Kategorisiz

Alternatif Eğitim: Alternatif değil, tek seçenek!

Çocukların çocukluğundan, oyun ve hayal kurma saatlerinden çalan acımasız çarka girmemeli...

12711307_1065769380142471_8001104880859958676_oAlternatif Anne, annelere alternatiflerini göstermek için var. Ama sunduğumuz alternatiflerin hem sağlıklı, hem de uzun dönemde kolaylaştırıcı olmasına dikkat etmek isteriz ve işte işin tam da bu kısmı, karmaşıktır biraz. Önünde “alternatif” yazan her yaklaşım, hem sağlıklı hem de kolaylaştırıcı değildir çünkü…

Bazı “alternatif”leri savunmayarak okurları şaşırtırız. Örneğin, çocuğunuzun adını dövme yapmadan önce üç kez düşünmenizi isteriz. Emzirmeden kesmek için çok da beklememenizi öneririz. Sizi bebeğinizle birlikte uyumaya teşvik etmenin sakıncalı olduğunu da –eski adetler bahane edilerek yaratılan kanının aksine- pek çok kez teyit etmişizdir.

Ama konu Alternatif Eğitim olduğunda bunun bir “alternatif” değil, tersine tek seçenek olduğunu söyleriz…

Çoğu yetişkinin hayatı, okulda aldığı hasarları onarmaya çalışarak geçer. Hangi ülkenin eğitimi olursa olsun, ilerleyen pedagoji bilimine ayak uydurmayan her yaklaşım, yarardan çok zarar verebilir. Bugün uzmanlar, ilkokul bitene kadar akademik başarı değil, öğrenme isteği ve özgüven kazandırmanın öncelikli olduğu konusunda hemfikirler. Akademik başarı, öğrenme isteği kazandırıldıktan sonra kendiliğinden geliyor. Bu bilgiye rağmen ne yazık ki hala güncel okul reklamlarında “6 yaşında yabancı dilde kitap okumak” gibi vaatler veriliyor bizlere…

Çocukların çocukluğundan, oyun ve hayal kurma saatlerinden çalarak onlara hasar veren bu acımasız çarka girmemeliyiz.

10626630_1067212916664784_3830536371969271362_nGardenya Montessori Okulu kurucusu Ferda Öztürk ile ofisinde sohbet ediyordum. Bana sınıfları gezmeyi teklif ettiğinde, çocukların rahatsız olacağı düşüncesiyle çekinsem de hayır diyemedim. İçeri girdik. Montessori okullarında görmeye alıştığım düzeneğin içinden ilerleyip, çocuk sandalyelerine iliştik ve etrafı gözlemlemeye başladık. Daha önce hiç Alternatif Eğitim veren bir okulda çocukları izleme deneyimim olmamıştı. Ferda hanım bana aktivitelerin amaçlarını hatırlatadursun, sınıfta birçok ilginç şey dikkatimi çekti…

Gönüllü disiplin

Bir kere, 3-6 yaş grubu için sınıf epey sessiz ve sakindi. Fon müziği olarak Vivaldi, Chopin çalıyordu. Başka bir anaokulunda olsaydık, “Ne içirdiniz bu çocuklara?” diye espri yapardım. Ama buradaki sükûnetin nedenini görebiliyordum: Her çocuk yapmak istediği aktiviteyi kendi seçiyor, dolayısıyla çalışmasına kendini vermeye gönüllü oluyordu. Ne bir başkasının oyununa müdahale eden vardı, ne de yaptığı işten sıkılan. Ferda hanımın bana fark ettirdiği bir diğer sebep, öğretmenin kendi ses tonunu düşük kullanarak çocuklara örnek olmasıydı.

12985477_1104298639622878_1548162453910922540_nÖğrenme tutkusu

Bir başka ilginçlik, çocukların dikkatlerinin sınıfa giren yetişkinler tarafından dağılmamasıydı.  Sonuçta orada kimse beni tanımıyordu, içeri girince bana bakmaları ve işlerini aksatmaları normal olmaz mıydı? “Özdisiplin” dedi Ferda hanım: Çocuklar, seçtikleri işi yapmak istemekle meşguldüler!

Çocuğa saygı

Üçüncü ilginçlik, öğretmenin patronluk yapmamasıydı. Çocukların masasında, onların arasında oturuyordu ve sesi de onlarınkinden yüksek çıkmıyordu. Aslına bakarsanız, kendisine soru soran çocuklarla meşgul olmak dışında bir şey yapıyor gibi de görünmüyordu. “Burada yönetmen öğretmen değil, çocuk” dedi Ferda hanım. “Öğretmen çocuğa gitmiyor, ihtiyaç olduğunda çocuk öğretmene gidiyor”.

“Küçüğünü sevmek – büyüğünü saymak” denkleminin burada “Küçüğünü büyüğünü sevmek ve saymak” olarak değiştiğini çarpıcı örneklerle görebiliyordum.

Ya sevgi?

Tüm bu sessizliğin, bu disiplinli oyun ortamının içinde artık merak ettiğim tek bir şey kalmıştı. En çok ihtiyacımız olan özdisiplin ve merak çocuğa verilirken, bizim kültürümüzde en iyi yapılan şeyi, sevgi alışverişini geri plana atıyor olabilir miydi Montessori ortamı?

“Merhabalaşmak, öpüşmek, kıyafetler hakkında hoş yorumlar yapmak, sarılmak, öpüşmek bizde bir ritüel” dedi Ferda hanım. Aynı zamanda öğretmenin çocuğun hizasına inerek, göz teması yaparak konuşmasının önemini de hatırlattı. Anlayacağınız, çocuğa sarılmak, onu öpmek de çocuğun rızasıyla, onun talep ettiği ölçüde ve saygı ile yapılan şeylerdi. Tam da bizde eksik olan şeyler.

13055823_1107093242676751_8123030047967042573_oÇocuklarımızı sağlıklı beslemeye, temiz tutmaya bu kadar özen gösterirken Alternatif Eğitimi yabancı bir kavram olarak görmek ve burun kıvırmak, gösterdiğimiz özeni yarım bırakmak demek olur.

Her çocuğun kendi özelliklerinin değerlendirilebildiği, kendi hızında öğrenmesine izin verildiği, sevginin ve saygının eşit tutulduğu okulların birer alternatif değil, tek seçenek olduğunu görmemiz ve bu okulların sayılarının artması dileğiyle…

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

1 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • Ah azizim! Bir kirabilsek önyargıları, kavram karmasalarini olayın arkası gelicek de..Böyle okulların çoğalması, bu tip yaklaşımların sürekli dile getirilmesi şart.