Çocuk Çocuk Psikolojisi Kategorisiz

2 yaş sendromu – Terrible Two

İlk çocuksa anne baba sudan çıkmış balığa dönüyor: İki yaş sendromu mu?

rüzgar sinirliHer şey 3 hafta önce başladı…

Hastalıklar olmadığı sürece gece mışıl mışıl uyuyan oğlum saat 23:00’te çığlıklarla yatağından kalktı. Eşim ve ben bir telaş Rüzgar’ın odasına girdik. Gözleri kapalı bir şekilde kendini yatakta bir oraya bir buraya atıyor, kucağımıza almaya çalıştıkça bize tekme yumruk savuruyor. 1 saat boyunca hiçbir şekilde sakinleştiremedik; ne kucağımızda duruyor ne yatağında! Kendini sağa sola fırlatıp kafasını yatağına vurmaya başladı. Neye uğradığımızı şaşırdık. Rüzgar sevgi dolu, duygusal ve hassas bir çocuk olduğu için daha önce bu şekilde bir hareketine rastlamamıştık. Zar zor sakinleştirdik ve uyumaya devam etti. Ertesi sabah kalktığında oldukça sinirli, saldırgan, kesinlikle hiçbir şey yemeyi kabul etmeyen, küçük işaret parmağıyla bu bu bu diye bir şeyler isteyip aslında ne istediğini kendi de bilmeyen, bağıra çağıra saçını başını yolan bir çocuğa dönüştü. 1-2 hafta öncesinde ağır bir viral enfeksiyon geçirdiği için hastalık sonrası huy değiştirdiğini birkaç gün sonra düzeleceğini düşündüğüm için üstüne fazla düşmedim.

Aradan 1 hafta geçtikten sonra hala ağzına bir lokma koymayıp, her gece çığlık çığlığa kalkmaya devam edip bize karşı agresif tutumlar sergileyip, ben artık sinirden kendi kendimi yemeye başladığımda doktorunun yolunu tuttuk.

Doktora olan biteni anlattığımda ise doktorun cevabı çok basit oldu; ‘BÜYÜYOR’ !!!

Nasıl yani dedim?

“2 yaş sendromu vardır çocuklarda, 1,5 yaş civarı başlar 3 yaşına kadar devam eder. Anne babanın bu dönemdeki tutumuna göre bu süreç uzayabilir. Ergenlik çağının ön hazırlığı gibi düşünün” dedi doktor.

Belirtileri; sinir, kafasını yerlere vurma, saç baş yolma, etrafındakilere zarar vermeye çalışma, inatlaşma, her şeyi kendinin yapmak istemesi, iştahsızlık, her şeye hayır demesi, her şeyin onun olması, kıskançlık bunlar hepsi 2 yaş sendromunu gösteriyor.

Rüzgardaki belirtiler ise birebir uyuyor, kendi yemek yemek istemesi, kendi yemeğini reddetip sizin yemeklerden yemek istemesi, büyük kaşık çatallardan kullanmak istemesi, çok düşünüyor olması ama anlatacak kelime haznesinin dar olması, kendini ifade etmeye çalışması, bir şeyleri kendi yapmak istemesi, bunların hepsi artık bebeklikten çıkıp çocukluğa uzandığı bu yoldaki sancılar diye tarif etti doktorumuz.

“Peki bu dönemi az hasarsız nasıl atlatacağız?” diye sordum.

“Anne babanın bu dönemde tutarlı davranması, çocukla fazla inatlaşmaması, ama bazı kuralların olduğunu bilmesi gerekiyor. Annenin evet dediğine baba hayır demeyecek, babanın evet dediğine de anne hayır demeyecek. Bu dönemde çocuğunuza karşı göstermiş olduğunuz tutum ileriki  yaşlarda ergenlik dönemini de etkileyecektir. Eğer bu dönemi az hasarsız sevgi dolu atlatabilirseniz ergenlik çağı da kolay geçecektir. Bu dönemde çocuğunuza sabırlı davranın, onunla inatlaşma yoluna girmeyin. Kriz anında hiçbir şekilde durduramayacağınız için bir süre onu yalnız bırakın, zaten sakinleşecektir. Yemek konusunda baskı yapmayın, zaten kendi yemek isterse yiyecektir. Siz teklif edin ama ısrar etmeyin” dedi doktorumuz.

Doktorla konuştuktan sonra, yemek konusunda üstüne gitmedim. Teklif ettim yerse yedi, yemezse yemedi. Onunla daha çok oyun oynamaya başladım. Günde 2 kez parka çıkartıyorum. Açık hava sinirlerinin yatışmasına iyi geliyor. Ben biraz onu kendi haline bırakınca işler düzelmeye başladı.

Bu dönemde çocuktan çok anne babanın uzman desteğine ihtiyacı oluyor. Hele bir de ilk çocuksa anne baba sudan çıkmış balığa dönüyor.

Bu konuda uzman bir pedagogla görüşmek için gün aldık. Rüzgar’ın bu doğal gelişim sürecinde ona nasıl yardımcı olabileceğimizi, nasıl kolay atlatabileceğimizi öğrenebilmek için. Annelik zor, sabır işi. Çok ama çok sabır göstermek gerekiyor. Hele benim gibi aceleci ve sabırsız insanlar için çocuk adeta bir aslan terbiyecisi gibi…

Bu yazı Alternatif Anne’de ilk 14 Mayıs 2013 tarihinde yayımlanmıştır.

Güzin İnce

Rüzgar’ın annesi; Tufan’ın eşi, evinin süpürgeli kraliçesi. Yüksek öğrenim hayatına İngiltere’de başlamak üzereyken aşık olup evlenmeyi ve yurtta kalmayı tercih etmiş olup, eğitimini Anadolu Üniversitesi’nde devam ettirip 2005-2012 yılları arası finans ve bankacılık sektöründe çalıştı. 22/02/2012 tarihinde ailesine sevimli bir küçük adamın katılmasıyla bu mesleği daha fazla icra edemeyeceğini düşünüp süresiz bir izne çıktı. Şimdilerde kendimi oğluna, kocasına, evine adamış olup, profesyonel anne olma yolunda emin adımlarla ilerlemekte:) Pilates yapmayı, ata binmeyi, tenis oynamayı, her türlü sporsal aktivitenin içinde bulunmayı seviyor. Bu annelik yolculuğunda her gün her gün hayatı yeniden öğrenip unuttuğu çocuk masumiyetine döndüğü için mutlu. Hayatı yaşamayı seviyor!

9 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız