Bebek Gündem Hamilelik & Doğum Kategorisiz Lohusalık Prematüre Sağlık Yeni Doğan

Süt paylaşımı: Göründüğü kadar masum mu?

Yeni moda anne sütü paylaşmaktır. Başka bir kadından anne sütü almak isteyen anne nelere dikkat etmeli?

baby-372798_640Danışmanlıklarımda son zamanlarda sıklıkla karşılaştığım durumlardan biri anne sütü paylaşımı. Kimden, nasıl aldınız? Uygun koşullarda sağıldığından, depolandığından ve transfer edildiğinden emin misiniz? Anne sütüne geçen mikroorganizmalar açısından süt bir testten geçirildi mi ya da sütü veren kişinin bu hastalıklara sahip olmadığından emin misiniz? Cevap şu: Emin değilim!

Özellikle ülkemizde anne sütü bankası olmadığı için, sütü yetersiz olan, prematüre bebeği olan, ikiz-üçüz bebekleri olan, meme başının anatomik yapısından kaynaklı bozukluklar ya da meme başı çatlağı, yarası, mastit gibi durumlarda ailelerin tercih ettiği yöntemlerden biri donör sütleri ile kendi bebeklerini beslemek. Aslında bu durumların çoğu bir uzman yardımı ile çözülebilecek türden. Tabi ki anne sütünün bebek için en uygun besin olduğunu biliyor ve savunuyoruz. Mamanın ise süt paylaşımının bir alternatifi olmadığına inanıyoruz. Anne sütü olmadığı durumlarda, GÜVENLİ süt paylaşımını savunuyor ve emzirme sorunlarında öncelikle uluslararası emzirme danışmanından yardım almasını tavsiye ediyoruz.

Dünya Sağlık Örgütü ve Amerikan Pediatristler Akademisi, anne sütü olmadığı zaman, bebeğin beslenmesinde birinci öncelikli kaynağın donör anne sütü olduğunu bildirmekte. Mamaları son seçenek olarak önermekte. Kanada Pediatristler Birliği ise işlenmemiş anne sütü paylaşımını uygun bulmamakta.

Ancak son zamanlarda özellikle internet gruplarında anne sütü paylaşımlarının kontrolsüzlüğüne dikkat çekilmekte. Donör olma kriterlerini taşımadan, sağılma, depolanma ve transfer koşullarını bilmeden, hastalıklar ya da anne sütüne karışan madde veya ilaçlar açısından analizden geçmeyen donör sütleri, özellikle prematür bebeklerde ve bir sağlık problemi olan bebeklerde riskli olabilmektedir.

Food and Drug Administration günlük süt paylaşımını, özellikle hastalık yapan mikroorganizmaların bulaşma riskinden dolayı önermemekte. Yapılan az sayıdaki çalışmada, donor sütünde gram negatif bakterilerin varlığı tespit edilmiş durumda. Kontrolsüzce yapılan süt paylaşımlarında HIV virüsü ve Sitomegolovirus’ün anne sütü ile geçebileceğini biliyoruz. Özellikle Sitomegolovirus prematür bebeklerde problem olabilmekte. Holder pasterizasyonu ya da dondurma ile bu virüs ölmekte. Ayrıca lösemiden sorumlu tutulan Human T-lenfotrofik virüs taşıyıcısı olan annelerin bebeklerini emzirmemesi önerilmektedir.

Anne sütü bankasına bir ihtiyaç olduğu aşikar. Anneler bu yasal zemin olmadığında, yukarıda bahsedilen riskleri farkında olarak ya da olmayarak alıp, bebeklerini beslemenin çözüm arayışına girişebilmekteler. Halk sağlığı açısından hastalık bulaşmasının önlenmesini sağlamak, bu alandaki boşluğu dolduracak ve süt paylaşım risklerini azaltacak stratejiler geliştirmek, bunları alıcı ve vericilerin anlamasını sağlamak, donör sütlerini bebeklere kullanmadan önce düşük ısıda pastörize etmek, özellikle hassas ve duyarlı olarak tanımlanan bebekler için sütün bakteriyel analizini yapmak literatürde sayılan tavsiyeler arasında.

Ben de bu tavsiyelere katılıyorum. Uluslararası Emzirme Danışmanı olarak, annelerin çözümsüz kaldığı pek çok konuda (meme başı sorunları, yetersiz süt algısı, meme reddi gibi durumlarda) aslında bir uzmandan yardım almalarını, halen çözümsüz kaldıklarında bu tür yolları denemelerini tavsiye ediyorum. Ancak risklerini bilerek!

Doç. Dr. Emzirme Danışmanı ve Pilates Eğitmeni Güliz Onat

1981 İstanbul doğumluyum. Liseden beri, doçentliğe kadar hep hemşirelik okudum. Yüksek lisans ve doktoramı Doğum ve Kadın Sağlığı Hemşireliği alanında yaptım. Nisan 2005'te bu alanda çiçeği burnunda bir doçent oldum. Üniversitede okurken aynı zamanda klinikte de hemşire olarak 5 sene çalıştıktan sonra, İstanbul Üniversitesi hemşirelik ve ebelik bölümünde on sene araştırma görevlisi olarak çalıştım ve ders verdim. Şu anda da bir vakıf üniversitesinde hemşirelik bölüm başkanlığı yapmaktayım. Akademik kimliğim bu şekildedir.

Emzirme danışmanlığı hikayem, bundan beş sene önce bir proje ile başladı. Proje, özel bir sigorta şirketinin doğum yapan poliçe sahiplerine bir promosyon olarak eve hemşire ziyareti göndermesiydi. Projeye “mucizeye dokun” adını vermiştim. Doğumun ve emzirme sanatının bir mucize olmasına atıf yapmak istemiştim. Bu proje kapsamında altı ayda 60'tan fazla ev ziyareti gerçekleştirdim. Aynı zamanda bir “evde hasta bakım şirketi”nin ziyaretçi yenidoğan hemşiresi olarak çalıştım ve bir yılı aşkın sürede 100'e yakın lohusayı evlerinde ziyaret ettim. Böylelikle benim emzirme danışmanlığı hikayem başladı. Piyasadaki çoğu emzirme danışmanı genelde kendi bebeklerini emzirdikten sonra, bu işe merak sararlar ve herhangi bir sağlık personeli ünvanı taşımaksızın bazı kuruluşlardan eğitim alıp, danışmanlık yapmaya başlarlar. Benim öyle olmadı. Bizzat alanda çalıştıktan sonra, annelerin emzirme konusunda ne kadar çok desteğe ihtiyaçları olduğunu anladım ve onlara yardım etmek istedim. Üniversitede hemşire-ebe öğrencilere teorik ve pratik dersler verirken, bir yandan da emzirme danışmanlığı yaparak annelere ve mucizelerine dokunma fırsatı bulmak hoşuma gidiyor.

Doğal doğumun popüler olduğu günümüzde, doğuma yardımcı olacak kasların hazırlanması için bu işin bir ucunda da egzersiz olması gerektiğine inananlardanım. Bu nedenle son yıllarda uğraştığım pilatese hamile pilatesi eğitmenliğini de ekledim. Pilates derslerimi doğum ve gebelik fizyolojisi bilgilerimle birleştirerek, onların mutlu ve keyifli bir doğum deneyimi yaşamalarına katkı sağlamak çok güzel.

www.emzirmedanismanligi.com
www.evdehamilepilatesi.com

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız