Anaokulu Çocuk Eğitimi Çocuk Sağlığı

Amigdalası kadar saçmalar insan!

Okul sahibi, nasıl olur da "Olayda suçum yok" diyebilir?

İzmir/Çiğli’de serviste unutulan Alperen’in sıcak ve havasızlıktan öldüğü ile ilgili haberi duymayanımız kalmadı. Okulun sahibi tutuklanmış. Olayda suçunun olmadığını söyleyip kendini savunmuş. Haklıdır belki, “olayda” suçu yoktur. Okul sahibi her gün servislere girip herkes indi mi diye bakacak değil ya. Okul sahibine gelene kadar bundan sorumlu insanlar var elbet. En başta serviste bir hostes var. Sorumluluk herkesten önce ona ait (ki anlayamadığım bir şekilde ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmış) servis şoförü var, arabayı kitlemeden içini kontrol etmemiş. Öğretmenler var, yoklamayı almamış. Müdür var, yoklama alırken servis hostesleriyle sağlama yapılması kuralını getirmemiş. Devlet var, servis kullanımını belli kurallar ile standardize edip, denetlememiş. Var oğlu var, aradığımız suçlu olsun…

Peki ya olay sonrası? “Benim suçum yok” denilebilecek kadar basit şeyler mi yaşananlar? Yahu çocuğu okula taşıtmışsın, öğretmenlere çocuğun okulda olduğu ifadesini vermeleri konusunda baskı yapmışsın, aileye yalan söylemişsin, üstüne üstlük bi de kamera kayıtlarını silmişsin. Sonra da geçmiş diyorsun ki: “Olaydan sorumlu olan öğretmenlerdir. Okulun işleriyle onlar ilgilenir.” Bak sen şu işe… Bu 40 küsür yaşına gelmiş, kafası çalışan bir insanın söyleyeceği bir şey mi allasen? Sen neyin kafasını yaşıyorsun be kadın?

Ben söyleyeyim: bu kafa AMİGDALA KAFASI.

Eğitimlerde verdiğim bir örnek var: Bir çocuk odasında tek başına ve duvarını boyuyor. Anne içeri girip “Ne yaptın sen!” diye feveran edince de elinden kalemleri atıp: “BEN YAPMADIM” diye kendini savunuyor, işte tepki aynı tepki.

Peki Nedir bu Amigdala?

Amigdala en ilkel zamanlardan beri insanların beyninde yer alan, bizi hayatta kalmaya güdüleyen badem büyüklüğünde bir organ birimi. Nasıl hayatta kalmamızı sağlıyor derseniz, mesela bir arslanla karşı karşıya kaldığınızı düşünün, amigdala size o anda “saldır ya da kaç” sinyali gönderiyor. Elinizde güvenebileceğiniz bir silah varsa saldırıyorsunuz ya da tabana kuvvet kaçabildiğiniz kadar kaçıyorsunuz, tek amacınız hayatta kalmak o an. “Aman mantıklı mı davranıyorum yoksa saçmalıyor muyum?” diye düşünmüyorsunuz, tıpkı bu okul sahibinin yaptığı gibi.

Örnekten de anlaşılacağı gibi ilkel zamanlarda kendisi hayat kurtarıyormuş, gayet işlevsel yani. Bu sebeple beyinde şanına yaraşır büyüklükte bir yer kaplarmış. Fakat insanın, zaman içersinde icat ettiği silahlar ve korunma yöntemleri sayesinde bu tarz hayati tehlikeler yaşamamaya başlaması ve sakin zamanlarda kafasını kullanıp kendini geliştirmesiyle amigdalalar da küçülmeye başlamış. Yani düşünmeden hareket etmemizi sağlayan bu zımbırtı küçülürken beynimizin muhakeme yapmamıza yarayan ön lobu gelişmiş.

Gelgelelim, eşek kadar ön lobla doğmuyoruz tabi ki. Doğduğumuzda da tıpkı ilkel insanda olduğu gibi (bir süre) hayatta kalma içgüdüsüyle hareket ediyoruz ama bir süre. Sonra zaman içersinde öğreniyoruz soyut düşünmeyi ve lobumuz büyüyor. Sözüm meclisten dışarı tabi. Herkesin lobu kendine. Ama kafamızı ne kadar çalıştırır, beynimizi ne kadar geliştirirsek o oranda “Dur bir sus, saçma saçma konuşma” diyebiliyoruz ilkel benliğimize, böyle mesnetsiz ifadeler vermeden önce. Yok diyemiyorsak işte bu okul sahibinin düştüğü duruma düşüyor, yavuz hırsız misali ev sahibini bastırmaya çalışıyoruz. Ama el izan. Sormazlar mı insana “40 küsür yıldır bu beyni ne diye taşıdın kafanda?” diye. “Hiç mi geliştirmedin be kadın?” demezler mi? Derler ve diyenler yerden göğe kadar haklılar.

Uzun lafın kısası beynin o ön lobu kadar konuşur insan. Dahası, onun büyüklüğü oranında insandır. O lobu cücük kadar kalmış böylelerinden insanlık beklenemez. Nitekim kendini kurtarmak için başkasına suç atmayı geçtim, ölü bir çocuk hakkında yalan söylemek insanlığa sığmaz.

Ağız dolusu suratına suratına “SUÇLUSUN BE KADIN! GELİŞTİRMEDİĞİN BEYNİNDEN SEN SUÇLUSUN!” diye bağırmak istiyorum.

Gülce Erhan

Konuk Yazar

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız