Anaokulu Kategorisiz

Anaokulu’nda bir BABA

Küçük yaşlarından beri kızlarımla çok yakından ilgilendim. Hayatlarının hemen her noktasında bir izim mutlak olmuştur. Bir çocuk gelişimi kadar bir anne-baba gelişimine dair her basamağı çok güzel gözlemleme imkanım oldu.

Çocuk gelişiminin ilk 1 senesinde hemen her baba çocuğuyla ilgilenirken, 1. yaş itibariyle hele hele çocuk hareketlenmeye başladığında ister istemez baba-çocuk arası bağ açılıyor. Çocuk hareketlenip, ayaklanıp sosyal ortamlara girip bir sosyal çevre oluşturmaya başladığında sizde oluşan o sosyal çevrenin bir üyesi oluyorsunuz ister istemez. Anılcan’nın annesi, Duru Su’nun annesi gibi büyük çoğunluğu kadın popülasyonu olan bu gruba girmek için iki minik çocuğun birbirine şirinlik yapması yeterli. Çok şirin başlayan bu networking sizi bir anda çok ilginç bir sohbet grubu içerisine atıyor.

“Kaç kilo çocuğunuz? Doğduğunda kaçtı? Uykusu nasıl? Konuşuyo mu?” gibi sıradan sohbete giriş cümleleri “Emdi mi? Sütün var mı?” gibi komplike konulara geldiğinde düğüm oluyorsunuz. Ortamdan ayrılmanızla konu çatlaklara ve fazla kilolara geliyor.

Şimdi ben bir BABA olarak sütüm yok diye öleyim mi? Hani öyle bir ortam oluşturulmuş ki sütü olmayan bizden değildir! Siz bir şekilde halen çocuğunuzla ilgilenmeye devam edip, nadir miktarda sütü olmayan baba ile bir sosyal çevre oluşturabiliyorsunuz. Böyle mutlu mesut giderken gün geliyor çocuğunuz eğitim hayatının ilk adımı olan Anaokulu’na başlıyor. Bir bakıyorsunuz sütünüz olmadığı için sizi dışlayan pek sevgili hanımlar bir veli grubu olarak iyice güçlenip büyüyerek gelmiş karşınıza. Büyük çoğunluğu “organik” konusunda uzmanlaşmış, şekere düşman, en az 2-3 blogger anne takip eden ve/veya blogu olan, bir aktivist, bir radikal, 2 feminist büyük bir ekip olmuşlar. Ve karşınızda ebeveynliği annelik üstünden tanımlayan bir topluluğun “Velilik”i annelik üstünden tanımlamaya başladığı noktaya gelmişiz.

İşte bir BABA’nın en büyük imtihanı sanırım burada başlıyor. Bu veli grubu içerisinde barınabilmek… Sosyal medyayı bu kadar seri kullanabilen bir kitle içerinde yaşam mücadelesi çok zor. Bu zorluk içerisinde Anaokulu yılları bir şekilde geçiyor ve yaklaşan ilköğretim eğitimi hepimizi tedirgin ediyor.

Çok yakın zamanda ilkokula başlayan BABA’nın hikayesiyle devam edeceğiz.

 

Özdemir Hiçdurmaz

14 Ekim Ankara doğumlu bir Egeli… Ruhunda efelik var… Soyadı olan Hiçdurmaz’ın tüm gereklerini yerine getirir. Eli dursa ayağı durmaz denenlerden. 2 kızım, ben ve karım, güzel bir çekirdek ailem var… fotoğraf çekerim, yazarım, çizerim, gezerim, kendim pişirir dostlarla yerim… yaptığım herşeyi hayatı yaşamak ve hissetmek için yaparım. Tüm çocuklar bizim çocuklarımızdır, geleceğimizdir fikrini ve insanların en özgür olduğu zamanların çocukluk olması gerektiğini sonuna kadar savunurum. Nacizane bir baba gözünden ebeveynliği paylaşacağım…

http://babalarvekizlari.wordpress.com
Sevgiler

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız