Kategorisiz

15 Aylık Çapulcu

capulcuBen Rüzgar;

Müslüman, demokrasi yanlısı, özgürlüklerine düşkün, Atatürkçü bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim.

Doğduğumda, annemle babam kurban kestirip evde kuran okuttular, ezanı babam kulağıma okudu.

40 günlükken sünnet oldum.

Anneannem baş örtülü, namazında niyazında biridir. Büyük Dedem, düzene boyun eğmediği için yıllarca Anadolu’da oradan oraya sürülmüş bir emekli Emniyet Mensubu. Annem ise; bikini giyen, dudağına kırmızı ruj süren aynı zamanda kuran okuyan bir kadındır.

Babam arada bir rakı içer ama ramazan ayında oruç tutar.

Her kesimden arkadaşları vardır. İnançlısı, inançsızı, komünisti, faşisti, içki içeni, içkiyi ağzına sürmeyeni…

Ama herkes birbirine saygılıdır. Kimse kimseyi yargılamaz. Temel olan şeyin sevgi ve saygı olduğunu düşünürler.

Ben doğduğumda; annem, çocuğumu götürebileceğim bir tane park yok, yeşillik yok, toprak yok diyerek babamla bir sürü borcun altına girip bahçe içerisinde bir ev almak zorunda kaldılar. Sırf ben doğayı, ağaçları, hayvanları seveyim, onlarla iç içe büyüyeyim diye… Ama benim gibi şanslı olmayan binlerce çocuk var.

Duydum ki,  toprağa ayaklarımızın basabileceği, yeşillik bir alanda nefes alabileceğimiz birkaç tane güzel park varmış. Ama devlet baba o parkı yıkıp avm yapmak istemiş.  Bu yüzdende benim ailem gibi doğasever insanlar parkta toplanıp şarkılı, türkülü kendi hallerinde eylem yapmışlar. Ama polis amcalar,  o insanlara zarar vermiş, gaz bombası atmışlar. Bomba ne demek bilmiyorum ben.

Tek bildiğim, çimenlerin üstünde yuvarlanmayı, annemle top oynamayı, saatlerce çiçekleri, ağaçları ve yaprakları incelemeyi çok seviyorum.

Annem, geleceğin için bu eylemde bizimde olmamız gerektiğini söyledi ve şimdi hep birlikte evde kaşıkla tencereye vuruyoruz.

Mahalleme, meydanıma, ağacıma, suyuma, toprağıma, evime, tohumuma, ormanıma, köyüme, kentime, parkıma dokunma Devlet Baba!

Güzin İnce

Rüzgar’ın annesi; Tufan’ın eşi, evinin süpürgeli kraliçesi. Yüksek öğrenim hayatına İngiltere’de başlamak üzereyken aşık olup evlenmeyi ve yurtta kalmayı tercih etmiş olup, eğitimini Anadolu Üniversitesi’nde devam ettirip 2005-2012 yılları arası finans ve bankacılık sektöründe çalıştı. 22/02/2012 tarihinde ailesine sevimli bir küçük adamın katılmasıyla bu mesleği daha fazla icra edemeyeceğini düşünüp süresiz bir izne çıktı. Şimdilerde kendimi oğluna, kocasına, evine adamış olup, profesyonel anne olma yolunda emin adımlarla ilerlemekte:) Pilates yapmayı, ata binmeyi, tenis oynamayı, her türlü sporsal aktivitenin içinde bulunmayı seviyor. Bu annelik yolculuğunda her gün her gün hayatı yeniden öğrenip unuttuğu çocuk masumiyetine döndüğü için mutlu. Hayatı yaşamayı seviyor!

1 Yorum Var

Yorum yapmak için tıklayınız

  • 15 aylık bir bebek için bu eylemlerin sadece ağaç için olduğuna inanmak çok kolay ve doğal. Ama biz zekamız ve tecrubelerimizle çok daha fazlası olduğunu görebiliyoruz.

    Düşüncelerini, isteklerini demokratik bir şekilde ifade etmen ve bunu çocuğuna da öğretmeye hevesli olman ne güzel. Yinede keşke kendi çocuğuna “çapulcu” demeseydin. Böyle afirmasyonlar bilinç altına yerleşebilir.