Çocuk

Ben evlenmeyeceğim anne!

Anladım ki, çocuğum "özgür ruhlu olsun ama evlensin çocuk çoluğu da olsun" istiyorum...

Her ne kadar “kendi kararlarını kendisi alsın”, “özgür olsun”, “kimsenin etkisinde kalmasın” desek de, bilinçaltımızda bizim etkimizde kalmasını istemek arzusu, her daim var. Bunu geçenlerde daha iyi anladım…

Yakın arkadaşlarımız boşandılar ve oğlum buna tanıklık etti. Onların evliyken ve boşandıktan sonra ilişkilerini ayrı ayrı gözlemleme fırsatı oldu.  Ve sonra, tercihini yaptı.

Bir sabah uyanır uyanmaz söylediği cümle; “Anne ben evlenmeyeceğim” oldu.
Üzgün olduğunda yaptığı gibi, yanaklarını avuçlamış bir halde.

Bende bir telaş, bir panik! Sanırsın oğlan kırkına geldi.
Herkes evlendi, barklandı, bir benim oğlan kaldı.
“Evlilik şöyle iyi, böyle güzel” diye anlata anlata bitiremedim.
Yok, Nuh diyor Peygamber demiyordu.
“Evlenmeyeceğim işte”. “Apartmanımızda yalnız yaşayan Mert amca gibi”, evlenmem de evlenmem.

Sonra durdum. İnatlaşmaya gerek yoktu.  Karşımda boşanmayla biten bir evliliğe tanık olmuş, altı yaşında bir çocuk vardı. İlerde bu düşüncesi mutlaka değişecekti. Ondan önce sanırım tanıklık ettiği olayın ondaki etkileri üzerinde durmak lazımdı. Başlangıçta mutlu görünen  bir çift ardından ayrılmıştı. Aslında gayet iyi anlaşıyor görünüyorlardı. Demek ki iyi anlaşanlar da boşanabilirdi. O zaman evlilik iyi bir şey değildi ona göre.

Bu olay, bir evliliğin sonlanmasının çocuk üzerindeki etkilerini görmemi sağladı benim. Kendi anne babası olmasa bile!

Ünlü bir çiftin “boşanmalarının çocukları üzerinde hiçbir olumsuz etkiye yol açmadığı” açıklamaları bana hiç gerçekçi gelmemişti zaten. Çocuklar kendilerini ancak belli (ve aynı) düzen sağlandığında güvende hissederler. Günlük yaşamı düzensiz, her günü plansız, nerede, kimde kalacağı, kiminle ne yiyeceği belli olmayan bir çocuk huysuzlanabilir. Burada kastım, boşanan tüm çiftler için değil. Başlangıçtaki süreç, çocuklar için daha zor geçebilir. İyi planlanmış boşanmalarda çocuk daha az etkilenebilir. Ama mutlaka etkilenir. Bir süre sonra kendisini duruma adapte eder. Tüm canlılar gibi.

Sonra boşanan  arkadaşlarımızın ve bir çok kişinin evliliğinde sorun yaşayabileceklerini, ben ve babasının da zaman zaman anlaşamadığını konuştuk. Boşanan kişilerin çocukları varsa ortak bir şeyleri olduğunu, çocuklarını asla yalnız bırakmayacaklarını, evliliklerin sonlanabileceğini, kesin bir karar almanın henüz erken olduğunu anlattım dilim döndüğünce. Tabi anlatırken, alttan alta evliliği de övmüyor değildim. Kendimi tutamayıp, “Evlenmezsen benim nasıl torunum olacak?” sorusunu bile sordum!

Anladım ki, çocuğum  “özgür ruhlu olsun ama evlensin çocuk çoluğu da olsun” istiyorum. Biraz da annesinin istediği şeyler olsun hayatında. Belki haksız ve bencilim. Ve belki benim de sonradan düşüncelerim değişecek. Belki ilk çocuk olduğu için böyle. Belki…

Meftun Kocakaya

Anne olunca kuşlara ağaçlara boceklere annelere babalara bir daha baktım. Bakınca bunca zaman göremediğim ne çok şey olduğunu farkettim. Farketmek beni içimdeki benle tanıştırdı ve anne olmadan önce yaptığım ve ara verdiğim yazı çizi işlerine geri döndüm. İyi ki de döndüm. Kendimle bir kez daha tanıştım içimi aydınlattım.
Anne olmanın benim için bir mucize olduğunu düşünüp düşünüp mutlu oldum.

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız