Form Hamilelik & Doğum Kategorisiz Yetişkin Psikolojisi

“Alternatif” değil klasik gebe olsak daha mı iyi olur?

Alternatifleri görmek, harika bir şey. Ama esas cesaret ve bilinçli çaba isteyen, gerektiğinde klasik olmayı seçmektir.

pregnant-193850_640İkinci bebek için günleri sayarken, yakınlarda yayınlanmış bir makaleden yola çıkarak kendimi ve “alternatif gebe” anlayışımızı sorgulama ihtiyacı hissettim.

Essex üniversitesinden bir grup bilim adamı, doğum öncesi son dönemlere kadar çalışan annelerin çocuklarının daha düşük ağırlıklarda doğduğunu, bunun da bebeğin sağlığını neredeyse gebelikte sigara içmek kadar olumsuz etkilediğini dile getirmiş. Binlerce anne ve bebeğin verilerini inceleyen birkaç çalışmadan çıkan ortak sonuç.

Şimdi, önce kendi kafamdaki “klasik gebe” ve “alternatif gebe” prototiplerini sizinle paylaşayım. Uzun süre doğuma hazırlık kurslarında anne adaylarıyla konuşmuş birisi olarak birçok kadının bu önyargıların bir kısmını taşıdığını iyi biliyorum.

• Klasik gebe, hamilelikle dış görünüşünü boş verir, alternatif gebe son ana kadar bakımlıdır
• Klasik gebe bol bol yer, kilo alır; alternatif gebenin “karnını görmeseniz gebe olduğuna inanmazsınız”
• Klasik gebe aşerir, alternatif gebenin öyle nazları, istekleri olmaz.
• Klasik gebe çantasını bile kocasına taşıtır, alternatif gebe bavulları için bile yardım istemez (Dokuzuncu ay içindeyken şarap yapmak üzere üzüm çiğnerken doğumu başlayan alternatif gebeler tanıyorum!)
• Klasik gebe oturduğu yerden kalkmaz, alternatif gebe spor yapar, evde genç kız gibi fır döner
• Klasik gebe hamile olur olmaz işten kaytarmaya başlar, alternatif gebe son ana kadar gebe olmayanlardan iyi çalışır, bugün işteyken yarın bir bakmışsınız doğurmuş

Bu liste böyle sürüp gidebilir. Kısacası birçoğumuzun kafasındaki ideal naz yapmayan, şikayet etmeyen, gebeyken bile aktif sosyal ve iş hayatını hiç şikayet etmeden tam gaz sürdüren, manken gibi bir kadın, bir “süpergebe”. Birçoğumuz böyle olmaya çalışıyor, tam beceremediğimiz zaman da kendimizi yetersiz hissediyoruz.

Ama sonra bilim adamları çıkıp, çok gurur duyduğumuz “son ana kadar gıkını çıkarmadan çalışma”nın bebeğe sigara içmek kadar zarar verdiğini söylüyor. Yani, son hastasını doğumdan 8 gün önce gören, son büyük misafir grubunu bir hafta önce yardımcısız ağırlayan ve şikayet eder gibi yapıp bunlarla gizliden gurur duyan ben, bebeğime aslında kötülük yaptığımı fark ediyorum. Hoşgeldin sevgili dostum suçluluk duygusu…

Gebeliğinde kendini bırakmamak, aktif olmaya çalışmak, yaşamdan kopmamak kötü bir şey mi? Tabii ki değil. Öbür taraftan, bunun hayatta birkaç kez yaşanan özel bir durum olduğunu ve kafamızdaki abartılı ideallere uyum sağlamaya çalışırken kendimizi ve bebeğimizi gereksiz yere zorlamamak gerektiğini unutmamak, unutanlara hatırlatmak gerek. Sadece gebelikte değil, belki anneliğin her aşamasında. Alternatifleri görmek, harika bir şey. Ama esas cesaret ve bilinçli çaba isteyen, gerektiğinde klasik olmayı da kendine yedirmek sanırım.

Bu yazı Alternatif Anne’de ilk 1 Ekim 2012 tarihinde yayımlanmıştır.

Uzm Dr. Defne Eraslan

ALTERNATİF ANNE UZMANI | Erişkin Psikiyatristi, Bilişsel Davranışçı Terapist. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu, yine Ege Üniversitesinden Psikiyatri Uzmanı ünvanı aldı. Üniversite öğrencileri ile çalıştı, bir süre ilaç sektöründe yöneticilik yaptı. Acıbadem Üniversitesinde Yardımcı Doçentlik yaptıktan sonra şimdi kendi ofisinde çalışıyor, part time öğretim üyeliğine devam ediyor. İki çocuk annesi.

2 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • Defne Hanım, yazınız sınırlarımızı farketmemiz için tam bir silkelenme yazısı olmuş gerçekten. Ben de büyük bir azimle hamileliğimi sonlandırıp doğumdan iki ay sonra dönebileceğim iyi bir işimin olması için çabalarken bir de baktım işten çıkarıldım ve bu vesile ile hamileliğimin son üç aylık dönemini evimde geçirdim. O zaman çok dertlendim, çok üzüldüm ama bundan çok sonra, aslında durmak bilmeyen, karnı gerile gerile saatlerce stres altında koştururken aslında önceliğimi nasıl da şaşırdığımı anladım. Gerçekten hamilelik dönemi, hayatımızda yaşadığımız en özel anlar. Bu nedenle kendimizi ve bebeğimizi dinlemek, içimizde olup bitene kulak vermek için klasikler de dahil tüm alternatiflerimizi bilerek seçimlerimizi yapmamız gerekiyor. Alternatif Anne’de Alternatif Hamile bölümünde de bunu hissetmeye çalışıyoruz; alternatiflerimizi görmeye, kendimiz için doğru olanı bulmaya, farkında bir gebelik yaşamaya…Yazınız hem bir anne hem de mesleki kimliğinizle birçok anneye ışık tutacak; teşekkür ederiz!

    • Tülay Hanım,
      Samimi ve anlamlı yorumunuz için teşekkür ederim. Aslında ben dahil pek çok kişinin sık sık kendinden anne olarak beklentilerini gözden geçirmesi, gerçekçi olmayan veya astarı yüzünden pahalıya gelenleri yumuşatması gerek. Bu temayı işleyen daha çook alternatif anne yazısı yazmalıyız. Ben de yeni sezonda bunu yapmayı çok istiyorum! Umarım hepimizin işine yarar. Sevgilerimle