Çocuk Çocuk Psikolojisi Kategorisiz

3 yaş sendromları: “Ben Prenses Sofia ve Prensesler etek giyer”

Maruz bıraktıkça mı çizgi film kahramanına duyulan sevgi artıyor yoksa sevgisi arttıkça biz daha fazla maruz bırakmaya mı başlıyoruz?

girl-1020743_640

Prenses Sofia oyuncakları, kitapları, kıyafetleri derken evimizde yaşayan ve kendini özellikle prenses Sofia sanan bir kızımız var. Peki maruz bıraktıkça mı bu Sofia sevgisi artıyor yoksa sevgisi arttıkça mı biz daha fazla maruz bırakmaya başladık? Hani unisex giyindiriyordum ben kızımı? Ne zaman etek olmazsa evden çıkılmaz pozlarına geldik? Bu sadece cinsel kimlik gelişiminin cilveleri mi? Disney’in büyüleyici dünyasına ne zaman bu kadar dahil olduk? Kocaman ve etkili çocuk dünyasını tek elden yöneten bu şirketlerle ilişkimiz ne zaman bu hale geldi? Bu sorunlar sadece “sıradan” büyükşehir insanı sorunları mı? Ben bir yerlerde yanlış mı yaptım: Çok kıyafeti de yok bu çocuğun ama seçenekleri de yok değil, doyumsuz mu oldu benim çocuğum yoksa kendi seçimlerini yapabilen kişi olma yolunda mı? Kafamda deli sorular…

Durum bizim evdeki kadar tutkulu little-girl-570864_640bir hikaye ise endişelenmeli mi? Her gün okuldan gelir gelmez en uzun elbiselerini giyen, tacıyla dolaşan minik kızımız ne zaman normale dönecek? O, sevdiği karakterli kıyafetleri tercih ettikçe alışverişler de gelen hediyeler de bu yönde olmaya başlıyor. Ve kısır döngü… Sonra da iç çamaşırını bile sevdiği karakterli seçen minik, evde sürekli kıyafet kavgası! İnsanın “yav çocuğum başka çocukların üzerine giyecek kıyafeti yok senin yaptığına bak” diye kızasım, felsefe yapasım, ve karşılaştırasım geliyor…

Tabi ki çocukla ilgili pek çok ürün, “pazar”da tekelde. Özellikle büyükşehirlerde alışveriş edecek esnaf bulmak ne kadar zorsa avmlerde de “bişeysiz” kıyafet bulmak o kadar zor. Etraftaki uyaranlar böyle olunca bir çocuk hiç izlemese bile bir karaktere “aşık olması” an meselesi (zira kızım Sofia’ya bir arkadaşımın kızının doğum günü partisinde aşık oldu).

Çocuklar bu yaşlarda bir masal kahramanını veya bir çizgi film karakterini çok sevip hayal dünyalarında o kişi olduklarını düşünebilirler. Bunun hayal gücünü genişlettiğine de katılıyorum. Ama sanırım asıl endişelendiğim nokta: tercihleri hep aynı yönde olan kızımız mutlu olduğu için bizim de bu seçimleri desteklememiz ve sonuçta farklı kıyafetleri, farklı kitapları, ve birçok farklı seçeneği olsa da onun hep aynı şeyi tercih etmesi.

girl-812482_640Daha fazla seçenek sunarak, belki daha fazla çizgi kahramanıyla tanıştırarak (günde yarım saat tv ile ne kadar mümkün bilemiyorum), daha farklı oyunlar seçerek (başka oyunlar oynadıktan sonra yeteri kadar prenses Sofia’cılık oynamazsak uykuya gitmeyi kabul etmeyen miniğimizle ne kadar kolay bilemiyorum) belki biraz farklı yönlere gidebiliriz…

Kamyon alsak kamyonunda bebeklerini uyutan ya da Sofiasını gezdiren, yapbozu Sofialı değilse ilgilenmeyen, Sofiadan başka resim çizmeyen, özellikle son günlerde prensesli etkinlik yaparsak saatlerce oynayan yoksa 5 dakika bile ilgisini çekemediğim kızımla bakalım ne kadar daha şatomuzda çay partisi düzenleyeceğiz. Belki de biraz daha şatonun ve kraliçeliğin keyfini çıkarmalıyım, dert edinmeye değmez… Ama bu konuya değinmeden de edemedim işte, sağlıcakla!

 

 

Uzm. Psk. Elçin Gündoğdu Aktürk

1984 doğumluyum. Anneyim, psikoloji mezunuyum, araştırma görevlisiyim, ve hala okuyorum. Kızım-okul-işim-eşim arasında kendime de alanlar yaratmaya çalışıyorum. Yoga yapmak en sevdiğim kendi zamanım. Hem işim hem de ebeveynlik mesaisi ile beraber çocuk yetiştirme meseleleri en önemli ilgi alanım. Sağlıklı, duyarlı, umutlu, sevgi dolu ama bir yandan da hayatın gerçeklerine hazır bireyler yetiştirmek için neler yapmalı diye kafa yoruyorum.
bilgicanne@blogspot.com.tr

2 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • Çocuklarım olmadan önce bu tip durumları yaşayan çok arkadaşım oldu, hala yaşayanlar bile var. Evlerinin her yerini spiderman ile donatanlar, karlar ülkesi kraliçesinin tişörtünü almadan eve dönmeyenler vs. Bunları gördükçe bunun bir bağımlılık olduğunu anladım. Ve özellikle bu çizgifilm karakterlerini izletmeme kararı aldım ve bunu çocuklarda uyguladım. Disney çizgi filmlerini hem bu yönlerden hem de çok zararlı bulduğum için izletmedim . Onun yerine dvdye eğitici çizgi filmler yükledim. Çizgi film ihtiyaçları tavan yaptığında orayı açıp izletiyorum hem öğreniyorlar hem de hiçbir karaktere bağımlılıkları olmadı çok şükür. Tvyi izletirken bu şekilde bir kontrolün bunu kesmeye yaradığını düşünüyorum. Sürekli beraber vakit geçirdiğimizden tvsiz büyüdüler ve şimdi tv açsam bile kapatıp oyun oynuyorlar çok şükür.. Sanırım en zoru buydu ve dvdye eğitici çizgi film yüklemek benim için kurtarıcı oldu..Bu arada ikizlerim 3 yaşında..

  • Kesinlikle çok haklısınız “bağımlılık” konusunda. Zaten bağımlılık ve devamlılık getirmesi üzerine kurulu bir sistem ve pazar var. Belki de marka takıntısının başlangıç noktası bile diyebiliriz. Ama işte etraftan görülenler vs. durumun kontrolünü biraz zorlaştırıyor. Ben elimden geldiğince kısıtlı maruzlukla çözmeye çalıştığımı düşünsem de kontrolden çıkmalar an meselesi olabiliyor. Biz de hem izleme süresini kısıtlamak hem de eğitici bir taraf katmak adına ingilizcelerini izletmeye çalışıyoruz. Ah işte eğitsel kaygılar…