Çocuk Psikolojisi Gülüş'ün Köşesi

10 yaş çocuğu elma soyar mı?

elma110 yaşımda bir süreliğine anneannemlerde misafirdim. Altı ay boyunca dedem, anneannem, teyzem ve ben, altın dörtlü olarak yaşadık. Her gün yarım döner, üzerine çikolatalı pasta yeme özgürlüğüm sayesinde balıketi olma yolunda hızla ilerliyordum. Şımartılmanın ve el üzerinde tutulmanın yanı sıra, anneannemin elzem gördüğü bazı adetleri de yerine getirmek zorundaydım. Bunlardan biri, Öğretmenler Gününde öğretmenimin evine gidip elini öpmek ve“Öğretmenler Gününüz kutlu olsun” demekti.

Gülen öğretmenimin evi, anneannemin evinin tam karşısında. Caddeyi geçtim mi oradayım. Kolay. Caddeyi geçtim, dedeme el salladım, apartmana girdim, merdivenleri çıkıyorum. Çıkıyorum da, bir sorun var: Ben öğretmenlerden çekinirim! Niye gönderdiler beni buraya tek başıma!

Gülen öğretmen korkulası bir öğretmen değil belki ama, ben bunu bilmiyorum çünkü sadece birkaç aydır onun sınıfındayım. Anneannemle tanıdık olmasalar, e anneannem de bu kadar ısrar etmese, gitmem!

Gülen öğretmen elini öptürüyor, beni salonun geniş kanapesinin ortasına oturtuyor ve içeride bir yerde kayboluyor. Bekliyorum, bekliyorum. Sonra elinde bir tabakla çıkageliyor. Tabakta bir portakal, bir de elma. Bir de bıçak. Hepsini öylece kucağıma bırakıyor ve karşıma geçip oturuyor.

portakal1“Daha daha nasılsın?” muhabbetleri başlıyor. Bir taraftan ona nazik cevaplar veriyorum, bir taraftan dehşet içinde önümdeki tabağa bakıyorum. Belli ki ısırarak yemek kibar olmayacak. Peki ama, ben mi keseceğim bunları? Hani küçüklerin bıçak tutması tehlikeliydi? Anneannem bana hayatta vermezdi bu bıçağı. Halimi görse, koşarak tabağı önümden kaldırır, meyveleri bir güzel soyup öyle verir elime. Ah bir karşı apartmana koşup gelebilsem!

Gülen öğretmen “Yemiyor musun?” diye soruyor. “Yiyorum, yiyorum”… da, nasıl yiyorum?

Soysanıza örtmenim…
Soramam ki, utanırım.
Rezil olurum!
“Neee!” der, “Soymayı bilmiyor musun? Bebek misin sen? Ne biçim eğitmişler seni!” der…

Soğuk terler döküyorum. Elma kucağımdaki tabağın içinde büyüyor, büyüyor. Portakal nispeten daha küçük, onu deneyeyim bari. Bıçakla bir hamle, eğri büğrü bir çizik atıyorum portakal kabuğunun ortasına. Üzerime portakal suları fışkırıyor, ellerim battı. Nasıl yenir bu meret!

Öğretmen görüyor tabii cebelleştiğimi, ama yardım etmiyor. Belki iyi de ediyor. Her neyse, ben biraz yemiş gibi yapıyor, nihayet çok aç olmadığımı söyleyerek –yalan olduğu gün gibi ortada- öğretmenimin tabağı kaldırmasını sağlıyorum.

Anneannemlere geri döndüğümde savaştan çıkmış gibiyim. Tek bir soru soruyorum onlara: Bana elma soymayı öğretir misiniz?

Siz siz olun, çocuklarınızın hangi yaşlarda neler yapabileceklerini bilin. Onları yapabileceklerinden alıkoymayın, onlar için balık avlamak yerine onlara balığı avlamayı öğretmeniz gerektiğini unutmayın ve bunun için de 18 yaşını beklemeyin!

2-10 yaş arası çocukların neler yapabildiklerini okumak için tıklayın.

Gülüş Türkmen

Yazar, müzisyen, iletişim danışmanı.
www.gulusturkmen.com

Yorum Ekle

Yorum yapmak için tıklayınız