Form Gülüş'ün Köşesi

40 yaş üstü anne babalar nasıl forma girer?

Yazılarımı takip edenler bilir, ben bir spor fanatiği değilimdir. Ama anne olduktan sonra sağlıklı yaşlanmayı bir seçenek olarak görmekten vazgeçtim, bu artık benim için bir sorumluluk. Düzenli olarak yaşam kalitemi korumak için bana uyan yollar araştırıyorum. “Bana uyan yollar” derken, bakın neler bana ters:

  • Şok diyetler (başlangıç noktasına dönmeyi kendime yediremem)
  • Macera sporları (deniz kenarında güneşlenmek maceraların en güzelidir)
  • Moda diyetler (evet, o ismi olanlar)
  • İbadet ile birbirine karışan sporlar (yoganın bazı biçimleri mesela)
  • Bir besini ya da bir eylemi hayatınızdan tamamen çıkarmanızı isteyen yaklaşımlar (asla “asla” dememeliyim, yasaklar cezbeder)
  • Evimden uzakta bulunan merkezler (gitmemek için bahane üretmek o kadar kolay ki!)

Bunca naza ilaveten, 40 yaşını geçtikten sonra bir yöntem bulmanın ne kadar zorlaştığını anlamak zor olmasa gerek. Geçtiğimiz yıl, özellikle de mutfak atölyesine gittikten ve birbirinden lezzetli yemekleri olmadık saatlerde yedikten sonra, sabahları ayaklarımı yataktan yere indirdiğimde bir uyuşukluk hissediyordum. Kilo almış olduğum fikrini kendime konduramadığımdan olsa gerek, aynada kıyafetlerime baktığımda pek bir şey görmüyordum (görmezden geliyordum!). Merdivenleri çıkarken nefes nefese kalmaktaydım. Tamam, 40 yaşını geçtik, ama bu kadar mı hızlı yorulmaya başlıyor insanoğlu? Nihayet, bir TV programı sonrası uzmanımız Beril Papuççuer ile yan yana fotoğrafımızı gördüğümde, gerçek yüzüme çarptı: Beril’in annesi gibi görünme yolunda ilerliyordum!

Düzenli spora başladım. Bilin bakalım ne oldu? Hiçbir şey!
Hayatımda ilk kez spor, işe yaramıyor gibiydi.
Hemen rejime başladım. Ne oldu biliyor musunuz?
Sadece 1 kilo gitti.
Yazın oğlum sörf öğrenmek isteyince, kendisine eşlik edip ben de denemeye karar verdim.
6 seans sörfün arkasından, nihayet emeklerim bir sonuç verdi ve göbeğim eridi.
Ama sörf dediğin, bir aylık hobiden başka nedir ki? Kış geliyordu…

Yıldız mahallesinde Türkiye’deki en büyük Fit in Time salonu var. Buraya haftada sadece 2 kez gelmeniz ve sadece 25 dakika boyunca hareketler yapmanız isteniyor. Üstelik bunlar, korkutucu hareketler değil. Yalnız tüm fitness sistemlerinden bir farkı var: Hareketleri yaparken üzerinizde kablolu bir özel kıyafet oluyor. Buna EMS (elektriksel kas uyarımı) sistemi diyorlar. Klasik antrenmanlarda beyniniz, kasların kasılıp harekete geçmesini sağlayan elektrik sinyalleri gönderirken, EMS sistemiyle beynin gönderdiği sinyallere ek olarak kaslara dışarıdan, çok daha yoğun uyarılar gönderiliyor.  Bu sayede sizin 5 dakikalık antrenmanınız, neredeyse 1 saatlik antrenman sonucu veriyor. Videoma bakın!

Bir aydır gittiğim Fit in Time Yıldız sayesinde hiç olmadığım kadar fit olmakla kalmadım, ilk kez kendimi yorgun değil, müthiş ama müthiş enerjik hissediyorum! Nefes nefese çıktığım merdivenleri şimdi hoplaya zıplaya çıkıyorum ve çocuklarım da bu gelişmeden nasiplenmiş durumdalar.

Ben fit ve enerjik bir beden için gidiyorum. Ama kas ağrılardan kurtulmak isteyenler ve hatta performans artırmak isteyen sporcular da Fit in Time müdavimleri arasında.

Şimdi söyleyeceğim size bir detay gibi görünecek ama benim gibi zamanı dar bir anne için hiç öyle değil: Fit in Time Yıldız’a sadece temiz bir iç çamaşırı ve ayakkabılarınızı götürüyorsunuz. Kıyafetiniz, havlunuz, suyunuz, deodorantınız, şampuanınız, saç kreminiz, hijyenik pediniz hatta ayakkabı boyanız bile (şaka değil!) müesseseden. Resmen evinizde gibisiniz!

İşin gerçeği şu ki, modern hayatın hızına ayak uyduran bu idman yöntemi, zamanı dar anne babalar için de gerçek bir kurtarıcı.

Fit in Time Yıldız, EMS teknolojisi ile fitness deneyimlemek isteyenlere ücretsiz bir seans hediye ediyor. Tüm yapmanız gereken, telefon edip rezervasyonunuzu yaptırmak: (0312) 443 03 40

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız