Anaokuluna iyi bir başlangıç için nasıl bir yol izlenmeli?

Şu sıralar, birçok ebeveyn 2012-2013 öğretim dönemi için çocuklarına okul arayışı içinde. Çocuğun güven duyması, iyi bir başlangıç yapması çok önemli. Bu yazıda okul öncesi dönemde çocukların okula başlaması ve uyum süreci  konusunda uzman psikolog Aylin Karabağ Sılığ’ın önerilerini okuyacaksınız.

Anaokuluna başlama yaşı

İlk olarak anaokuluna başlama yaşı konusuna bir açıklık getirmekle başlayalım. Aksi bir duruma mecbur olunmadığı sürece çocukların 36 aya kadar kendi evlerinde, anne, anneanne/babaanne ya da bakıcı tarafından bakılması tercih edilmelidir. Burada önemli olan, bakan kişinin sabit olması ve çocuğun kendi evinde bakılmasıdır. İlk 3 yaşta çocuk için en önemli ihtiyaç güvende olma ve güvende hissetme ihtiyacıdır. Bu nedenle bakan kişilerin sürekli değişmemesi ve çocuğun kendini en güvende hissettiği yer olan kendi evinde bakılmasını tavsiye ederim.

Çocuk psikolojisi pamuk ipliğine bağlı değildir

Şimdi bunu sağlayamayan ailelerin panik yapmasına ya da suçluluk duymasına da hiç gerek yok aslında. Çocuk psikolojisi pamuk ipliğine bağlı değildir, öyle hemencecik bozuluvermez. Peki ne zaman endişelenmeliyiz? Uzun süren ve tekrarlayan kötü muamele varsa endişe edecek bir durum söz konusu olacaktır. Bizler danışmalarda ailelere çocuk açısından olabilecek en ideal koşulları anlatırız, buna ne kadar yaklaşılabilirse o kadar iyidir.

Çocuğunuzun anaokuluna/kreşe alışma döneminde nasıl bir yol izleyebilirsiniz?

Evet, çocuğunuzu anaokuluna göndermeye karar verdiniz, anaokulunu da sectiniz. (Anaokulları Milli Eğitim tarafından, kreşler Sağlık Bakanlığı tarafından denetlenirler. Benim kişisel tercihim anaokullarından yanadır. Bu da ayrı bir yazı konusu aslında). Başlayacağınız güne de karar verdiniz. Şimdi çocuğunuzun alışma döneminde nasıl bir yol izleyebilirsiniz sorusuna kendimden de örnekler vererek cevap yazacağım.

Okul alışverişlerini çocuğunuzla birlikte yaptınız, ayrıca çocuğunuzla bir süredir okul hakkında sohbetler ediyordunuz zaten. Orada nasıl bir ortamla karşılaşacağı konusunda bir beklenti oluşturdunuz. Bunu yaparken anne/babaların en sık düştüğü hata, okulu gerçekçi olmayan şekilde iyi göstermeleridir. Çocukta beklentinin gerçek dışı olmaması için tepkilerimizde abartıya kaçmamamız gerekir; zaten her zaman böyle değil midir?

Ev-okul geçişini kolaylaştırmada yardımcı bir “geçiş nesnesi” işinize çok yarayabilir; mesela biz oğlumla birlikte gülen bir yüz yaptık. Onu okul çantasına astık. Gülen yüzü yaparken de “Bu bizim gülen yüzümüz, okulda bu gülen yüzü gördüğünde seninle konuştuklarımız aklına gelsin, bizim ne kadar iyi vakit geçirdiğimizi ve seni ne kadar sevdiğimi hatırlarsın ve akşam gelirken de evimize getirirsin” gibi konuşmalar yaptık. Eve döneceğinin kesin olduğunu somutlatırmış da olduk.

Gülen yüzümüz

Çocuklar soyut işlem dönemine 10 yaş civarı geçerler; yani olaylar arasında neden sonuç ilişkisi 10 yaşa kadar kuramazlar. Bu nedenle de küçük yaşlarda ‘somutlastırmak’ çocuk için faydalıdır.
Ben temkinli olmayı seven bir anne olarak çantasına bana ait bir kuşak koydum ve dedim ki; “Ege’cim bu kuşağı kreşte kimsenin görmediği sadece ikimizin bildiği bir yere saklayalım, akşam seni almaya geldiğimde onu sakladığımız yerden çıkarır evimize getiririz, ne dersin?”. Ege buna bayıldı!!!

 

 

İyi bir başlangıç

Okula ilk kez öğrenciler yokken, akşam üzeri gidip öğretmenle sakin bir ortamda çocuğun tanışmasını sağlamak iyi bir başlangıç olabilir. Binayı öğretmen ve çocuğunuzla birlikte gezmek, gezerken öğretmenle çocuğun sohbet etmesine fırsat yaratmak, biraz bahçede birlikte zaman geçirmek de güzel bir yöntemdir. Mesela öğretmenle birlikte çocuğunuzu salıncakta sallamak bahçede yapılabilecek birçok şeyden sadece biri…İşte ilk gün bitti bile.

İkinci gün çocukların bahçe saatinde okulda olarak, bahçede çocukla öğretmenin ve diğer çocukların vakit geçirmesini sağlayarak okula yeni başlayan çocuğunuz için daha az tehditkar bir ortam yaratmış olursunuz. İkinci gün de bitti. Çocuğunuzun ihtiyacı olduğunu düşünüyorsanız böyle bir günü ertesi gün tekrar edebilirsiniz.

Okulun tadını damağında bırakmak

Bir sonraki gün evde kahvaltı yaptıktan sonra, yanınıza çocuğunuzun istediği bir oyuncağı da alıp sınıfınızın serbest zaman/oyun saatinde okulda olun. Kameradan sınıfı birlikte izleyin, gördükleriniz konusunda sohbet edin. İsterse sınıfa gidebileceğini, öğretmenin gelip sınıfa çıkmasına yardım edebileceğini, sınıfın çocuklar ve öğretmenler için olduğunu; bu nedenle sizin orada kalıp, kendisini bekleyeceğinizi anlatın. Çocuğu zorlamadan sınıfa gitmesine ikna etmek gerekir. İstediği zaman yanınıza gelebileceğini de bilmek çocuk için her zaman rahatlatıcıdır. O gün çocuğun sıkılmasına fırsat vermeden onu okuldan alıp, evinize dönmeniz, tabiri caizse okulun tadini damağında bırakmanız ertesi gün için size daha da kolaylık sağlar.

Ertesi gün yine kahvaltıyı evde yaptırıp oyun saatinde orada olun, bu sefer bir önceki günden biraz daha uzun kalabilirsiniz. Öğretmene sınıfta kullanabileceği ipuçları verin; örnegin Ege o dönemde tamir etmeyi, ertafı silmeyi severdi. Öğretmenin Ege’yi bu etkinlikleri yapmaya teşvik etmesi; Ege’nin arkadaslarının yanında zaman geçirerek hem onları gözlemlemesine, hem de bu sırada kendini meşgul etmesine yardımcı oldu.

Öğretmenin bu ilk gunlerde çocuğa özellikle masa başında oturması, etkinliğe katılması konusunda ısrarcı olmaması gerekir. Bunu kameralardan izleyerek çok rahat takip edebilirsiniz. Çocuğun alışmaya başladığını gözlemledikten sonra, okulda yarım gün kalacak şekilde bir ayarlama yapılabilir. Arada ben şu işimi halledip geleceğim diyerek kısa kısa kaybolmalar yapılır, sonra tam yarım gün kaydolunabilir. Çocuğun durumuna bakılarak bir sonraki basamaklar olan ‘okulda öğle yemeği’, ‘kahvaltı’, ve “okulda uyumak” konularında sırasıyla adımlar atılabilir. Okulda uyumak en son adım olmalıdır. Önemli olan her yeni aşamaya geçmeden önce mutlaka çocukla konuşarak çocuğun bir ön hazırlık yapmasına özen gösterilmesidir.

Uyum süreci

Yeni ortama uyum konusunda süreler, yontemler çocuktan çocuğa değişir. Kimi çocuk bunların hiçbirine ihtiyaç duymazken, kimi çocuk bu basamakları daha hızlı atlatır, kimi ise daha yavaş. Burada en önemli nokta, anne ve öğretmenin çocuğun ihtiyaçlarını gözlemlemesi, işbirliği içinde hareket edebilmeleri ve aşama aşama çocuğun hızına uygun gitmeleridir. Ağlamalar, ısrarla gitmek istememeler şiddetini genellikle bir ay icinde kaybeder. Bazı çocuklarda ise ilk okula başlarken sorun yaşanmaz ancak 9-10 gun sonra isteksizlik ortaya çıkabilir. Bu durumların hepsi normaldir.

Her zaman danışanlarıma dediğim gibi anne, çocugun duygularını anlar ve çocuğa yansıtırsa, hissettiklerinin normal olduğunu, kendisinde bir sorun olmadığını çocuğa hissettirirse, sabırlı, güçlü ve açıklayıcı olursa bu dönem daha rahat geçecektir.

Tüm okula başlayan çocuklara ve annelerine kısa ve sorunsuz bir geçiş süreci diliyorum.

Sevgilerimle.

Kategoriler: Çocuk Psikolojisi, Eğitim
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ

Yazar:

1997 yilinda Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümü, 2003 yılında Anadolu Üniversitesi Eğitim’de Psikolojik Hizmetler Alanında Yüksek Lisans programını bitirdim. Halen Uzm. Psikolog olarak eğitim alanında çalışmaya devam ediyorum. Dil eğitimimi İngiltere’de tamamladım ve Covent Garden College’de Halkla İlişkiler eğitimi aldım. 2008 dogumlu Ege adında bir oğlum var. Oglumun ihtiyacini karsilamak icin Eskişehir'de ilk kez gerceklestirilen anne-cocuk oyun grubu kurdum . Oğlumun sağlıklı beslenebilmesini sağlamak her anne gibi benim için de son derece önemli. Doğal gıdaya talebi arttırmak ve yerel üreticiyi desteklemek amacıyla Eskişehir Doğal Ürün Talep Edenler Grubunu kurarak uretici ve tuketiciyi biraraya getiren toplantilar ve egitimler duzenledik. Organik urunlere hem aracisiz hem online erisebilme imkani sunduk. Grup adresimiz: https://www.facebook.com/#!/groups/290560501002409/ Oğlumla yaptığımız aktiviteleri okuyabileceğiniz, anne cocuk ve egitim konularinda kişisel yazılarımı bulabileceğiniz bir blogum var. http://benimegem.blogspot.com

"Anaokuluna iyi bir başlangıç için nasıl bir yol izlenmeli?" için gelen yorumlar

Geri izleme | Yorum RSS Beslemesi

  1. Gülüş Türkmen Gülüş Türkmen diyor ki:

    “Çocuk psikolojisi pamuk ipliğine bağlı değildir” cümlesiyle annelerin yüreklerine bir nebze olsun ferahlık serptiği için Aylin hanımı öpmek istiyorum :)))
    Bir taraftan da anaokulların (ve hatta kreşlerin bile) çocuk psikolojisini nasıl olumlu etkileyebildiğini göz önünde bulundurursak, evet lütfen, annelerin içi rahat olsun ki çocuk da çabuk alışsın yuvasına :)

    • Bazen uzmanların söyledikleri anneler tarafından olması gerekenden daha farklı noktalara taşınabiliyor. Ben de dahil olmak üzere annelerde çocukların eğitimine ve psikolojisine karşı bir hassasiyet de olunca çok çabuk ve çoğu zaman gereksiz endişelere ve hatta suçluluk duygusuna kapılabiliyoruz. Sadece bunun altını çizmek istedim.

  2. Tc Yeliz Oba Alemdar diyor ki:

    valla anlatıldıgı gibi olmuyor ne yazıkkki ögretmenler gel çocugumu bahçeye çıkartıyım sizinle tanışşın nerde ben 6 yaşına gelmeden ve ögretmeni tanımadan ana okuluna vermek istemiyorum ….

  3. Yeliz Hanim
    Aynı endiseleri ben de yasadım ancak burada yapmadığım hiçbirşeyi yazmadım. Onceden ogretmen ve mudurle konusunca neden olmasın? Eğer imkanınız varsa ozel kurumlarda bunu yapmak cok daha kolay elbette. Devlet icin de seçim yaparken bunları kreşin müdürüyle görüşüp ilk hafta nasıl bir uyum süreci tasarladıklarını öğrenmeniz fikirlerinizi paylasmaniz isinizi kolaylaştıracaktır. Umarım istediğiniz gibi bir Ogretmen ve kurum bulabilirsiniz. Bu arada okul oncesi egitim cok onemli biliyorsunuz, 6 yasa kadar bekletmek isteme sebebinizi de merak ettim.

Yorum Yaz


× 9 = yetmiş iki