Hamilelik & Doğum Kategorisiz Magazin

Ünlü annelerin doğum yöntemleri

Ünlülerden kim normal doğum, kim sezaryen doğumu tercih etmiş:

fulden3Sezaryen yöntemiyle doğum ve doğal doğum ile ilgili, son birkaç senedir alevlenen bir tartışma dönüyor. İçinde kadın doğum uzmanlarının da bulunduğu bir kesim, her ne kadar ispatsız bir paranoyadan ibaretmiş gibi görünse de, özellikle özel hastanelerdeki kadın doğumcuların anne adaylarını son dakikada çeşitli sebeplerle sezaryene yönlendirdiğini iddia ediyor.

Bütün bu tartışmalar, son bir senede başbakanın da hislerini dile getirmesi ve sezaryeni kısıtlamaktan, yasaklamaktan bahsetmesiyle iyice ayyuka çıktı. Olan da tabii ki gene anne adaylarına oldu, çünkü hem eldeki sezaryen verilerinin anlamsız yüksekliği, hem de normal doğuma zorlanma ihtimali, doğum yapmak isteyen pek çok kadını ufak çapta bunalıma soktu. Her ne kadar sezaryen keyfi bir yöntem gibi algılansa da, aslında öyle değildi, zorunlu durumlarda başvurulan, tıbbi bir operasyondu ve gerçekte doğala yönelim trendiyle beraber, sadece normal doğum değil, suda doğum, evde doğum, epidural doğum gibi yöntemler bile revaçtaydı.

Peki hangi ünlü anneler hangi yöntemle doğum yapmış biliyor musunuz? Gelin birkaç örneğe bakalım.


BEYONCE

30 yaşında ilk kez anne olan Beyoncé, 3 kilo 175 gram ağırlığındaki bol saçlı kızı Blue Ivy’yi vajinal doğumla kucağına aldı. Nereden mi biliyoruz? Kocası Jay-Z ile yaptıkları basın açıklamasında aynen şöyle demişler: “Merhaba, merhaba Blue Bebek! 7 Ocak 2012, Cumartesi günü, güzel kızımız Blue Ivy Carter’ın aramıza katıldığını duyurmaktan mutluluk duyuyoruz. Doğumu son derece duygusal ve huzur doluydu. Cennette gibiyiz. Doğal yöntemle, 3 kilo 175 gram ağırlığında doğdu ve ikimizin de hayatındaki en güzel deneyim buydu. Dualarınız, dilekleriniz, sevginiz ve desteğiniz için çok teşekkür ederiz.”

Beyoncé her ne kadar böyle duygusal bir metinle vajinal doğumu göklere çıkarıp progesteron sarhoşu gibi davransa da, benim ona pek güvenim yok. Malum, kendisi bir emzirme aktivisti olarak sadece 10 hafta emzirdiğini açık etmiş ve feci biçimde alay konusu olup, güven sarsmıştı.

fulden2GISELE BÜNDCHEN

2009 Aralık ayında, oğlu Benjamin’i evinde anestezi ya da herhangi bir ilaç kullanmadan, küvete su doldurup doğuran ve bu şekilde suda doğum yapan Gisele, “Evimde doğurmak istedim, doğum esnasında her şeyin farkında olmak istedim, ilaç kullanmak istemedim ve bu yüzden önceden bol bol yoga yaptım. Acı da çekmedim” diyor.

Doğumdan birkaç hafta sonra Vogue dergisiyle yaptığı söyleşide ise o anları şöyle anlatıyor: “Dönüşümü deneyimlemek istedim. Bu hayatımda yaşadığım en değişik andı. Onun içimden çıkışını hissettim, ve doğduktan sonra ona bakıp, “Tanrım, bunu beraber başardık” dedim.”

CHRISTINE AGUILERA

2008 Ocak ayında oğlu Max’i dünyaya getiren Aguilera, sezaryen olan ünlülerden biri. Sebebini açıkça dile getirmekten çekinmemiş: “Herhangi bir sürprizle karşılaşmak istemedim. Dürüst olmak gerekirse, vajinal bir yırtılmadan çok korktum. Normal doğum yapmaya gidip son anda sezaryen olan kadınların korkunç hikayelerini duymuştum. Benim için en zor kısım doğum gününü seçmekti. Akışına bırakmayı istedim ama çok sabırsızdım.”

fulden1

VICTORIA BECKHAM

Beckham, 4 çocuğunu da sezaryenle dünyaya getirmiş. Dört doğumda da hastanenin tümü kendisi için boşaltılmış. Eşi David Beckham’ın beşinci çocuk isteği ise, doktorların artık sezaryenle doğum yapma şansı bulunmadığını söylemesiyle geri tepmiş.

Ailece bu konuda hiçbir açıklamaları olmadığından, ortalıkta dönen laflar sadece rivayetten ibaret. Bir kısım medya Victoria’nın canının çok fazla tatlı olduğunu, çocuklarının doğum tarihlerini önceden belirleme hastalığına tutulduğunu, bedeni bozulmasın diye hamilelikte sekiz ayı geçirmeden doğum yapmadığı gibi acımasız iddialarla ortaya çıkarken, diğer bir kısım medya da sadece bir sağlık problemi sebebiyle sezaryen yaptığını söylüyor. Fakat ben hastane boşaltmak için çok düşünsem de sebep bulamadım.

KATE WINSLET

Bu yazıyı yazarken en üzüldüğüm isim, Kate Winslet oldu. Kızı Mia’yı acilen sezaryene girerek doğuran Winslet, doğum sonrasındaki açıklamalarında, sanki doğum yapmamış da, korkunç bir şey yapmış gibi konuşmuş. Postpartum blues gibi geldi bana ama siz karar verin: “Tamamen berbattı. Acilen sezaryene girdim çünkü normal doğum yapamayacağımı düşündüm. Travma geçirdim. Normal doğum yapan bir kadının, hayatta her şeyi yapabileceğini duymuştum, ben ise bir çocuğu doğurmayı başaramadım ve o güçlü kadınlar kervanına katılamadım.”

Durun üzülmeyin, Kate Winslet, o güçlü kadınlar kervanına oğlu Joe’nun doğumunda katılmış:

“Vajinal doğumla doğurmak harika bir duyguydu. 14 saat ilaçsız sancı çektikten sonra, epidüral almak zorunda kaldım çünkü aşırı yorulmuştum. Bir ara gene yapamayacağımı düşünsem de, inanılmaz bir doğum oldu.”

HANGİSİ DAHA İYİ?

Sezaryen, gerek pahalı bir doğum yöntemi olmasıyla, gerekse doktor açısından önceden planlanması sebebiyle avantajlı olmasıyla, gerçekten de doktorların gözdesi gibi görünüyor. Hatta size anektodal bir örnek vermekten çekinmeyeceğim, bu planlı doğurma işi şimdilerde moda olmuş falan değil. Şu anda 18 yaşında olan kardeşimin doğumunda, Ankara’nın en iyi tanınan kadın doğum profesörlerinden birinin, annemi doğuma 20 gün kala “bebeğin kalp atışları çok zayıflamış” diyerek annemi acilen sezaryene almasıyla ve bir hafta kadar sonra uzun bir Avrupa tatiline çıkmasıyla seneler önce yaşadığımız bir şeydi. Normal doğum tarihi benim doğum günüm olan 9 Temmuz’a denk gelen ve heyecanla aynı doğum gününe sahip olacağımızı düşündüğüm kız kardeşim, 22 Haziran’da doğarak, sayın profesörümüzün planlarını alt üst etmemiş olmuştu. Bize de erken doğumdan yadigar, yeni doğan sarılığı bonus oldu.

Doğal olandan öylesine uzaklaştığımızı ve sezaryeni nasıl sıradanlaştırdığımızı anlatan en güzel şey, bence adı “doğal/vajinal doğum” olan bir kavramı bile, “normal doğum” diye anmamızdır. Doğru ya, normal doğum diye bir şey yok aslında, adı üzerinde, “doğal/vajinal doğum yöntemi” var!

İnsanların acı çekmekten korkmasını kesinlikle anlayabiliyorum, ben de korktum. En büyük isteğim, spinal anestezili vajinal doğum yapmakken, kızımın karnımda 24 saat boyunca hiç hareket etmemesi sebebiyle, apar topar sezaryene alınan bir kişi de bizzat benim. Sezaryenin insanın içini dışını keserek açtıkları bir operasyon olduğu gerçeğiyle, genel anesteziden uyandıktan hemen sonra tanışıp, neredeyse bir ay beraber yaşadığımdan, ilerde ikinci bir çocuk doğurursam, SSVD yöntemiyle doğum yapmak istiyorum. Çünkü birkaç saat acı çekmeyi, haftalarca sıkıntı çekmeye tercih ediyorum.

Sizlere bir de bilgi; yeryüzünde bağırıp çağırarak doğum yapan tek türün insan olduğunu hiç duymuş muydunuz? En basitinden, daha önce hiçbir kedi ya da köpeğin doğum yapışını izlediniz mi? Bu hayvanlardan bir “ıhh” sesi bile çıkmaz. Ethologlar, bunun sebebini, dünyaya yeni bir canlı getiren anne hayvanın, bu canlıya sadece pozitif enerji vermek istemesi, onu daha dünyaya yepyeni merhaba demişken, travmaya sokmak istememesi, sakin ve çekinik bir ruh haliyle davranarak, doğan bebeklerine iyi örnek olmak istemeleri şeklinde açıklamış. Sekiz yavru birden doğuran bir köpeğin, gık bile dememesi bundanmış aslında, acı eşiği falan hikâye. İşte ben bu yüzden epidural olmak istiyordum. Çocuğumu dünyaya getirirken, bir panik ortamı yaratmak, çığlıklar eşliğinde karşılamak, korktuğum bir şeydi. Kısmet olmasa da, genel anestezili sezaryen de aynı işi gördü diye tahmin ediyorum. Tahmin edebiliyorum ancak, zira çocuk içimden çıktığında ben rüyalar âlemindeydim, ameliyathanedeki doktorum ve asistanlar çocuğum doğarken horon tepip zılgıt attılarsa, onu bilemem.

Bir sene kadar önce, TV’de izlediğim bir tartışma programında, sezaryen doğum hakkında söylenen ve şu anda teorik mi yoksa kanıtlanmış bir gerçek üzerine mi söylendiğini hatırlayamadığım şu sözler aklımdan hiç çıkmıyor. “Siz, sezaryen yaptığınızda, bebeğin vajinadan çıkış anında salgılayacağı tonlarca sevgi hormonunu engelliyorsunuz ve sevgisiz nesiller dünyaya getiriyorsunuz. Çünkü ne anne, ne çocuk, doğum anında salgılamaları gereken doğal hormonları salgılamıyor ve birbirlerinden duymaları gereken kokular açığa çıkmıyor. Bu şekilde de, daha doğum esnasında her şeyin temelinde yatan bir iletişimsizlik başlıyor.” Ne ağrı, ne sızı; sezaryenle ilgili en çok kafama takılan şey bu oldu. Gerçekten de, nereye gitti o hormonlar ve kızım dünyaya gelir gelmez benim kollarımda huzur bulsaydı, güzel olmaz mıydı? Acıdan korkmayı anlıyorum evet ama dünyaya yeni gelen bir bebek, annesiyle karşılıklı sevgi kokmayı hak etmiyor mu? 9 ay içimizde taşıyıp, yıllarca hastalansa ciğerimizin yanacağı, dertlense daha çok dertleneceğimiz, sayısız fedakârlık yaparak büyüteceğimiz çocuklarımız için, birkaç saat acı çekmeye değmez mi?

Bu yazı Alternatif Anne’de ilk 25 Şubat 2013 tarihinde yayınlanmıştır.

Fulden Ötgür

Fulden Ötgür

ALTERNATİF ANNE YAZARI | Fulden 1978, İstanbul doğumlu. Ocak 2012 doğumlu da bir kızı var. Freelance çevirmenlik yapıyor. Anne olduktan sonra çok büyüdü, büyümeye de devam ediyor.

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız

*

Alternatif Yazarlar

Gülüş Türkmen
Gülüş Türkmen
Aslı Demirörs Ağtaş
Aslı Demirörs Ağtaş
Gözde Erserçe Özateşler
Gözde Erserçe Özateşler
Deniz Sütlü Özgül
Deniz Sütlü Özgül
Ayşegül Uysal
Ayşegül Uysal
Özdemir Hiçdurmaz
Özdemir Hiçdurmaz
Özge Çakıcı Songür
Özge Çakıcı Songür
Tuba Tayfun Kayalarlı
Tuba Tayfun Kayalarlı
Meftun Kocakaya
Meftun Kocakaya
Zeynep Domaniç
Zeynep Domaniç
Tümünü Gör

Güvenilir Uzmanlar

Uzm. Dyt. Orçun Kürüm
Uzm. Dyt. Orçun Kürüm
Uzm Dr. Defne Eraslan
Uzm Dr. Defne Eraslan
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ
Uzm. Psk. Aylin Karabağ Sılığ
Eğt. Uzm. Dr. Elif Kalkan
Eğt. Uzm. Dr. Elif Kalkan
Psk. R. Berin Tuncel
Psk. R. Berin Tuncel
Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk
Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk
Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal
Uzm. Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal
Uzm.Ped. Belgin Temur
Uzm.Ped. Belgin Temur
Funda Kale Yıldırım
Funda Kale Yıldırım
Tümünü Gör