiz askerliğini yaptıktan sonra ataması gerçekleşecek ve öğretmen olacak, mühendis ve fabrikada işe başlayacak, avukat ve hukuk bürosu açacak, elektrikçide işe başlayacak… Sevdiği kızı istemeye gidecek, evlenecek, baba olacak. Bilinçaltında bunlar var. Askerlikten sonra döneceği bir yaşamı var, hayat planı var. Eğer meslek olarak askerliği seçseydi bilinçaltı farklı çalışırdı, odakları farklı olurdu. O da hem kendisinin hem de bu “meselenin” hayrına olurdu.

Başarı için hedef belirlemek, hedefe giden yolları belirlemek ve en önemlisi o hedefe kilitlenmek-odaklanmak gerekir. Bir işi yaparken aklınızda odaklandığınız hedefiniz varsa -ki olması çok normal- yaptığınız işten başarı bekleyemezsiniz. Günlük bilinç değildir insanı yönlendiren, bilinçaltıdır. Tabii ki vatani görevini yapan her asker o anda görevine odaklanır. Ama o, anlık bilinçle odaklanmaktır. Başarı için bilinçaltındaki kayıtlar önemlidir. Hayat içindeki nihai hedef önemlidir.

Anne olarak, öğrenci koçu olarak bunları yazabiliyorum. Çok da fazla yazmak istemiyorum aslında. Fotoğraf koymayacağım. Çocuklarımın uyurken çekilmiş fotoğraflarını koymaya utanırım. Şehit asker fotoğrafı koymak istemem. Hangi anne çocuğunun fotoğrafının –gerçek bile olsa- böyle kullanılmasını ister ki.

Üzgünüm. Endişeliyim. Tabii ki vatan sağ olsun, ama gençlerimiz de sağ olsun, onlar olmadan vatan kime emanet edilecek?

Bu yazı Alternatif Anne’de ilk 10 Eylül 2012 tarihinde yayımlanmıştır.

Berna Kasapoğlu Serdarlı

ALTERNATİF ANNE YAZARI | Öğrenci koçu, web tv programcısı (www.ailemizle.tv), yazar, en önemlisi 3 çocuklu mutlu anne:)

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız