Editörün Seçtikleri Eleştiri Gündem Kategorisiz Pedagog

Annelik pedagojisi

Anneliğiniz bir tarz mı, yoksa tarz olmak için mi annesiniz?

mom-1252731_640Çocukları değil anneleri gözlem altına alıp bir “annelik pedagojisi” kitabı yazmaya çalışsak karşımıza kaç tane kuram çıkardı tahmin bile edemiyorum. Hepimiz “en iyi anne” olmak için hem vicdanımızla hem kendimizle savaş halindeyiz. Her yeni gün bir pedagog, her yeni gün “sil baştan” yöntemler ve metotlarla karşı karşıya kalıyoruz. Okudukça, öğrendikçe “deli bir sarmal”a dönüşüyoruz. Uyguladığımız yöntemlerin yarın bir başkası tarafından yıkılmasıyla karşı karşıya kalıyoruz. “Hadi ya! Şimdi uyguladığım her şey yanlış mıydı!!!” diye dertlenip yeni yöntemler peşinde deliye dönüyoruz, ya da döndürülüyoruz.

Bazı uzmanların yazılarında sadece kendi sistemlerini doğru, diğerleri hatalı görme eğilimi var ve direk bunu ifade ettikleri de oluyor. Tabi ki “canhıraş” bir şekilde koşturan anneleri tek bir yaklaşıma hapsetmek isteyen bu uzmanların anlaşılan anneleri hiç ama hiç düşündüğü yok.

Annelerimiz kategorilere ayrılmış, birbirlerine yetişme, çocuklarını kıyaslayarak üste çıkma, kendi çocuğunda uyguladığı yöntemler üzerinden kendi yeterliliğini kanıtlama peşinde. Hani annelik çok özeldi, hani her çocuk özeldi. Elbette ki hepimizin bir doğrusu var ama aynı doğruya ulaşabileceğimiz farklı yolların olması, mutlak doğruyu değiştirmiyor korkmayın. Yani her annenin kendine ve çocuğuna göre uyguladığı yöntem doğru olabilme ihtimalini taşıyor. Paniklemeyin, biraz akışına bırakın, gözlemleyin, sonra yeniden başlayın…

Her kadında “annem gibi olmayacağım” dürtüsü vardır nedense. En iyi diye tanımlayabileceğimiz annenin çocuğunda bile bu durumu görürüz. Aslında amacımız annemizin hatalarını yapmamanın yanında, onun yönteminden farklı olma içgüdüsüdür, yeni bir sistem ortaya koyma telaşıdır öyle değil mi?

Birbirimize acır olduk yahu durun hele.

Eskiden gidilen doktorlar referans alınıp denenirdi. Şimdi herkes kendi doktorunu doğru görüyor, bir diğerininkini ise hiç dikkate bile almıyor. Fazla koruyucu olan, sınır koyana despot, sınır koyan fazla koruyucu olana bilinçsiz anne yaftasını yapıştırıveriyor hemen. Hepimizin yanlışları var, olmasa annelik üzerine her gün yüzlerce kitap yazılmazdı? Durumun vehameti buradan belli. Bu soruna çözüm bulamamışız ki her geçen gün buna çözüm arayan insanların yazdığı kitapları okumakla boğuşuyoruz. O halde biraz relax lütfen, sağda inecek var.

      “Doğal ebeveyn” olma arzusuyla yola çıkmışken, kendimizi çocuk psikologlarında ya da kendimiz için gittiğimiz terapistlerde buluyoruz. Aman Allahım ne yapıyoruz böyle. Yaşantımız doğal olmaktan çoktan çıkmış bile. Strese bile izin yok. Stresliyim deseniz, diğer bir annenin suçlamalarına her an maruz kalabilirsiniz. Stresliyim işte ne olacak, ben de bir insanım. Ebeveynlik pazarlığına maruz kaldım belki de ve stresliyim. Çekil şöyle kenara bir soluklanayım.

Annelik tarzımız, farzımız mı oldu?

Farz kelimesi ne de ilginç oldu değil mi? Ama “cuk” oturdu bence. Bir annelik tarzı oluşturmak zorunda hissediyoruz kendimizi ve bunu farz ediniyoruz kendimize, yani olmazsa olmazımız haline geliyor. Annelik içgüdüsel olmaktan çıkıp tarz haline mi geliyor? Annelik modası diye bir tabir de çıkabilir yakında karşımıza. Çünkü bir akım aldı başını gidiyor. Ben şu uzmanı okuyorum, seninki tü kaka diye nutuklar bile atar olduk. “Ben şöyle bir yöntem denedim ve bizde işe yaradı” diye başlayan cümleleri duyamaz oldum artık annelerden. Annelik tarzımız elbette ki olmalı, ama bu salt bir tarz oluşturmaktan ibaret olmaya başlayınca, kelimeler de esas anlamını yitirmeye başlıyor. Annelik tarzımız, birbirimizle olan çekişmelerimiz, ego tatminimizden çok ama çok uzak bir noktada seyretmeliyken, bu kelimenin içini bunlarla doldurur olduk ve bu çok rahatsız edici bir hal almaya başladı. Yakında “anne yarışmaları” başlayacak haberiniz olsun.

Hiçbir pedagojiye ait olmak zorunda değiliz.

Hiçbir sistemin öncüsü olmak zorunda değiliz. Belki de bahsettiğim gibi ebeveynlik pazarlaması yapılan bir ortamdayız ve hangi ürün bize çekici gelirse onu satın alıp, uygulamaya çalışıyoruz. Kimsenin ebeveynliğimizi bu denli ele geçirmesine izin vermeyelim. Her doğru, kendi içinde doğru bir başkasına göre yanlış olabilir olsa da, biz tüm doğrulardan bir parça alarak bütünü oluşturmaya çalışalım ki, ne kendimiz yıpranalım, ne de çocuklarımızı yıpratalım.

Annelik zor iş ama zorunlu bir iş de ayrıca. Anneliğimizin bir tarzı olmak zorunda ama bu tarz “iyi anne” olmaktan geçiyor, kişisel yarışlardan ya da annelik pazarlamasına yenilmiş ebeveynliklerden değil.

Şimdi düşünün, sizin tarzınız hangisi? Anneliğiniz bir tarz mı, yoksa tarz olmak için mi annesiniz?

Ayşegül Uysal

1982 Giresun doğumlu. İşetme mezunu, tipik bir Karadeniz kadını. Çocuklarının olacağını öğrendikten sonra tam bir ar-ge elemanına dönüşüp, araştırma-uygulama-sonuçlandırma üçgeniyle boğuşmaya başlayan, çocuklar için “daha iyisi ne olabilir” e takık, üretmeyi, yazmayı, okumayı, yeni yerler ve yeni insanlar görmeyi seven, deli-dolu , çalışan bir anne. En hassas konu çocuklar… STK faaliyetleri içerisinde… 3 çocuklu bir hayatın dezavantajlarını avantaja dönüştürmeye çalışmakla meşgul.
Çocuklarına bırakabileceği her ne varsa onun peşinden koşturmaya hazır. Hayatımı çocuklardan önce ve sonra diye ayırsam, onların var olduğu kısımda yeniden doğduğum aşikar..

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız