Gülüş'ün Köşesi Yetişkin Psikolojisi

Arkadaşım olsun isteyeceğim anne…

cocuk-parki-2Bana “Annelik tarzlarını gözlemleyebileceğin en iyi yer neresidir?” diye soracak olsanız, tereddüt etmeden “Çocuk Parkı” diyebilirim. İmkânım olsa Türkiye’nin, Fransa’nın, Rusya’nın, Amerika’nın, Çin’in çocuk parklarında zaman geçirir, sonra da size kültürler arası anne davranışlarının haritasını çıkarırdım. Bu iş o derece eğlenceli! Ve eminim ki Türk annesinin bu haritadaki yeri çok… nasıl desem… ayrıcalıklı!

Ne de olsa, hava güneşliyken bile yeleğini üzerinden çıkarmasına izin vermeyen Türk annesidir. Çocuğunu adım adım takip eden, sürekli orasını burasını düzelten Türk annesidir. “Koşma düşersin”, “Zıplama terlersin” klişe cümleleri en kolay onun ağzından çıkar. Onlardan “Dönme başın döner” veya “Kayma kayarsın” demelerini bile beklerim! Plastik tünele girmeye yeltenen oğluna “Oraya girme ben giremem” dendiğini duymuş bir insanım ne de olsa!

Bunlara şaşıran değil, alışık bir toplumuz biz!

Sonra, bilirsiniz, çocuğun herhangi bir sorunu tek başına yaşamasına da izin vermeyiz, paylaşılamayan oyuncağı elbirliğiyle paylaştırırız. Bize göre parka getirilen her şey paylaştırılmalıdır zaten. Maazallah çocuğun içine falan oturur. Abur cuburlar da bu kurala dâhildir. Çocuğuma abur cubur uzatılır da ben izin vermezsem şayet, anlayışsız, gaddar, katı anne olarak tarihe kazınırım. Neyse ki çocuklarım bilirler neden abur cuburu yemeyeceklerini, parka zaten dondurmalarını yiyip gelmiş olduklarını, akşam yemeği saatinin yaklaştığını…

cocuk-parkiGeçtiğimiz hafta çok sıradışı bir şey oldu. 4 yaşındaki kızımla alışverişten dönüyorduk. “Alışverişte uslu durduğu için” teşekkür olarak yarım saat parka uğramayı önerdim kendisine. Oturdum bir köşeye, saldım kızımı oyun alanına. Benim dışımda tek bir anne vardı parkta, telefonuyla konuşuyordu. Kocaman göbeğini fark ettim: Doğumu yaklaşan bir hamileydi. Parktaki iki çocuktan hangisi onundu acaba? Çocuklardan birinin bir buçuk, diğerinin üç yaşlarında olduğunu anlayınca, hiçbiri parkta başıboş bırakılamayacağına göre, bu kadının tam üç çocuk annesi olduğunu anladım. Biri bir buçuk, diğer üç yaş, biri de karnında! Bu şekilde yalnız başına parka gelmek iyi cesaret doğrusu! Onun yerinde olsam iki küçücük çocukla, göbeğimin yarattığı hantallığı da düşünecek olursam, telefonla konuşmayı bile göze alamazdım! Bu anne, bana göre alışılmışın dışında rahattı. Hayranlık duydum kendisine. Üstelik üç yaşındaki kızı hiç de sakin değildi: Bir maymun gibi demir merdivenlerin üzerine tırmanıyor, yükseklerden kendini aşağı sarkıtıyor, sonra nasıl yapıyorsa ayaklarıyla yeniden zemine dokunup eski pozisyonuna geri dönüyordu. Kıza “Dikkat et düşersin!” diyesim geldi, ama etrafında telefonla konuşarak gezinen annesine bakarak sustum.

Haydi kızı geçtim, ya oğlan… Ayaklarını demirlere sağlam basamıyordu bile. Ay ay ay, kaydı! Ay, daha fazla bakamayağım! Birden kendimi klasik yurdum annesi pozisyonunda buluverdim. Korkarım yaşlanıyorum! Zaten gözü kara olan kızım, bu rahat annenin kızıyla arkadaşlık kurunca, iyice kudurdu, onun yaptığı gibi demirlere tutunarak kendini boşluğa sallandırıverdi. Altında bir metre boşluk ve taşlı zemin… Ben yanına varana kadar da kendini bırakıverdi! Hafif bir düşüş. Sıfır ağlama. Büyük bir gülümseme. Sonra “Hadi bi daha!”

Hamile kadın telefonunu kapatınca, kendisine olan hayranlığımı dile getirdim. “Evet, rahatım ben” dedi. “Hatta, maşallah, fazla rahatsınız?” diye içimden geçirdim ama, bu bir eleştiri değildi, gerçekten hayran kalmıştım ona! Hissedebiliyordum, böyle bir anne, bir terslik olduğunda bile sükûnetini koruyabilirdi.

Eğer hayatınızda böyle anneler, arkadaşlar varsa, onlara sıkı sıkı tutunun! Çünkü bizim topraklarımızda az bulunan ve kendimizi dengelemek için ihtiyaç duyduğumuz modeller, işte tam böyleleri. Eğer “fazla rahat” buluyorsanız onları, belki haklısınızdır ama bilin ki sizi dengeleyebilecek yegâne kişilerdir.

“Aman düşersin”ciler “Aman düşersin”cilerle bir araya gelince “Aman aman, düşersin şaşarsın, sen en iyisi evde kapalı kal”cılar olup çıkarız. Ve inanın bana, aramızda bu grupta olup da sadece kılık değiştirerek –sözde bilgeleşmiş- çok anne var…

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

12 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • Kesinlikle doğru analizler! Türk annesi Amerika’da da kendini gösteriyor. Parklarda, sesi çıkan bağıran çocuğunun yanına gidip konuşmaktansa on metre öteden seslenen anneler genelde Türk çıkıyor… Öte yandan bizim çocuklarımızın da sesi daha çok çıkıyor diğerlerine göre, etki-tepki meselesi sanırım.. Parklara ek olarak plajları da eklemek lazım ebeveynlik tutumlarının güzelce gözlenebileceği yerlere…

  • Çok güzel bir yazı olmuş Gülüş. Yüzümde hala bir gülümseme var:)Bahsettiğin tür ‘rahat’annelerden Londra’da çok var. Sürekli kalp çarpıntısı halinde oluyor insan parklarda o annelerin çocuklarının yaptığı akrobatik hareketleri görünce. İşin garibi benim kızım da o çocuklardan birine dönüştü ama ben hala bir parça Türk anneliği taşıyorum içimde. Çaktırmamaya çalışsam da ona, hala hopluyor yüreğim o öyle hareketler yapınca. En büyük problemi Türkiye’ye gelince yaşıyoruz, fazla hareketli ve özgür görünüyor kızım Türkiye’de, ben de rahat anne 🙂

  • hee heee ”kayma kayarsın” vurucu cümle buydu bence 🙂 bircümlede herşeyi anlatmaya yetmiş evet ama türkiyede sakin olunca bu seferde ilgisiz anne zannediyorlar benim bildiklerimi onlar bilesiye kadarr ooo ne zor işimiz

  • Rusya ve Çin harici diğer ülkelerin çocuk parklarında bulunmuş biri olarak söyleyebilirim ki, çok haklısın. Biz de yaşadığımız yere uygun davranmaya çalışıyoruz. Etrafımızda ne kadar rahat anne olursa o kadar iyi 🙂

    Tabii Türkiye’ye geldiğimizde başta kendi annemden laf işitiyorum bu yüzden o ayrı!…

  • Gülüşcüm bayıldım! Yazar bence yeni yollar denemiş, bu bir 🙂
    Ben o dediğin rahat annelerdenim emin ol bu iki 🙂
    Finaldeki tespitine, tüm tespitlerin gibi bayıldım bu üç 🙂
    Kayma kayarsın :d

  • Sevgili Gülüş Hanım;
    Yazınızı büyük bir ilgiyle okudum, çok güzel dile getirmişsiniz. Yazınızın başında imkanım olsa diğer ülkelerdeki annelerin parklarda nasıl davrandıklarını yazardım dediğiniz dikkatimi çekti.
    Sizinle ve okuyucularınızla Fransa’daki parkların nasıl olduğunu ve annelerin parklarda nasıl davrandığını paylaşmak istiyorum http://yavrucak.net/cocuk-parki/
    İyi günler dilerim.

    • Meltem hanım merhaba, ne kadar güzel bir yazı ve ne şanslıyız ki Fransa deneyimini bir anne olarak yaşayan siz, bunları paylaşmışsınız. Hatta görüyorum ki bir değil, birçok yazıda. Ne kadar sevindim anlatamam. Gerçi “Türk çocukları” başlığı altında internet ağında birçok iç dökme bulmak mevcut ama bunları konu ile yakından ilgilenen, deneyimli birinden duymak ayrı bir keyif ve öğreti. Size nasıl ulaşabilirim acaba? (mail adresi olarak)

  • ben rahat annelerdenim ve oğlum 14 aylık :):) vallahi ne yalan söyliyim böyle yaşamak daha kolay. Mesela oğlum bir hareket yaparken düşerse düşer ve sonra da kalkar bunu büyütecek bişiy yok diye bakarken oradan bir anne zırt diye aman aman aman düştü eyvah filan diyor. bir anda sanki ben çocuğumla ilgilenmiyormuşumda özen göstermiyormuşum gibi bi hava esiyor parkta. Hatta tutup kaldırmaya çalışan anneler oluyor. Ben hemen müdahale ediyorum, bırakırmısınız lütfen kendisi kalkıyor, acısaydı ağlardı, parka giden düşebilir, siz çocukken hiç düşmedinizmi bıdı bıdı bıdı diye. Diyorlardır bu kadın kötü anne diye 🙂