Eleştiri Gülüş'ün Köşesi

Araştırmacı yazar olmanın faydaları ve zararları

"Ben çocuklarımın akıllı anne babalardan oluşan bir çevrede büyümesini istiyorum..."

Kendimi içinde bulduğum duruma dair biraz dert yanmak istiyorum bugün. Bazen ülkemdeki en zor işlerden birini yaptığımı düşünüyorum. Bu işin adı, araştırmacı yazarlık. Bir diğer yüzüyle de, eleştirel yazarlık.

Şimdi bana güleceksiniz. Diyeceksiniz ki, sabahın altısında yağmurlu sokaklarda servis beklemeden evden çalışmayı, çocukları okula gönderdikten sonra çay koyup gönlünden geçenleri kaleme almayı seçerek mi en zor işi yapıyorsun? Hayır, bu işimin ballı kısmı! Ama dürüst kalma çabası içinde, farkındalık yaratmaya çalışarak, bazı durumlarda yalnız kalmayı göze alarak yazdığım için; Fikir üretmenin değil övmenin kazanç sağladığı bir dönemde bu yolu seçtiğim için, yarar-zarar dengesi hassas bir iş yaptığım için çok zor bir iş yapıyorum.

“Başka” ve “farklı” olmak

Bir marka bilinirliği araştırması yapınca Alternatif Anne’nin “okuyan, bilgili anne babalar, uzmanlar ve akademisyenler” tarafından takip edildiğini görüyorum. Onlar beni birbirlerine “O çok başka” diyerek tavsiye ediyorlarmış. Bu cümlenin açılımı da şuymuş:

“İçi boş değil, yeni fikirler üretiyor. Başkalarının söyleyemediklerini söylüyor.”

Takip etmeyenler ya da uzak duranlar ise benzer bir şey söylüyormuş aslında: “O çok farklı”. Açılımı:

“Ağzına geleni söylüyor. Dikkat et, markana zeval gelebilir.”

Eğer kişi ya da “marka” ideolojik anlamda bağımsız değilse, tartışmaya, tatlı dille eleştiri yönetmeye dahi açık değilse, ifade özgürlüğünü destekle-rmiş gibi yapıp aslında destekle-yemiyorsa, doğrudur ki Alternatif Anne onu zorlayacaktır.
Yıllardır çocuk kitaplarından yetişkin kitaplarına, ürünlerden okullara pek çok eleştirel yazı yayınladık burada. Çok cesur kalemleri konuk ettik: Berna’nın isim vere vere okulları anlattığı yazıları, Regina’nın eleştirilerini esirgemediği oyun kutularını, Halil’in tüm ekip adına anlattığı psikopat çocuk hikayesini unutamam.

Peki, niye bu işi yapıyorum? Çünkü bence çocuklarını önemseyen birinin, birilerinin bu işi yapması gerekiyor:
Okullardaki sorunları “ya çocuğuma takarlarsa” diye anlatmazsak,
pedagojik açıdan sıkıntı yaratan çocuk kitaplarını yazarlarını, yayınevlerini ve püristleri karşımıza alma korkusuyla tartışmazsak,
sırf bize ücretsiz verildi diye  çocuğun kullanamadığı alet ve edevatları harika şeylermiş gibi översek,
hem hendi ailemize, hem de başka ailelere haksızlık etmiş, dahası zarar vermiş olmaz mıyız?

Ben çocuklarımın akıllı anne babalardan oluşan bir çevrede büyümesini istiyorum çünkü çevremin durumu, bizim durumumuzu etkiliyor. O halde birimizin, birilerinin bu işi yapması gerekiyor! Bazı söylemlerin iyi niyetli ama abartılı olduğunu dile getirmeliyiz. Bazı ürünlerin, hatta etkinliklerin sadece gösterişten ibaret olduğunu tartışmalıyız. Eleştirmeliyiz. Sorgulamalıyız.

Ama zorlanıyorum.
Eleştirdiğim bir kitabın satışları düşünce yayınevi benimle iletişimi kesiyor.
Bir yazarın kitabını beğenmeyince yazar beni “friends” listesinden çıkarıyor.
Tamam, listeden çıkarıyorsa “demek ki zaten doğru insan değilmiş” diyebilirim. Ama ben sorgulayan bir insanım. Nedeni konusunda net bir açıklama almadan işin peşini bırakmıyorum. Anneliğin Ötesinde araştırması böyle ortaya çıktı: Ego’ların arkasında ne olduğuna bakınca gördüm her şeyi…

Türkiye’de yaşadığım için mutluyum. Ama keşke, diyorum, müzik albümlerinin, romanların, felsefelerin ve kişisel gelişim metotlarının nasıl hem iyi hem de kötü yanlarının tartışıldığını, bunu görme şansı olmayanlara gösterebilseydim. Eleştiri okumak insana iyi gelir, endişelerini hafifletir, konuyu erişilebilir hale getirir ve en önemlisi, eleştiri kültüre yerleştikçe alınganlık törpülenir, insan kendini eleştiriyle geliştirir. Eleştirilmek insanları daha dikkatli, daha kaliteli işler yapmaya sevk eder. Buna ne kadar ihtiyacımız var, değil mi? Yapıcı da olsa, alaycı da olsa, eleştiri sadece kaliteli olduğunda etki eder. Diğer eleştiriler zaten kaale alınmaz. Ama bizim toplumumuzda küsmeler, öç almalar had safhada. Bizler sustukça, birbirimizi boş işlerimiz için kutlayıp geçtikçe, sadece birbirimizin arkasından dedikodu yapar gibi konuştukça, bir adım ilerleyemiyoruz.

Sevgili okurlarım, ihtiyaçlarınızı, eleştirilerinizi bana yazın. Ben de kendimi böyle geliştiriyorum!

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız